KENDİ HALİNİZE AĞLAYIN!
Her seçim öncesi mazlumu, mağduru oynayan ve bir istismar konusu bularak Türk milletini kendine destek vermesi için maniple eden AKP iktidarı, yaklaşan 12 Eylül 2010 referandum öncesi yine aynı malzemeleri kullanmaya başladı. 29 Mart 2009 yerel seçimlerinden önce Davos’ta Türk halkını etkilemek için tiyatro çeviren Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra şimdi de eşi Emine Erdoğan sahneye çıktı.
Davos’taki tiyatronun kaymağını o günden bugüne kadar yiyen AKP, hala doymamış olacak ki, Emine Erdoğan da Davos tiyatrosuna geçtiğimiz günlerde “Peres’in yalanları beni çok ağlattı.” diyerek müdahil olmuş…
Filistinli iş kadınlarını Başbakanlık resmi konutunda ağırlayan Emine Erdoğan, onlara Davos’ta yaşanan olayları anlatırken “O an ağlamaya başladım. Yanımdakiler bana neden ağladığımı sordukları zaman, “Çünkü Peres bir yalancı” diye yanıt verdim. Ağlamaktan kendimi tutamıyordum.” şeklinde bir açıklamada bulunmuş…
Ne bu ağıtların, ne Emine Erdoğan’ın bu sözlerinin zerre kadar bir inandırıcılığı yoktur.
Asıl Türk milleti, Emine Erdoğan’ın kocasının siyasi yalanlarına gerçek manada ağlamaktadır.
Emine Erdoğan, o Filistinli iş kadınlarına keşke “Kocam ABD’nin Müslümanları katleden BOP’unda Eşbaşkanlık yapıyor, 1.5 milyon Müslüman öldüren ABD askerlerine “ABD’nin Irak’ta savaşan kahraman bay ve bayan askerlerin en az zayiatla ülkelerine mümkün olan en az zamanda dönmeleri temennisi ile duacıyız.” şeklinde dualarda bulunuyor, İsrail ile her türlü işbirliğine devam ediyor, hala Yahudi Cesaret Ödülü ile geziyor bunlar için de sabaha kadar kahrımdan ağlıyorum.” deseydi, açıklamalarından bir samimiyet yakalayabilirdik.
Kaldı ki, Davos’taki hadiseden bir saat sonra Recep Tayyip Erdoğan “Herhangi bir şekilde ne İsrail halkını, ne Cumhurbaşkanı Peres'i, ne de Musevi halkını hedef aldım.” şeklinde bir açıklama yaparak, Emine Erdoğan’ın bu sözlerinin yalana çıkmasını sağlamıştı. Orada yalan söyleyen bir adama Recep Tayyip Erdoğan’ın tavır alması gerekmiyor mu?
Bu sözlerden anlaşılıyor ki, böyle bir tavır söz konusu değildir.
Zaten gerçek manada tavır olsaydı, Davos’taki tiyatrodan sonra İsrail ile askeri ve ekonomik anlaşmalar devam eder miydi? İsrail daha geçtiğimiz aylarda Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üyeliğine Türkiye’nin desteği sayesinde kabul edilmemiş miydi? İsrail ile kapalı kapılar ardında gizli görüşmeler yaparken deşifre olan AKP iktidarı değil miydi?
Emine Erdoğan bu sahte ağıtları ve sözleri bıraksın. En azından gelişmeleri aklı ve mantığı ile sorgulayan insanlar nazarında komik bir duruma düşmesin.
Peres’in yalanlarından ziyade, kendi kocasının siyasi yalanları ile daha çok ilgili olursa anlamlı bir davranış sergilemiş olur.
İsrail’i koruma ve büyütme projesi olan BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ’nin “Eşbaşkanlığını” yapan kocasının Türk milletine karşı oynadığı siyasi tiyatrolarla, ABD-İsrail ikilisine yapmış olduğu hizmetler birbirinden farklıdır. Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD-İsrail ikilisinin politikalarını sorgulaması mümkün değildir. Çünkü onların küresel hedeflerine gönülden hizmet etmektedir. O yüzden Emine Erdoğan da Peres’in yalanları ve politikaları ile uğraşarak ve gözyaşları dökerek Türk milletini etkileme kurnazlığını terk etmelidir.
AKP’nin küresel yol arkadaşları ABD, İsrail, Barzani ve Talabani’dir. PKK da bu küresel ekibin taşeronu vazifesini yürütmektedir. Büyük İsrail’i kurmak için aralarında görev dağılımı yapmışlardır. Bu küresel ekip için Türkiye’yi bölüp parçalamak ana hedeftir.
Türk milleti geleceğine ağlamak istemiyorsa, Emine Erdoğan’ın ve AKP’lilerin mazlum pozları yaratan timsah gözyaşlarına karşı uyanık olmalıdır.
AKP’liler 12 Eylül 2010 tarihine kadar her türlü istismarı yapacaklardır.
Bunlara aldanmamak, kanmamak her Türk vatandaşının en önemli görevi olmalıdır. AKP’ye ‘Hayır’ demek, Türkiye’nin bölünmesine, parçalanmasına ‘Hayır’ demektir.
Bunları ağlarken görürseniz, sadece gülün. Size neşe kaynağı olabilir.
OKUNMA : 2301
20-Temmuz-2010 Sali