YALANA GEÇİT VEREN, TALANI ONAYLAR!
Sekiz yıldır ortaya koyduğu siyasi eylem ve söylemleri ile Türkiye’nin en trajı-komik Başbakanına sahip bulunmaktayız. Bugüne kadar böyle bir siyasi kişilik ne gördüm ne de duydum…
Bu kadar siyasi yalana başvuran, gerçekleri bu kadar saptıran, halkı bu kadar maniple eden başka bir başbakan olmamıştır. Bir başbakan konuşur da “Şu sözü doğru.” diyebileceğimiz bir sözü olmaz mı? Hele bir de dini söylemleri sık sık siyasetinde kullanan biri, hiçbir konuşmasında güven vermiyorsa bu durumun adını ne koyacağız?
Başbakanı konuşurken, siyasi yalanları sıralarken görünce midem bulanıyor. Bu siyasi tarzla nereye kadar ayakta kalacağını sandığını bilemiyoruz. Ama Türkiye siyasi ahlak anlayışını, yönetim noktasında aramaktadır. Recep Tayyip Erdoğan tarzı siyaset toplumun kutuplaşmasına, ahlaksızlıklara bulaşmasına ve sosyal dokusunun her manada bozulmasına sebep olmaktadır. Türkiye’nin Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olduğu yıllarına bir bakın, bunu çok net görürsünüz.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP’nin son grup konuşmasında yine halkı maniple edebilmek için siyasi yalanlarını sıralamış ve yine MHP’ye yönelik akıllı ve ahlaklı insanların kabul edemeyeceği suçlamalarda bulunmuş…
MHP’yi öteden beri (AB)(D)ullah Öcalan’ı teslim alıp İmralı’ya koymakla, o alçağı idamdan kurtarmakla suçlayacaksın, cevabını alınca da “Ama iş adam asmaca oyununa gelince son derece iştahlı bir şekilde 'gel beraber oynayalım' diye bize çağrıda bulunuyor. Terörle mücadelede MHP yok. Erzurum meydanından halat atmakla bir yere varamazsın.” diyeceksin…
Türkiye’de idamı kaldırmak için en çok mücadeleyi sen vereceksin, idamı kaldırma oylamasında partin “evet” oyu verecek, Öcalan’a saygıda kusur etmeyeceksin, onun verdiği yol haritası ile ihanet açılımları yapacaksın ama MHP’ye bu tür suçlamalarda bulunacaksın…
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Madem öyle, Apo’yu gel beraber asalım.” sözü sonrası köşeye sıkıştığınız yetmiyor gibi, siyasi yüzsüzlüğün her boyutunu göstererek küçülmenin bir manası var mı?
O Erzurum’da atılan ip, senin boynuna dolanan ip olmuştu Sayın Başbakan…22 Temmuz 2007 seçimlerinde gittiğin tüm miting meydanlarında MHP’yi Apo’yu asmamakla suçlamana verilmiş en güzel cevaptı… Ya bu konuda suçunu kabul edip susacaksın, ya da Apo’yu asma gibi bir düşüncen varsa uygulayacaksın!
Bir başbakan bu kadar tutarsız olup, bu kadar yalan söylüyorsa, vay o yönettiği Türkiye’nin haline…
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da birde son günlerde MHP’lilere yönelik bir sevda başladı. Özellikle MHP tabanına mesaj üstüne mesaj veriyor. AKP’nin yandaş medyası da buna ayak uydurdu, en nefret ettikleri Ülkücülere sevgiler, saygılar sunmaya başladılar. 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak referandumda istedikleri sonucu alabilmek için, maskeli gösterilere başladılar.
Recep Tayyip Erdoğan demiş ki: Ben inanıyorum ki MHP tabanı tepkisini referandumda çok açık, net ortaya koyacaktır.
Bunu diyen kim? Her fırsatta MHP’lilere, Ülkücülere “Kafatasçı, ırkçı, faşist, mafya bozuntuları” diye hakaret eden bir kişi… PKK’lı ile Ülkücü yan yana dursa, PKK’lıyı tercih edebilecek olan Recep Tayyip Erdoğan…
Kenan Evren’in küresel taşeronluk ruhunu taşıyanlar, ABD’nin günümüz “Bizim Çocukları” olanlar, Ülkücüleri “12 Eylül Darbecilerinden hesap soracağız.” diye kandırmaya çalışıyorlar… 12 Eylül 2010’da yapılacak referandumda “Evet” oyunun çıkması demek, Kenan Evren’in küresel zihniyetine onay vermek demektir.
12 Eylül 1980’de Ülkücülere zulümler yapan Kenan Evren’le, Ülkücülerden en nefret eden kişi olan Recep Tayyip Erdoğan arasında bir fark gören var mıdır?
MHP tabanı şuurludur, bilinçlidir,dostunu, düşmanını çok iyi tanır ve bilir. Kenan Evren ile Recep Tayyip Erdoğan’ın birbirinden hiçbir farkı olmadığını en iyi bilenler, Ülkücülerdir. AKP beslemesi, işbirlikçisi adamların propagandalarına aldanmayan Ülkücüler, AKP’ye 12 Eylül 2010 tarihinde gereken dersi verecektir.
Recep Tayyip Erdoğan’a ise, avucunu yalamak kalacaktır.
Başbakan’ın siyasi yalanları ve o yalanlara işbirlikçilik yapanların ne derece ikiyüzlülük yaptıkları alenen ortadadır.
Ahlak sahibi kişiler, bu yalanlara ve yalancılara geçit vermemeyi görev sayar.
Ülkücülerin tavrı adına konuşabilecek, Ülkücüler adına tavır koyacak tek kişi vardır. O da MHP Lideri Devlet Bahçeli’dir.
Hareketin Lideri Devlet Bahçeli, anlamlı bir şekilde tavrını koymuş ve en anlamlı bir konuşma ile referandumda niçin “Hayır” oyu verilmesi gerektiğini Türk milletine açıklamıştır.
Recep Tayyip Erdoğan ve kullandığı besleme adamların son günlerde MHP ve Ülkücüler hakkında yapmış olduğu yorumlara her MHP’li, her Ülkücü çok dikkat etmelidir. Fitne ve fesat alçak bir rüzgârla kol gezmektedir.
Yalana kanan, Türkiye’yi talan etmek isteyenlere yol verir. O yüzden, referandum sürecinde ihanet duyuları karşısında, sağduyu galip gelmelidir.
OKUNMA : 6769
16-Temmuz-2010 Cuma