“EVET” İÇİN HERŞEYİ YAPACAK DURUMDA

“EVET” İÇİN HERŞEYİ YAPACAK DURUMDA Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın zor durumda olduğunu sözlerine, kızgınlığına, öfkesine, nefretine, bol bol başvurduğu siyasi yalanlarına ve iftiralarına, herşeyden medet uman hamlelerine, dost dediklerini düşman gibi, düşman dediklerini dost gibi göstermesine, tehdide ve şantaja başvurmasına, devletin tüm imkanlarını seferber etmesine, her şeyi ve herkesi istismar etmesine, telaşına, muhalefet partilerine yönelik akıl almaz suçlamalarına bakarak anlayabiliriz. Başbakan kendinde değildir. Kendini kaybetmiş durumdadır. Özellikle referandum süreci başladığı günden bu yana telaşlı bir haldedir. Referandumun sonucunu ölüm-kalım gibi görmesi de bu telaşının en çok yansıyan yönüdür. Başbakan için “kalım” olacak sonuç Türk milleti için zarar, Başbakan için “ölüm” olan sonuçlar ise Türk milleti için kazançt....

Devamı Okunma : 305 5-Eylül-2010 Pazar

REKLAMMARKET ALMANYA
 
YILDIRAY ÇİÇEK ARŞİVİ ARA
GENÇ SESLENİŞ ARŞİVİ ARA

ÜLKÜCÜLERE 'TERÖRİST VE ELİ KANLI İNSAN BOZMASI' DİYEN FETULAH GÜLEN VE FİTNECİ MÜRİTLERİ..
ÜLKÜCÜLERE 'TERÖRİST VE ELİ KANLI İNSAN BOZMASI' DİYEN FETULAH GÜLEN VE FİTNECİ MÜRİTLERİ..

ÜLKÜCÜ “TERÖRİST, ELİ KANLI İNSAN BOZMASI”İDİ BAŞBUĞ TÜRKEŞ’İ AFFETMİYORDUNUZ NE OLDU SİZE?

Referandum günü adım adım yaklaşıyor. AKP ve AKP’yi yönlendiren güçler “Evet” oylarını çoğaltmak için her yola başvuruyorlar. Millet iradesini etkilemek ve o etkilenen iradenin desteğini arkalarına almak için yapılan her türlü hile, entrika AKP’nin siyaset felsefesini beslemektedir.

Son günlerdeki propaganda seferberliğine baktığımızda AKP’nin siyasi şartlatanlık yaparak şekillendirdiği tüm oyunlarını, hedeflerini malum cemaatin organize ettiği anlaşılmaktadır. AKP burada siyasi bir figüran gibidir. Ona- buna siyasi taşeronluk yapması ile bilinen AKP iktidarı öyle bir haldedir ki, adeta kendisini cemaatin kollarına bırakmış “beni istediğin gibi kullan” demektedir. Küresel projelere hizmet etme konusunda ortak noktası olanların birbirlerinden rahatsız olması zaten düşünülemez. Son günlerde AKP’yi kullanan malum cemaatin, AKP’ye destek vermek için Ülkücülerin şehidini, gazisini ekranlarında, gazete sayfalarında kullanması tek kelime ile iğrençlik olmaktadır.

“Ülkücü şehidin annesi, babası, abisi referandumda “Evet” oyu verecek”, Alparslan Türkeş konuşmalarında Anayasa’nın değişmesini istemişti, bugün yaşasaydı “Evet” oyu verirdi.” gibi şeytanla yarışan bir propaganda yapmaları, gerçekleştirdikleri iğrençliklerden kesitler olmaktadır. Bugüne kadar hatırlamadıkları ve hatta taşıdıkları zihniyetleri sebebiyle nefret ettikleri Ülkücü şehidinin annesine, babasına, kardeşlerine “Oğlunuzu idam eden Kenan Evren’den hesap sorulacak, ne diyorsunuz?” diye soru yöneltiyorlar, o gariban şehidimin anası, babası ve kardeşleri de doğal olarak Kenan Evren’e tepki gösteriyorlar. Bu haysiyetsizler de bu tepkiyi kendi hedefleri için kullanıyor.


Kim bunlar? Ülkücü’ye “terörist” diyen, Kenan Evren’e cennet müjdeleyen, Kenan Evren’in ABD’nin “Bizim Çocuklar” övgüsünü alarak gerçekleştiği 12 Eylül 1980 ihtilalini cemaatin dergilerinde öve öve bitiremeyen, Papaza, Hahama duyduğu sevginin yüzde birini Ülkücüye duymayan Fetullah Gülen’in müritleri…

Fethulah Gülen, Ülkücüleri terörist olarak gösterdiği bir söyleşisinde “Türkiye'de az insan öldürülmedi ki. O grup onu öldürttü, öbür grup diğerini. 12 Mart'ta da millet kanlı bıçaklıydı. Asker geldi müdahale etti. 12 Eylül'de yine millet kanlı bıçaklıydı. Millet birbirini öldürüyordu. Birbirini öldürerek bir yere varmaya çalışılıyordu. Bunların hepsi teröristti. O taraf da teröristti, bu taraf da. Ama ad koyuyorlardı. Biri diyor ki: "Ben Müslümanlık için yapıyorum." Öbürü de diyor ki: "Ben toprağım için, milletim için yapıyorum." Diğeri de diyordu ki: "Ben kapitalizme, sömürüye karşı savaşıyorum." Onların hepsi bir kısım laflardı. Kur'an-ı Kerim aynen "laf" diyor. Hiçbir kıymet-i harbiyesi olmayan şeylerdi. Ama öldüren öldürene. Ve herkes bir mefkûre uğruna öldürüyordu.” (Fethullah Gülen ile röportaj /Nuriye Akman, Zaman, 23.03.2004) diyordu.

Şimdi kendi tanımlarına göre Ülkücü teröristlerin(!) ailelerini, AKP’nin kendisini kurtarma Anayasa’sı olan pakete destek sağlayabilmek adına cemaatin gazetelerinden, televizyon ekranlarından bir türlü eksik etmiyorlar. Sanırsınız ki,40 yıllık Ülkücü dostları, Ülkücü şehitleri elleri ile kara toprağa bunlar vermişler, Ülkücülerin tüm acılarında, sevinçlerinde onlar vardı…

Fetullah Gülen geçmişte mücadele veren Ülkücülere 2004 yılında “Terörist” tanımında bulunurken, 09.04. 2007 yılında da kendi web sitesinde yer alan “Kaos, Kadrolaşma, Ordu ve Okullar” başlıklı yazısında da "Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder.” Evet, artık, “Türk Milleti” diyen, “vatan, ülke, ülkü, bayrak” sözlerini dilinden hiç düşürmeyen ve hatta “din, iman, Kur’an” fedaisiymiş gibi arz-ı endâm eden bir sürü eli kanlı insan bozması var meydanlarda. Bunlar “millî ruh” diye diye milletin önüne kuyular kazıyorlar, ‘ruh kökü’nden bahsederken milletin kökünü kesiyorlar ve toplumu ruhsuzlaştırarak, kalbsizleştirerek kimseye sezdirmeden en sinsi planlarını uygulayabiliyorlar." sözleriyle en ağır hakaretleri ediyordu.

Fetullah Gülen tabii ki, sadece Ülkücülerle değil, ölümünden sonra Ülkücü Hareketin Başbuğu Alparslan Türkeş’e de “Adnan Menderes’i astırdı.” iftirasını dillendirerek saldırmıştır.

Bir konuşmasında Başbuğ Türkeş’e yönelik diyor ki: “Milletin sevdiği bir adamdı. Affetmem ben Menderes’i asmalarını, düşünün 33 sene geçmiş, affedemedim ve asılmasının % 50 vebali Türkeş’in boynunda."
Ülkücülere “Terörist” ,”Eli Kanlı İnsan Bozması” diyenler ve Başbuğ Türkeş’i “Affetmeyenler” (Kim oluyor da affedip-affetmeme kararı veriyorsa) şimdi Ülkücülere ve Başbuğ Türkeş’e cemaatin yayın organlarında en geniş yerleri ayırarak, MHP üzerinde fitne yaratmaya çalışıyorlar.

MHP ve Ülkücüler üzerinde kendi istedikleri etkiyi yaratmaya yönelik yapılan yayınlara bakın. Büyük bir çoğunluğu cemaate ait televizyon ve gazetelerde yayınlanmaktadır. Ne bir ahlak, ne bir ölçü, ne bir vicdan tanımadan yaptıkları yayınlarla sadece fitne ve fesat üreten bu cemaatte hiç Allah korkusu yok mu? Çok merak ediyoruz. Allah korkusu olan AKP’yi destekler mi? Bunu da her Müslüman kendi vicdanına sormalıdır, en başta da bu malum cemaatin mensupları bu sorguyu yapmalıdır.

Bu vicdani sorgulamayı yapmaya küresel güçlerin bağladığı prangalar izin vermiyorsa, hiç değilse bu kadar hakaret ettiğiniz, düşmanca duygular beslediğiniz Ülkücülerden fitne-fesat karakterinizi uzak tutun…

Ülkücüler size ne kötülük yapmıştır ki, Kürtçülere, Ermenicilere, Rumculara, Amerika’ya, İsrail’e açtığınız kucağı bir gün olsun Ülkücülere açmadınız?

Zaten Türk-İslam dünyasına savaş açmış olan güçlere kucak açanların Ülkücülere de kucak açması gibi bir beklentimiz yok. Sadece tuhaflığı sorgulamak için soruyoruz.

AKP’yi yönlendiren cemaat ve cemaatin yönlendirmesi ile küresel projelerde debelenen AKP, Türk milliyetçiliği ve Ülkücü düşmanlığında Türkiye’nin en tescilli yapılarıdır. Ama bunlar için hedefe giden her yol mübah olduğundan, şimdi en ağır hakaretleri ettikleri Ülkücülere sırıtmaya başlamışlardır. İkiyüzlülüğün bu derecesi hiç kimsede görülmemiştir.

Ülkücülerin haklı ve kutsal davasına fitne-fesat sokmaya çalışan bu ikiyüzlü yapılara karşı tüm Ülkücüler teyakkuz halinde olmalıdır.

Bunların gazeteleri, televizyonları, dergileri, haber siteleri, radyoları ile fitne-fesat rüzgârı estirmeleri karşısında her Ülkücü imanı ve ülküsü ile ayakta durmalıdır. Fethullah Gülen’in ve Recep Tayyip Erdoğan’ın Ülkücülere etmiş olduğu hakaretler, tüm Ülkücülerin kulaklarında çınlamalıdır.

12 Eylül 2010 tarihine kadar her Ülkücü bunların hakaretlerini, düşmanlıklarını bilmeyen, duymayan kim varsa onlara anlatmalıdır.

Gerçi bunların Ülkücülere nasıl nefret ve kin duyguları ile baktığını yedi düvel bilmektedir. Ama bunlar kendi menfaatleri için gün gelir Ülkücüye, gün gelir devrimciye, gün gelir PKK’lıya tebessümler dağıtırlar.

Asıl dikkat edilmesi gereken bunların gazetesinde, dergisinde, televizyonunda MHP’ye, Lider Devlet Bahçeli’ye eski Ülkücü sıfatıyla saldıran ve akıl vermeye çalışan, satılmışlıkta sınır tanımayan besleme kişilerdir. Bu alçak adamlar, Ülkücüye bu kadar hakaret eden ve düşmanlık besleyenlerin yayın organlarında Ülkücülerin kutsaliyetlerini istismar ederek, AKP yalakalığı yapmaktadır.

Bunlar ya para ile satın alınmış, ya işbirlikçi yada zırıl zırıl cahildirler.

Ey AKP’liler, ey cemaat mensupları, kendinizi daha fazla küçük düşürmeden Ülkücülere ettiğiniz ağır hakaretlerden dolayı özür dileyin, varın kendi küresel yol arkadaşlarınızla aynı yolda yürümeye devam edin…

Türk milleti, Ülkücülerin önderliğinde bunlara çok büyük “Hayır” tokatı vuracaktır. Bunların riyakârlıkları, ikiyüzlülükleri artık herkesi bıktırmıştır.

PKK’ya verilen tavizlerin, Deniz Feneri Yolsuzluklarının, Habur Sınır kapısındaki rezilliklerin, Barzani ve Talabani ile kurulan dostlukların, ABD ve İsrail’e yapılan hizmetkârlıkların hesabı 12 Eylül 2010 tarihinde sorulacaktır.

OKUNMA : 2967 28-Temmuz-2010 Çarsamba

Adınız Soyadınız
E-Mail Adresiniz
Yorumunuz