ABD “PATRON”, BARZANİ “ABİ”,TALABANİ “AMCA”, APO “SAYIN ÖCALAN”AİLE FOTOĞRAFI BU!
MHP Lideri Devlet Bahçeli bir referandum mitinginde “Referandumun Evet’çileri İmralı, Barzani, Talabani, Hoca Efendi ile ABD.” şeklinde tespitte bulunmuştu. Bu tarif AKP’ye destek verenlerin kimler olduğunu göstermesi açısından bir özet olmuştur.
22 Temmuz 2007 seçimlerinde de aynı güçler, AKP’nin iktidarını koruması için büyük destek vermişti. AKP, bir başına AKP değildir. AKP vücudun yalnızca bir parçasıdır. Vücudun diğer organları da alenen ortadadır.
AKP’yi ABD’den, Barzani’den, Talabani’den ayırmak mümkün değildir.
Türkiye’yi ABD adına yöneten bir AKP iktidarı vardır. O iktidar aynı zamanda ABD’nin işgallerine uşaklık yapan Barzani ve Talabani’ye en büyük dostluğu sergileyen ve birbirine aile ferdi muamelesi yapan bir iktidardır.
Bu aile bağları eksik görüldüğü vakit, Türkiye ve bölgemiz üzerinde oynanan oyunları anlamak mümkün değildir.
Bazıları bu aile fotoğrafını gizlemeye çalışmakta ya da zekâ düzeyi bu fotoğrafı görmeye yetmemektedir.
Bunlardan birisi de, cemaate can vermeye çalışan Eyüp Can’dır.
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Referandumun Evet’çileri İmralı, Barzani, Talabani, Hoca Efendi ile ABD.” şeklindeki tespitini sulandırmak için bir yazısında demiş ki: “Peki bu Barzani ve ABD nereden çıktı? Resmi bir açıklama yaptılar da bizim mi haberimiz yok? Bahçeli, AK Parti, ABD, Barzani, Fethullah Gülen ve Abdullah Öcalan’ı eşitleyerek neye hizmet etmiş oluyor?”
MHP Lideri Devlet Bahçeli, eşitlemeden ziyade küresel görev dağılımına ve Türkiye’de oynanan oyunlarda bu güç odaklarının işbirliğine dikkat çekmektedir. Bu referandum AKP’nin kendisini kurtarması adına önemli olduğu kadar, bölgede Türkiye’nin Güneydoğu bölgesini de içine alacak sözde Büyük Kürdistan’ı kurmak için büyük bir gayretle çalışan ABD, Barzani, Talabani’yi de yakından ilgilendirmektedir. AKP’nin Türkiye’nin başından ayrılması durumunda, bu odakların bir Kürdistan kurması mümkün değildir.
İşgal edilmiş Irak’ın kuzeyine “Kürdistan” tanımında bulunan bir Cumhurbaşkanı, “Kürdistan'dan gelen haberler bizi mutlu ediyor.”diyen bir Başbakan ve bunlara mezardaki ölüleri bile kaldırarak destek vermeye çalışan Fethullah Gülen’i birbirinden ayırmak mümkün mü?
Hergün cemaatin gazete ve televizyonlarında Kürtlerin referandumda “Evet” oyu vermesi için konuşturulan ‘Türkiye Kürdistan’ı Sosyalist Partisi’ (PSK) kurucusu ve bu partide genel sekreterlik yapan Kemal Burkay, daha birkaç gün önce yine cemaate yakın Taraf Gazetesi’nde Neşe Düzel’in “Sizce Kürdistan neresidir?” sorusuna “Maraş’ın doğusudur. Sivas’ın ve Maraş’ın bir bölümüdür ve doğusudur. Bir referandumla olur bu. Özgür ortamda yapılacak bir nüfus sayımıyla, ‘Siz kendinizi ne hissediyorsunuz?’ ve ‘Nerede kalmak istiyorsunuz?’ diye sorulur.” diye cevap vermiştir.
Dikkat edin, Kürdistan’ın kurulmasını ve Türkiye’nin bölünmesini hedefleyen herkes bu referandumda “Evet” oyu vermek ve verdirmek için adeta yırtınıyor. Bir Kürdistan kurulsa mutluluktan uçacak olan Ümit Fırat ve Esat Canan gibi Kürtçü yazar ve siyasetçilerin hararetle referandumdan televizyondan televizyona, gazeteden gazeteye “Evet” çıkması için koşması ve bunların hep cemaatin yayın organları olması da, ilişkileri çözmeye yetmektedir. Geçtiğimiz haftalarda yazmış olduğumuz “KÜRDİSTAN’I KURMAK İÇİN EVET” başlıklı yazımız, bu oyuna dikkat çekmek içindi.
Bu süreçte dikkat edin, BDP’li yöneticiler de “Federasyon ve özerklik olsa, Kürdistan kurulsa ne olur?” şeklinde bir atağa geçmişlerdir. BDP referandumda sözde “Boykot” kararı alarak, bir yandan AKP’yi verdiği sözler adına köşeye sıkıştırmaya çalışmakta, diğer yandan da AKP’nin elini rahatlatıp “bölücülüğe verdikleri destekleri” maskelemektedirler.
Referanduma “Hayır” demiyorlar. Ama bir yandan da “Sana destek vermem için federasyon, özerklik konusunda ışık yak ve söz verdiğin bir şekilde önderimiz Öcalan’ı affet.” şartıyla “Evet’i” kabul etme duruşu sergiliyorlar.
Terörist başı (AB)(D)ullah Öcalan’ın 12 yıl sonra İmralı'da ilk defa ailesi ile açık görüş gerçekleştirmesi, AKP’nin bu konudaki yeni açılımlarından biri olmuştu.
Eski solcuların, Marksist ve komünistlerin hurdalığı AKP’nin Kars milletvekili olan ve aynı zamanda (AB)(D)ullah Öcalan ile “Altı ay” ev arkadaşlığı yapmış Mahmut Esat Güven’in geçtiğimiz hafta sonu Hürriyet Gazetesi’nde bir röportajı yayınlanmıştı. Orada verdiği bilgiler, AKP’nin (AB)(D)ullah Öcalan konusunda ne kadar yardımsever ve merhametli olduğunu göstermektedir.
Mahmut Esat Güven diyor ki: “Dev-Yol, Dev-Sol ve PKK üyesi çocukları tanırdım. Öcalan’la altı ay aynı evde kalmıştım. O zamanlar bu kadar ileri gideceğini kestirememiştik. Geçen yıl açılımla ilgili Beşir Atalay’dan Apo’nun şartlarının düzeltilmesini istedim. Hücre psikolojisiyle koğuş psikoloji farklı. 11 yıl tecrit edip hücrede tutuyorsun. Sıradan bir adam değil. Bunu kabul etmek zorundasın. ‘Bu gece yatamadım.’, diyor, ertesi gün olaylar çıkıyor. İmralı’da 60-70 metrekare ev, 300 metrekare bahçe yapsınlar. Şartları biraz iyi olursa daha olumlu mesajlar verecek.”
Buraya kadar anlattıklarımız ve Öcalan’la ev arkadaşlığını yapmış AKP milletvekilinin bu açıklamaları, AKP yandaşı medyada referanduma destek vermek için AKP yalakalığına soyunan “Eski Ülkücü, eski MHP’li” kişilere bir uyanma vesilesi olmazsa, AKP onlara bir İmralı turu düzenlesin ya da Habur’dan gelecek yeni PKK’lıları bunların eline PKK paçavraları ve APO posterleri vererek karşılatsın. Böylece, AKP ile uyumları, olmuşken tam olur.
Bu referandumun sonucu AKP lehine çıkarsa, (AB)(D)ullah Öcalan’ın serbest bırakılması hızlanacak ve Kürdistan rahatlıkla kurulacaktır.
AKP’ye ‘Evet’ için destek veren herkes bunun sorumlusudur.
Eğer bir kişi satılmamışsa, ihanete hizmet etmiyorsa, cahil değilse AKP’nin aile fotoğrafına bakarak referandumdan sonra yaşanacakları rahatlıkla anlar…
AKP’nin planlarını anlamak için zekâ ve vatan sevgisi yeter…
AKP’nin aile fotoğrafını tekrar hatırlatalım. “İmralı, Barzani, Talabani ve ABD”. Dikkat ediniz, ne kadar Türk düşmanı varsa, AKP aile fotoğrafı içerisinde onlar yer almaktadır. O fotoğrafın içinde bir tek Türk yok. Olması da mümkün değil. Çünkü AKP’ye göre“Türk diye bir şey yok, Türkiyeli var.”
Türk Milleti, bunlara referandumda öyle bir ders vermeli ki, Türk diye bir şey var mıymış, yok muymuş, anlasınlar.
OKUNMA : 8599
7-Agustos-2010 Cumartesi