AKP'YE, BARZANİ'YE, TALABANİ'YE, ÖCALAN'A HİZMET EDEN ÜLKÜCÜ MÜSVEDDELERİ
AKP yandaşı medyada eskimeyen bir moda yine sergiye açıldı. Satılmışlığın, ihanetin, işbirlikçi anlayışın defilesi yapılıyor adeta…
Adını, sanını duymadığımız adamlar “Ülkü devi” olarak konuşturuluyor, adını, sanını duyduklarımız da nasıl tanıdıysak aynı çizgide “besleme” olmaya devam ediyorlar. AKP yandaşı medyada çok büyük bir telaşla, içinde bol bol MHP’nin ve Ülkücülüğün geçtiği haberler yapılmaktadır.
Şu an en çok yoğunlaştıkları kişiler, MHP’nin özel sıfatını taşıyan Ülkücüler olmaktadır. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan tutun ne kadar Ülkücü-milliyetçi düşmanı varsa, hepsi MHP tabanına sıcak mesajlar vererek, adeta 12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleşecek referandumda “’Evet’ oyu verin.” diye yalvarmaktadırlar. MHP’den, Ülkücülerden, Başbuğ Alparslan Türkeş’ten, MHP Lideri Devlet Bahçeli’den en çok nefret edenler, bugün bu yalvarışı sergilemektedir.
Küresel yol arkadaşları ABD, Talabani, Barzani, PKK olanlar kendilerini hesap vermekten kurtaracak ve kendi siyasi imparatorluklarını oluşturacak Anayasa değişikliği paketine destek isteyecek kadar yüzsüzlük yapmaktadırlar.
MHP Lideri Devlet Bahçeli AKP’nin bu sinsi tavırlarına dimdik ve zikzaksız bir duruş sergiliyor: Bu sefer ona saldırmak için, Ülkücü müsveddelerine rol dağıtımı yapıyorlar. Hiçbiri oyunu MHP’ye vermeyen, Ülkücü Hareketle uzaktan-yakından bir ilişkisi kalmamış, AKP kurulduğu günden bu yana zihniyetlerini Recep Tayyip Erdoğan’a hizmete kurgulamış bu kişilerin Ülkücüler adına konuşup MHP’ye akıl vermeye kalkması, medya üzerinden sergilenen soytarılıktan başka bir şey değildir.
12 Eylül ihtilalini gerçekleştiren Kenan Evren ile zihniyet olarak çok büyük bir uyum yaşayan AKP iktidarını, “12 Eylül 1980 darbecilerinden hesap soracak.” diye pazarlamaya kalkan bu Ülkücü müsveddeleri şu an şartlatanlığın kitabını yazmaktadırlar. Kenan Evren AKP iktidarını defalarca yazılı-görsel basında övmüş ve hatta AKP’nin Annan Planı çerçevesinde şekillenen Kıbrıs politikasına destek vermek için “Biz aslında planlanandan fazla toprak aldık.” diyebilmişti.
AKP zihniyetini taşıyanlar da o zihniyete hizmet edenler de Kenan Evren’e her zaman sahip çıkmışlardır. Kenan Evren ile aynı düğünlerde nikâh şahitliği yapanlar, Kenan Evren’i Çankaya köşkünde baş konuk edenler ve daha dün Kenan Evren’in yaptığı ihtilali "Ve işte şimdi, asırlık bekleyişin şafağı (güneşin doğması) saydığımız bu son dirilişi, son karakolun varlık ve devamına belirti sayıyor, ümidimizin tükendiği yerde Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe, imkânsızlıkların son kertesine varabilmesi dileğimizi arz ediyoruz." (Sızıntı Dergisi, Ekim 1980) şeklinde öve öve bitiremeyen cemaat önderleri, şimdi kendi gazete ve televizyonlarında Ülkücü müsveddelerini kullanarak gerçek Ülkücüleri ve MHP’lileri referandumda ‘Evet’ oyu vermeye çağırıyorlar.
“Kenan Evren AKP, AKP Kenan Evren” demek olduğu halde, Ülkücülerin yaşadığı acıları istismar ederek siyasi menfaat sağlamaya çalışan ve bu hedef için Ülkücü müsveddelerini kullananların kişilik ve kimlik problemlerine hiçbir Ülkücü aldanmamalıdır.
AKP’ye verilecek her desteğin ABD’ye, Barzani’ye, Talabani’ye, PKK’ya verilecek destek olduğunu her Ülkücü bilmektedir.
AKP için Türkiye’nin menfaatlerinin mi, yoksa kendi siyasi menfaatlerinin mi öncelikli olduğunu sorduğumuzda, düşüncesi sağlıklı çalışan herhangi biri Türkiye’nin menfaatleri olduğunu söyleyebilir mi? AKP için Ülkücülerin çektiği bir acının, işkencenin önemi var mıdır? İmralı’daki alçak Öcalan’ın her talebini bir bir yerine getiren iktidarın, Ülkücülerin derdini dert edinmesi mümkün müdür?
AKP zihniyetinin ne olduğunu biliyoruz. Asıl tartışılması ve lanetlenmesi gereken, Ülkücü müsveddelerinin yapılan alçaklığa figüran olmalarıdır.
Rolleri dağıtanlar bellidir. Rolleri alan beslemelerin AKP’ye hizmetleri gayet açıktır. AKP’li olan, AKP’ye hizmet eden adamların Ülkücülüğü ağzına alıp, ahkâmlar kesmesi, istismarlarda bulunması bizim nazarımızda alçaklığın en yüksek mertebesidir.
Ülkücülük adına referandumda AKP’ye destek çağrısı yapan kim olursa olsun yüreğimizdeki, beynimizdeki konumu budur.
OKUNMA : 10915
16-Temmuz-2010 Cuma