GALATASARAY’I KÜÇÜK DÜŞÜRME ÜNAL AYSAL!

GALATASARAY’I KÜÇÜK DÜŞÜRME ÜNAL AYSAL! Alfred de Vigny isimli yabancı bir şairin “Çok defa korku, yalan söylemesini öğretir.” diye bir sözü vardır. Bu sözü Galatasaray Başkanı Ünal Aysal’ın tartışmalara malzeme olan ve siyasete karışan son açıklamaları üzerinden değerlendirirsek, somut bir örnek daha göstermiş oluruz. Kanal D'de yayınlanan Mehmet Ali Birand'ın sunduğu 32. Gün programına konuk olan Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, "25 milyon taraftarın hemen hemen 20 milyonunun Erdoğan'a oy verdiğini tahmin ediyorum" şeklindeki açıklamasıyla, AKP iktidarının Türkiye’de birçok kurumu dize getirdiği gibi, milyonlarca taraftarı olan koskoca kulüpleri de ne hale getirdiğinin delili olmuştur. Ünal Aysal’ın mantığına göre Galatasaraylılar olmasa AKP diye bir partinin var olması da mümkün değildir. Bir Galatasaray taraftarı olarak Ünal Aysal’ın bu sözlerinden ut....

Devamı Okunma : 320 30-Ocak-2012 Pazartesi

 
YILDIRAY ÇİÇEK ARŞİVİ ARA
GENÇ SESLENİŞ ARŞİVİ ARA

HESAPLAŞMA VE YÜZLEŞME ZAMAN’I GELMİŞTİR
HESAPLAŞMA VE YÜZLEŞME ZAMAN’I GELMİŞTİR

Sanki Anayasa AKP’yi kurtarmak için değil, malum cemaati kurtarmak için hazırlandı ve malum cemaat de bunun için seferberlik başlattı. Öyle bir hırs, öyle bir şevk ile çalışıyorlar ki, bugüne kadar hiçbir konuda böyle bir çalışma içinde oldukları görülmemişti. Cemaat önderi ölüleri oy kullanmaya çağırıyor, diriler üzerinde de cemaatin propaganda kolları her türlü yalanı-dolanı uyguluyorlar.

Referandum sürecinde Müslümanların Umre’ye ibadete gitmemelerini dahi isteyecek kadar gözleri dönmüş durumdalar. Sanki ortada cihat var…


ABD’nin Irak’ta 1.5 milyon Müslüman’ı öldürmesine sesi çıkmayan, sesi çıkmadığı gibi Müslümanlara katliam yapılmasına ortaklık yapan, AKP’ye sonsuz destek veren bu malum cemaatin artık bir Truva atı olduğu anlaşılmıştır. Bu Truva atını, Irak’ta öldürülen 1.5 milyon Müslüman’a sahip çıkarken gören olmuş mudur? Şu referandum sürecinde yapmış oldukları çabanın zerresini bu Müslümanlar için yapmışlar mıdır?
Hz. Ali’nin türbesi ve camiler bombalanırken, yüce kitabımız Kuran’ı Kerim ABD askerleri tarafından kurşuna dizilirken, yüz binlerce çocuk yetim ve öksüz kalırken, orada Müslüman kadınlar tecavüze uğrarken bir mücahit duruşlarına şahit olan var mıdır?


Böyle bir duruşları olmadığı gibi ABD’nin o alçak askerlerine “ABD'nin Irak'ta savaşan kahraman bay ve bayan askerlerin en az zayiatla ülkelerine mümkün olan en kısa zamanda dönmeleri temennisi ile duacıyız.” şeklinde mektuplar yazan Recep Tayyip Erdoğan’a hep destek olmuşlardır. Onun BOP’taki “Eşbaşkanlığına” koltuk değneği olmuşlardır. İsrail’in Türk vatandaşlarımızı öldürmesinde bile “İsrail’e başkaldırmayın, otoritesini tanıyın” diyen yine bunlardı.


Bugüne kadar gelen iktidarlar içinde Turgut Özal’ı, Süleyman Demirel’i, Tansu Çiller’i ve Bülent Ecevit’i de desteklediler. Ama Recep Tayyip Erdoğan’a verdikleri desteğin ölçüsü sınırsız bir şekildedir. AKP’nin politikaları ve küresel taşeronluk görevi ile kendine misyon edindiği Türk-İslam düşmanlığı ortada iken, din adına cemaatleşen bunların AKP ile ilişkisini anlamak mümkün değildir. Ama bu küresel uzantılı işbirliğinin ortaklık adına olduğu her haliyle anlaşılmıştır.


AKP’nin ve bu malum cemaatin Türklüğe ve İslam’a ihanetlerini anlatmaya kalkarsak, bu sayfalara sığdırmamız mümkün değildir. Türkiye dışında kimin menfaati varsa, bunlar onlara yol açan olmakta, bunun önünde engel kimi gördülerse ona da aşırı düşmanlık yapmaktadırlar. MHP ve Ülkücü Hareket bunlar için değişmez düşmandır. Bir gün olsun dost oldukları görülmemiş, bir seçimde MHP’ye destek verdiklerine rastlanmamıştır. MHP’nin bölünmesinden tutun da, Ülkücülere ve Başbuğ Alparslan Türkeş’e yapılan hakaretlere kadar hep bunlar ön plana çıkmaktadır. İnternet sitelerinde hep bunun yazılı ve görsel belgeleri dolaşmaktadır.

Hiçbir kötülük görmedikleri MHP ve Ülkücü Hareketten ne istemektedirler? MHP’nin Türk-İslam değerlerine gelecek zararlar karşısında Türk milletini koruma adına zırh olması bunlara batmakta mıdır?


Şu referandum sürecindeki tutumlarına baktığımızda artık iyice zıvanadan çıktıklarına şahit olmaktayız. AKP’nin ihanet ve yolsuzluklarının hesabını vermekten kurtulmak için tezgâhladığı Anayasa Değişikliğinin referandumdan kabul görmesini sağlamak için şeytanın bile aklına gelmeyecek yollara başvuruyorlar.


Yıllardır bir Ülkücüye el uzatmamış, bir Ülkücünün derdi ile ilgilenmemiş, bir Ülkücü şehidin anasının, babasının kapısını çalmamış bu malum cemaat şimdi Ülkücülere dadanmıştır. Nasıl bir yüz var bunlarda? Onu anlamakta mümkün değildir.


Hem 1980 öncesi mücadele eden Ülkücülere “teröristler” diyeceksin, hem “Eli kanlı insan bozmaları” diyeceksin, sonra da utanmadan, sıkılmadan Ülkücülere sahip çıkanlar yılışkanlığında Ülkücü şehitlerin ailelerinden demeç almak için onları ziyaret edeceksin…


Takıyyenin, ikiyüzlülüğün, sahtekârlığın bu kadarına pes denir…


Geçenlerde Ülkücü şehidimiz Selçuk Duracık’ın annesi Birsen Duracık’ı ziyaret ettiler ve onun ağzından “Hayır Oyu Verecek Ülkücülere Hakkımı Helal Etmiyorum” haberini yayınladılar. Nifak ve şer odağı haline gelen bu malum cemaat, şehidimizin anası, hepimizin anası olan Birsen Duracık’ı kullanarak Ülkücü Harekete nifak sokmaya çalışmıştır. Ülkücü şehidimizin anasını ziyarete gidip “Teyze oğlunu idam eden Kenan Evren’den AKP hesap soracak, MHP engelliyor, ne diyorsun bu konuya?” diyerek fitne yayan, Birsen anamızı “Evet” kampanyası için kullanan, ABD-İsrail’in Truva atı haline gelmiş cemaatin bu oyununu yine Birsen Duracık anamız “Benim çocuğum bu partiden öldü, biz de bu partiden öleceğiz. Yalan yanlış söyledikleri yazdıkları için, bu gazeteyi basanlara helal etmiyorum hakkımı. Ben yalnız Kenan Evren’e de hakkımı helal etmiyorum. Bütün Ülkücülere hakkımı helal ediyorum. 12 Eylül seçiminde “Hayır” “Hayır” sandık başına da geçtiğim zaman yine “Hayır” “Hayır” vatanını seven insan “Hayır”a atsın.” diyerek bozmuştur..


Zaten biraz din, iman ve vicdan olsa, Birsen Anamıza soruları “Teyze bu AKP iktidarı, Kenan Evren’e her zaman, her yerde sahip çıktı, şimdi de ondan hesap soracaklarını söyleyerek toplumu ve Ülkücüleri kandırmaya çalışıyorlar. Ne diyorsun bu duruma?” şeklinde olurdu. Ama şirret gibi Ülkücülere bulaştılar, AKP’nin sinsi tezgâhlarına hizmet etmeye çalışıyorlar.


Allah’a şükürler olsun ki, MHP ve Ülkücü Hareket bunların her manada gerçek yüzünü gördü. Belki geçmişte “acaba” sorgulaması yapılıyordu, şimdi artık tüm gerçekler ortaya çıkmıştır. Tüm Ülkücüler her yerde bunların ikiyüzlü davranışlarına tepki göstermektedir. Kime dost, kime düşman olduklarını öğrenmeyen kalmamıştır.


12 Eylül 2010 tarihinde referandumdan çıkacak “HAYIR”, Türkiye’ye hayırlı sonuçlar doğuracaktır. Hesaplaşma ve yüzleşme vakti işte bu vakittir.

OKUNMA : 5604 21-Agustos-2010 Cumartesi

Adınız Soyadınız
E-Mail Adresiniz
Yorumunuz