MUSTAFA YILDIZDOĞAN İLE SÖYLEŞİ

MUSTAFA YILDIZDOĞAN İLE SÖYLEŞİ YILDIRAY ÇİÇEK :Sayın Yıldızdoğan öncelikle bu yoğun programınızda bizlere vakit ayırdığınız için teşekkürlerimi sunuyorum. 3 yıl aradan sonra "Yandığım Gün" ismini verdiğiniz yeni albümünüz 7 Şubat'ta dinleyicilerinizle buluştu. Albümünüz hayırlı-uğurlu olsun. Okuyucularımıza "Yandığım Gün" isimli albüm hakkında biraz bilgi verir misiniz? MUSTAFA YILDIZDOĞAN :Bununla birlikte 17. Albümümüzü çıkarmış olduk. Albümde 8 eserimiz var, söz ve besteler tümü şahsıma aittir. Albümün yönetmenliğini ve aranjörlüğünü Ercüment Ekin yaptı. Ayrıca albüm kendi müzik firmam olan MYD den çıktı. Dağıtımını da ÇINAR Müzik yapıyor. YILDIRAYÇİÇEK : Albüm içerisinde “Yazık Bu Memlekete” isimli bir eseriniz var. Millî ve manevi konularda çok duyarlı bir sanatçı olarak memlekete hangi noktalarda yazık oluyor, biraz okuyucularımıza bu durumu değer....

Devamı Okunma : 460 17-Subat-2012 Cuma

 
YILDIRAY ÇİÇEK ARŞİVİ ARA
GENÇ SESLENİŞ ARŞİVİ ARA

“HEPİMİZ ERMENİYİZ” TAYFASININ NİYETİ BAŞKA!
“HEPİMİZ ERMENİYİZ” TAYFASININ NİYETİ BAŞKA!

“Hepimiz Ermeniyiz” tayfası yine yollarda yine gündemdeler…

Önce Hrant Dink öldürüldüğünde, şimdi de 19 sanıklı davanın sanıklarına hüküm verildiğinde sokaklara dökülüp, Türk devletine ağız dolusu küfürler, hakaretler yağdırdılar.

Medyada bu durumu öyle bir körüklüyor ki, sanırsınız Ermeni topraklarında yaşıyorsunuz. Eline mikrofonu alan, kalemi alan “Hepimiz Ermeni’yiz” nutukları atarak Türklüğe karşı kin ve nefret tohumları ekmeye çalışıyor.
Hrant Dink bundan 5 yıl önce Türkiye’de kaos yaratmak için öldürülmüştür. Bunun tartışılacak hiçbir yönü yoktur. Hrant Dink’in öldürülmesi Türklük üzerinde düşmanca hesabı olanları güçlendirmiş ve o süreç tekrar canlandırılmak istenmektedir. Hrank Dink öldürüldüğünde gerek dünya, gerek ülke gündeminde oluşturulan baskılara baktığımızda bu cinayetten kimin kazançlı çıktığı görülmektedir.

Türklüğe hakareti suç sayan 301.maddenin değiştirilmesi bu kaos sürecinin sonucunda olmuştur. Hrank Dink cinayeti propaganda aracı olarak kullanılarak milli refleksler baskı altına alınmış ve milliyetçilik vebalı hale getirilmiştir. Cinayeti işleten güçlerin planı da buydu, o süreçte bu durumu medya aracılığıyla başarı ile yerine getirdiler. Türkiye’de bir avuç Ermeni var ama Ermeniciler bu cinayeti kullanarak adeta koskoca Türkiye’yi esir almışlardı.

Hrant Dink cinayetini aklı başında ve şuur sahibi hiç kimse tasvip etmez. Ve cinayetle birlikte yaşanan süreci değerlendirdiğinde karanlık odakların asıl amacının Türklük değerlerini korumak değil, Türklük düşmanlarına yol açmak için bu süreci ince ince dokuduğunu görürsünüz. Cinayet sanıklarının Trabzon’da yaşadığı tuhaf ilişkiler ağı ise olaydaki karanlık yönleri sorgulamamızı gerektiriyor.

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu cinayete partisinin adı karıştırıldığında “Bizim tarla bizden habersiz sürülmüş..." demişti. Bu durum anlayana şuur dürtüsüdür. Cinayette sanık olarak yargılananların BBP-Alperen Ocakları kimlikli anılması, bazılarının da istihbarat yardımcısı olarak çalıştığının ortaya çıkması merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun sözlerini daha da önemli kılmaktadır.

Bu cinayet her yönüyle aydınlatılmalı ve Türklük düşmanlarının elini güçlendiren malzeme olmaktan çıkarılmalıdır.

Bu cinayetin arka planı tam olarak ortaya çıkarılmadığı ve yargı süreci bu şekilde muallak kaldığı sürece Ermeni Lobisinin sesinin çok çıkmasını sağlayacaktır. Ermeni’den çok Ermenici olan medyamız olduğu sürece bu değişmez manzaramız olacaktır. Hrant Dink davasına bakan hâkimin “Vicdanen ben de tatmin olmadım” sözü de bu manada talihsizlik ve “Hepimiz Ermeni’yiz” tayfasına koz olmuştur.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin mahkeme kararını ve süreci değerlendirirken yapmış olduğu “Türk milletine mensubiyeti hiç akıllarına getirmeyenlerin, ortak bir slogan etrafında buluşarak Hrant Dink cinayetinden nemalanmaya çalışmasını elbette aziz milletimiz ibretle ve endişeyle izlemektedir. Üstelik Fransa Senatosunda, önümüzdeki hafta görüşülecek olan sözde Ermeni soykırım iddialarını inkâr edenlere cezai yaptırım uygulanmasına dönük teklifin arifesinde, Hrant Dink kararı çerçevesinde oluşturulmaya çalışılan ideolojik yığınağın çok manidar olduğu da gözlerden uzak tutulmamalıdır.” tespiti de bu günlerde yapılmaya çalışılan duruma işarettir.

Türkiye’de Türklük kimliği son 10 yılda büyük bir sınavdadır. Bu sınavı ancak akıl, şuur ve iman gücüyle geçeceğiz.

Düşmanın sınavı her türlü kahpeliği ve alçaklığı barındırmaktadır. Türklük yalanla, dalgayla, alayla, nankörlükle, aldatma, kandırma ve ihanetle kuşatılmış durumdadır.

”Heyhat! Meleğe seslendik yine şeytan ses verdi.” demeyeceğimiz Türkiye özlemiyle, akıl, şuur ve iman eşliğinde Türklüğü kıyamete kadar yaşatacağımıza herkes inanmalıdır.

OKUNMA : 2411 24-Ocak-2012 Sali

Adınız Soyadınız
E-Mail Adresiniz
Yorumunuz