MUSTAFA YILDIZDOĞAN İLE SÖYLEŞİ

MUSTAFA YILDIZDOĞAN İLE SÖYLEŞİ YILDIRAY ÇİÇEK :Sayın Yıldızdoğan öncelikle bu yoğun programınızda bizlere vakit ayırdığınız için teşekkürlerimi sunuyorum. 3 yıl aradan sonra "Yandığım Gün" ismini verdiğiniz yeni albümünüz 7 Şubat'ta dinleyicilerinizle buluştu. Albümünüz hayırlı-uğurlu olsun. Okuyucularımıza "Yandığım Gün" isimli albüm hakkında biraz bilgi verir misiniz? MUSTAFA YILDIZDOĞAN :Bununla birlikte 17. Albümümüzü çıkarmış olduk. Albümde 8 eserimiz var, söz ve besteler tümü şahsıma aittir. Albümün yönetmenliğini ve aranjörlüğünü Ercüment Ekin yaptı. Ayrıca albüm kendi müzik firmam olan MYD den çıktı. Dağıtımını da ÇINAR Müzik yapıyor. YILDIRAYÇİÇEK : Albüm içerisinde “Yazık Bu Memlekete” isimli bir eseriniz var. Millî ve manevi konularda çok duyarlı bir sanatçı olarak memlekete hangi noktalarda yazık oluyor, biraz okuyucularımıza bu durumu değer....

Devamı Okunma : 460 17-Subat-2012 Cuma

 
YILDIRAY ÇİÇEK ARŞİVİ ARA
GENÇ SESLENİŞ ARŞİVİ ARA

YARGININ ADALETİ BİTKİSEL HAYATTA!
YARGININ ADALETİ BİTKİSEL HAYATTA!

Geçmiş iktidarlar döneminde de yandaş davranan, taraflı davranan yargı mekanizmasına şahit olduk ama hiçbir dönem AKP iktidarındaki gibi olmamıştı.

Yargının tüm mekanizmasına şuan AKP’nin gölgesi düşmüş durumdadır. AKP muhalifleri yada AKP’nin beğenmediği zihniyetler, kurulan yargı mekanizmasıyla etkisiz hale getirilirken, yine aynı mekanizma AKP’ye hesap soracak yargı mensupları üzerinde de baskı kurmaktadır.

Bu duruma en somut örnek Deniz Feneri yolsuzluğunu soruşturan, araştıran ve sonuca yaklaşan savcıların mesleklerinde yaşadıkları olmuştur.

Basından öğrendiğimize göre Almanya’daki Deniz Feneri e.V. Derneği’nin Türkiye bağlantılarına ilişkin soruşturmadan el çektirilen Cumhuriyet Savcıları, Basın Suçları Bürosu’ndan da alındı. İki savcı, bundan sonra ‘yeni bitki çeşitlerine ait ıslahatçı haklarının korunması, entegre devre topografyalarının ve coğrafi işaretlerin korunmasına aykırı faaliyetleri’ soruşturacakmış…

Almanya’ya kadar gidip yetkililerle görüşen ve olayların ana damarına ulaşan savcıların başına başka bir şeylerin gelmemesi kendileri adına büyük şans olmuştur. Dini sömürü düzeni kurarak, zehirli sarmaşık gibi insanları yolsuzlukla boğanları araştırmak yerine tabiatın bitkileriyle ilgilenecek olmaları da önemli bir aşamadır!

Ne yapsınlar- etsinler şimdilik şükretsinler… Almanya’nın ajanı olarak yada Türkiye’de malum örgütün mensubu olarak şuan Silivri cezaevinde de olabilirlerdi… Bu tehlike kendileri adına geçmiş değildir ama durum itibariyle henüz bu sonla karşılaşmadılar.

Bu savcılar, bir muhalefet partisiyle ilgili suçlamayı soruşturan, araştıran isimler olsalardı başlarına bu durum gelir miydi? Asla gelmez ve tüm imkânlar o savcılar için seferber edilirdi.

Ama bu savcılar AKP’nin canına okuyacak bir davanın peşinde olduğu için yandaş yargı düzeni üzerlerine çullanmıştır. Onları anında “bitkisel hayata” almışlardır.

AKP önünde engel gördüğü kim yahut kimler varsa hangi kurumda olduğuna bakmaksızın hepsini “bitkisel hayata” almaktan çekinmemektedir. Genelkurmay Başkanlığı yapmış İlker Başbuğ’u bile kurulan bu yargı düzeninde içeriye almışlardır. Birçok komutan, gazeteci, yargı mensubu, siyasetçinin uğradığı akıbet budur.

Gerçek adalet yerini AKP’nin zihnindeki adalete bırakmıştır. Türkiye’de artık AKP ve diğerleri şeklinde bir ayrıştırma söz konusudur. Yargı düzeni her manada AKP’yi kollayan, koruyan ve önünü açan durumdadır.

Yüzyılın soygunu olarak tüm dünyaya duyulan Deniz Feneri yolsuzluğunu araştıran savcıların “bitkisel hayata” alınması, Türk milletinin bazı gerçekleri görmesine yardımcı olmalıdır.

AKP sayesinde sadece yargı değil, Türkiye’nin her alanı bitkisel hayata alınmış durumdadır. Ama adalet ve hukuk dağıtan mekanizma “bitkisel hayata” alındığı vakit tüm Türkiye felç olmaktadır.

AKP ihanetinin hesabını vermiyor, hukuksuzluğunun hesabını vermiyor, yolsuzluğunun hesabını vermiyor… Bu dünya AKP’ye güzel… Ya öbür dünyada yatacak yerleri var mı?

Adaleti, hukuku ortadan kaldıran ve bu kavramları sağlayacak yargı mekanizmasını yandaş hale getiren AKP, Türkiye’nin geleceğini tehlikeye almaktadır.

Türk milleti, AKP’yi bir an önce “Bitkisel Hayata” almazsa tehlikeler birçok felaketi doğuracaktır.

Başka ülkeler adına yönetilen Türkiye‘nin gidişatı bunu göstermektedir. Türk milleti ne zaman kendi milli kimliği ile yönetilirse “bitkisel hayattan” kurtulacaktır.

OKUNMA : 2194 24-Ocak-2012 Sali

Adınız Soyadınız
E-Mail Adresiniz
Yorumunuz