“EVET” İÇİN HERŞEYİ YAPACAK DURUMDA

“EVET” İÇİN HERŞEYİ YAPACAK DURUMDA Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın zor durumda olduğunu sözlerine, kızgınlığına, öfkesine, nefretine, bol bol başvurduğu siyasi yalanlarına ve iftiralarına, herşeyden medet uman hamlelerine, dost dediklerini düşman gibi, düşman dediklerini dost gibi göstermesine, tehdide ve şantaja başvurmasına, devletin tüm imkanlarını seferber etmesine, her şeyi ve herkesi istismar etmesine, telaşına, muhalefet partilerine yönelik akıl almaz suçlamalarına bakarak anlayabiliriz. Başbakan kendinde değildir. Kendini kaybetmiş durumdadır. Özellikle referandum süreci başladığı günden bu yana telaşlı bir haldedir. Referandumun sonucunu ölüm-kalım gibi görmesi de bu telaşının en çok yansıyan yönüdür. Başbakan için “kalım” olacak sonuç Türk milleti için zarar, Başbakan için “ölüm” olan sonuçlar ise Türk milleti için kazançt....

Devamı Okunma : 305 5-Eylül-2010 Pazar

REKLAMMARKET ALMANYA
 
YILDIRAY ÇİÇEK ARŞİVİ ARA
GENÇ SESLENİŞ ARŞİVİ ARA

HEPİMİZ BİRER MUSTAFA PEHLİVANOĞLU’YUZ !!!
HEPİMİZ BİRER MUSTAFA PEHLİVANOĞLU’YUZ !!!

HEPİNİZ BİRER OBAMA, BARZANİ, TALABANİ, ÖCALAN’SINIZ!
HEPİMİZ BİRER MUSTAFA PEHLİVANOĞLU’YUZ!


Dün “Kendi Halinize Ağlayın” başlıklı bir yazı yazıp, yazıyı “AKP’liler 12 Eylül 2010 tarihine kadar her türlü istismarı yapacaklardır. Bunlara aldanmamak, kanmamak her Türk vatandaşının en önemli görevi olmalıdır. AKP’ye ‘Hayır’ demek, Türkiye’nin bölünmesine, parçalanmasına ‘Hayır’ demektir. Bunları ağlarken görürseniz, sadece gülün. Size neşe kaynağı olabilir.” cümleleriyle bitirmiştim.

Yazının içerisinde de Recep Tayyip Erdoğan’ın, Bülent Arınç’ın, Emine Erdoğan’ın, Cemil Çiçek’in çeşitli zamanlarda ağlarken çekilmiş fotoğraflarını kullanmıştım.

Tesadüf bu ya, yazımın çıktığı gün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’liler yine istismar malzemelerini kullanarak mecliste gözyaşları eşliğinde küçülmenin, basitleşmenin ve siyasi menfaatleri için herşeyi yapabilmenin tiyatrosunu oynamışlardır.

Türkiye’nin en büyük Milliyetçi ve Ülkücü düşmanı olan Recep Tayyip Erdoğan, AKP’nin grup toplantısında konuşuyor ve 12 Eylül 1980 tarihinde idam edilen Ülkücü şehit Mustafa Pehlivanoğlu’nun adını ağzına alarak, onun idam edilmeden önce ailesine gönderdiği mektubu okuyor ve mektubu okurken “istismarın bu kadarı da olmaz” dedirtecek şekilde çocuk gibi ağlıyor, duraksıyor, hıçkırıyor sonra grubunun tepki vermesini bekliyor, nöbetçi ağlayıcı Bülent Arınç kameralara yansıyor.

Gördüğümüz sahne, Ülkücü şehidimizi siyasi menfaatler için istismar eden zihniyetin acınacak, lanetlenecek trajı-komik hali olmuştur. Bir Milliyetçi-Ülkücü düşmanı olan Başbakan, Ülkücüleri 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak referandumda sonucu etkilemek için bu kadar mı küçülür, kendini bu kadar mı komik duruma düşürür?

Adı Recep Tayyip Erdoğan ise, küçülür ve kendini düşürür.

Şehidimiz Mustafa Pehlivanoğlu’nu idam eden ABD’nin “Bizim Çocuklar ihtilali gerçekleştirdi.” övgüsünü alan Kenan Evren’dir. Onu meclis kürsülerinden timsah gözyaşları dökerek istismar eden de ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde “Eşbaşkanlık” yapan Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Şehidimizin katilleri ile şehidimizi istismar edenlerin ortak hizmet noktası Amerika’dır.

Yüzyılın en büyük siyasi tiyatrocusu Recep Tayyip Erdoğan, şehidimiz Mustafa Pehlivanoğlu’nun mektubunu istismar etmek için okuyor okumasına da, okurken bile “Milliyetçilik” düşmanlığını yine gösterip mektubun içindeki bölümleri atlayarak okuyor.

Ülkücülerin katili Kenan Evren ile aynı küresel güçlere hizmet eden Recep Tayyip Erdoğan, Ülkücü şehidimiz Mustafa Pehlivanoğlu’nun anne ve babasına yazdığı mektubun içinde “Şunu hiçbir zaman unutmasınlar ki, Mustafa’lar ölür, Allah davası ölmez. Milliyetçilik yaşar.” bölümünü atlayarak istismar ederken bile milliyetçilik düşmanlığını sürdürmüştür.

Ey Recep Tayyip Erdoğan sen kimsin ki, Ülkücü şehitleri ağzına alabiliyorsun?

O şehitlerin hepsi Türk-İslam ülküsü için hayatını verirken, sen siyaset sahnesine çıktığın günden bu yana Türk-İslam değerlerine her daim ihanet ettin ve etmeye devam etmektesin…

ABD’nin Müslüman ülkeleri işgal eden, milyonlarca Müslümanı vahşice öldüren projelerinde “Eşbaşkanlık” yapacaksın; sözde Kürdistan’ı kuracaklarını ve Türkiye’nin doğusunu da bu sözde Kürdistan’a katacaklarını daha geçtiğimiz hafta bir kez daha tekrar eden Barzani denen alçağı en büyük dostun ilan edecek ve onu “Mesut Abi” diye Ankara’da
karşılayacaksınız; ”Ortadoğu’nun en büyük siyasi fahişesi” olarak anılan Talabani her fırsatta Türkiye’yi tehdit ettiği ve PKK’yı koruduğu halde, onu tek vücut olacak şekilde kucaklayacaksın; PKK’lıları Habur Sınır kapısında, Kandil’de dahi göremeyecekleri şekilde kahramanlar(!) gibi karşılatacaksın; PKK’nın talepleri doğrultusunda “açılımlar” gerçekleştirmeye çalışacaksın; ama utanmadan, yüzün kızarmadan “Mustafa’lar ölür, Allah davası ölmez. Milliyetçilik yaşar.” diyen şehidimiz Mustafa Pehlivanoğlu üzerinden oy devşirmeye çalışacak, kendine güldürecek şekilde ekranlar karşısında hıçkırarak ağlayacaksın!

Sana ve senin zihniyetine yazıklar olsun!

Ülkücülerin şehit olan askerlerimizin cenaze törenine katılıp, şehitlerimize son görevini yerine getirmesini “terörden nemalanma, şehit istismarı” olarak gösteren muhterem, senin Ülkücü şehitlerin adını oy devşirmek için kullanmana ve kaldı ki dünyanın en büyük Ülkücü düşmanı olduğun halde şehitlerimizi istismar etmene ne ad koyacağız?

Bu koyacağımız adı boş bırakıyorum. Tüm Ülkücüler bu boşluğu doldursun: ………………………………………………………

Sen ve senin gibi zihniyetler sıcak yatağında yatarken Ülkücü şehitler Allah yolunda, vatan, bayrak, millet yolunda kan veriyor, can veriyor ve idam sehpalarına doğru yiğitçe yürüyordu.

Sen her daim Ülkücülere “Kafatasçı, ırkçı, mafya bozuntuları, eli kanlı katiller” yakıştırması yapacak ve Türk düşmanı Öcalan’a, Talabani’ye, Barzani’ye ve diğerlerine iltifat yağdıracak kadar Ülkücülere uzak birisin… Tescilli milliyetçi ve ülkücü düşmanısın yani…

Başbakan sana her kim “Efendim 12 Eylül 2010 tarihindeki referandum için Ülkücü şehidin mektubundan birkaç satır okuyup, birde üzerine ağlarsanız Ülkücüleri etkileriz.” diye akıl verdiyse, o kişi ya sizin tescilli Milliyetçi-Ülkücü düşmanı olduğunuzu bilmiyor ya da Türk milletini aptal sanıyor.

Recep Tayyip Erdoğan, Ülkücü şehitleri istismar ettiği yetmiyor gibi, birde merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in ismini de karanlık oyunlarına alet etmeye çalışıyor.

1991 yılında Refah Partisi ve MÇP (MHP) arasındaki yapılacak seçim ittifakına ilk önce karşı çıkan ve bu uğurda PKK’nın siyasi taşeronu HADEP’te Genel Başkan yardımcılığı görevinde de bulunmuş danışmanı Mehmet Metiner’e raporda hazırlatan ve o raporda Başbuğ Türkeş’i “Türk ırkçısı, kafatasçısı” diye suçlayan zavallı Başbakan, şimdi de o ismi kullanarak Ülkücüleri 12 Eylül 2010 tarihindeki referandumda “Evet” oyu vermeye davet ediyor. Bu siyasi ikiyüzlülüğe bu millet daha ne kadar katlanacak çok merak ediyorum.

Neymiş efendim Alparslan Türkeş bir konuşmasında “12 Eylül ihtilalinin ürünü olan bu Anayasa değişmeli” demiş… Anayasa değişmesin diyen mi var?

MHP Lideri Devlet Bahçeli’de her fırsatta “Milletin iyiliğine, yararına olacak her türlü değişikliğe varız.” diye defalarca söylemedi mi?

Anayasa Değişikliği yapmakla, AKP-Anayasası oluşturarak ihanetlerin, hırsızlıkların hesabını kurtarmak arasındaki farkı şerefi, namusu ve mantığı olan herkes ayırt edebilmektedir.

O yüzden BOP Eşbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan…Siyasi komedilerine Ülkücüleri alet etme, onların kutsallarını istismar etme…

Türk-İslam ülküsü için kara toprağa düşmüş Ülkücü şehitleri rahat bırak. Sen yine küresel projelerine hizmetini sürdür, Öcalan’a saygılarını sunmaya devam et, Talabani ve Barzani ile aşk ile kucaklaşmanı asla bırakma… Çünkü sana ve senin zihniyetine yakışan budur…

Sen hangi istismarları yaparsan yap, şehidimiz Mustafa Pehlivanoğlu’nun mektubunda belirttiği gibi “Mustafa’lar ölür, Allah davası ölmez. Milliyetçilik yaşar.”

Hepinizin birer Obama, Barzani, Talabani ve Öcalan olduğu günümüzde, her Ülkücü de birer Mustafa Pehlivanoğlu’dur…

Küresel ihanetlere karşı dimdik duran, son nefesinde bile davası için haykıracak olan Mustafa Pehlivanoğlu’dur…

OKUNMA : 2769 20-Temmuz-2010 Sali

Adınız Soyadınız
E-Mail Adresiniz
Yorumunuz