ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
RUSYA'NIN ELİNDEKİ ENERJİ KARTI VE TÜRKİYE'NİN ALTERNATİFLERİ / İsmail Özdemir 522 okunma - 07 Aralık 2015

Ruslar soğuk iklimin insanları. Asırlardan bu yana da tarih sahnesine çıktıkları coğrafyadan çok da uzağa gitmediler.

Yani Türk Milleti gibi Orta Asya'dan başlayıp bir kol ile Hazar'ın kuzeyinden Kafkaslar, Kırım ve Avrupa'ya, diğer bir kol ile Hazar'ın güneyinden Güney Azerbaycan, Anadolu (Avrupa), Irak, Suriye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'ya uzanan bir göç yolları asla olmadı.

Ünlü İslam filozofu İbni Haldun, Mukaddime isimli eserinde coğrafya ve iklimin insanlar üzerindeki etkilerini ayrıntısıyla anlatır.

İbni Haldun'a göre coğrafyanın aktiviteye, iklimin kişiliğe, gıdaların insan karakterine tesirleri vardır. Dağlıların sert, mert ve az konuşan insanlar olduğunu belirtirken, sahilde yaşayanların yayvan ve nemli vücutlu olduklarını söyler ve siyasi tercihleri ile beraber yaşamsal iradelerinde de sahil şeridinde yaşayanların, zorlu coğrafi koşullarda yaşayanlara göre daha "ılımlı (yumuşak) tercihli" olduklarını anlatır.

Bu açıklamaya göre soğuk iklimin çocukları olarak Rusların kendilerince sert, sinsi, inatçı ve intikamcı bir yapılarının olduğunu söylemek yanlış olmaz.

"İntikam soğuk yenen bir yemektir" sözü zannediyorum hem bu değerlendirme, hem de Rusların tarihsel zaman içerisindeki yaptıklarına bakarak daha anlamlı hale gelir.

Dolayısıyla Rusya ile Hatay semalarında, hava sahamızı ihlal eden uçağını düşürmemizden sonra yaşanan gerilim ve krizde Putin yönetiminin Türkiye'ye karşı neler yapabileceği sorusu öyle zannediyorum ki bu değerlendirmeler ışığında daha anlamlı bir hal alır.

Başlangıç itibarıyla Ruslar üç adım attılar. Bu adımların hemen hepsi bir anda Türkiye'ye zarar verecek gelişmeler gibi görünmese de orta ve uzun vadede başta ekonomi olmak üzere, askeri ve siyasi açıdan bölgesel meselelerde Türkiye'nin elini zayıflatacak girişimler olarak karşımıza çıkıyor.

Yaş sebze ve meyve alımına yönelik alınan yaptırım kararını, turizm gelirine darbe vuracak;  Rus turistlerin Türkiye'ye gelmelerini önleyecek adımlar izledi. Suriye'de bulunan askeri üssün ileri nesil hava savunma sistemleri ve avcı olarak tabir edilen uçaklarla takviye edilmesi askeri yönden alınan tedbirler olarak karşımızda duruyor.

 

Türkiye'nin Doğalgaza ve Rusya'ya Olan Bağımlılığı

Ancak Rusya'nın Türkiye'ye yönelik olarak başlattığı yaptırımlarla dolu kararların enerji alanına ne derecede sirayet edeceği sorusu hemen herkesin ortak gündemi haline geldi.

Zira durum ortada. Türkiye yıllık 49-50 milyar metreküp arasında doğalgaz ithalatı olan bir ülke. Bu manada tüketilen doğalgazın '48'i elektrik üretiminde, %25'i sanayide, %19'u ise konutlarda ısınma ve yakma amacıyla kullanılıyor. Geriye kalan bölümün kalemlerini de gübre ve ulaşım oluşturuyor.

İşte böylesine yüksek bağımlılık düzeyimiz olan doğalgazın yaklaşık olarak %54,67'sini Rusya'dan alıyoruz. Rakamsal ifadeyle açıklandığında bu miktar yıllık 26,9 milyar metreküp civarlarındadır.

Haliyle Rusya ile böylesine sıkıntılı bir döneme girmişken ve yine büyük oranda Rusya'ya karşı bağımlılık yaşarken herkesin dikkatinin buraya kesilmesi son derece normaldir.

Şüphesiz ki Ruslar da bunun farkındalar. Ancak uluslararası anlaşmalar ve yine uluslararası hukuk gereğince Türkiye'nin aldığı doğalgazı Rusların kesmesi gibi "aleni bir karar" söz konusu olamaz. Bunu Rus şirket Gazprom yetkilileri de açıkça ima ettiler.

Fakat bu olmayacağı anlamına da gelmez. Zira Rusya doğalgazın kesildiğini ilan etmese de "teknik arıza bahanesiyle" özellikle de kış aylarında tüketimin zirve yaptığı günlerde, elindeki bu kartı oynamak isteyecektir. Son dönemde gündeme gelen ve Rusya-Türkiye arasında devreye alınacak yeni bir hat olan Türk Akımı'nın, Türkiye tarafından rafa kaldırılmasıyla beraber bu ihtimal kuvvet kazanmıştır.

Hibrit (Melez) Savaşın uzun süredir uygulayıcılarından olan, bu alanda kendisini ispatlamış ve önemli bir deneyime ulaşmış Rusya daha önce bunu Ukrayna'ya karşı kullanmış ve kimi kritik zamanlarda yaşanan doğalgaz kesintilerinin "teknik arıza sebebiyle" yaşandığını açıklamıştır. Oysa tüm dünya yaşanan kesintinin teknik arıza bahanesinden çok daha öte bir durum olduğunu biliyordu…

Türkiye bu sıkıntıya karşı acilen tedbir almalıdır. Erdoğan'ın "gerekirse tezek yakarız" sözünün ülke içi siyasi dengeler ve 13 yıllık AKP hükümetinin yanlışlarını gizleyebilmek adına toplumun gazını alma amacı taşıdığı açıktır.

Hadi diyelim ki bitirilmiş olan hayvancılığa rağmen bir yerlerden temin ederek tezek kullandınız ve ısınma işini hallettiniz. Peki, sanayinin ve konutların ihtiyacı olan elektriği, üstelik üretimdeki doğalgaz kaynağının payı bu derecede yüksekken ne yapacaksınız?

 

Rusya'ya Alternatif Olarak Sunulan Ülkelerin Durumu

Alınan acil tedbirlerin başında iki ülkeden doğalgaz tedarikinin ön plana çıktığı görülüyor. Bunlardan ilki Katar, ikincisi ise Azerbaycan.

Şurası açık ki, özellikle iktidar yandaşı medya ve yine iktidar mensuplarının açıklamalarına rağmen Katar'dan alınacak gazın, Rusya'dan alınana tek başına alternatif olması mümkün değildir. Bunun başlıca nedenleri alınacak miktarın düşük seviyede kalması, uzun rotasının olması ve maliyetinin yüksekliğidir. Zira bu nedenleri var kılan teknik gerekçe, Katar gazının doğal hali ile taşınmasının aksine yüksek basınç altında sıvılaştırılarak taşınacak olması ile ilgilidir.

13 yıldır enerji planlaması alanında sınıfta kaldığı ve bu nedenle enerji politikalarının Türkiye'yi zaafa uğrattığı gözlemlenen AKP'nin "doğalgaz depolanması" anlamında da gerekli tedbirleri almadığı ve olası sıkıntılar karşısında Türkiye'yi bütünüyle savunmasız halde bıraktığı açıktır. Bu durum bir bakıma milli güvenlik meselesidir ve yine bu alanda da AKP'nin ihmali ve yanlışı son derece fazladır.

Azerbaycan'dan alınması gündeme gelen doğalgaz ile ilgili durum da şüphelidir. Zira yapımı hala devam eden ve ancak 1-2 yıl içerisinde faaliyete geçeceği ifade edilen TANAP hattından gelecek gaz miktarı 16 milyar metreküp civarındadır. Bu miktarınsa sadece 6 milyar metreküpü Türkiye'ye verilecek, kalan 10 milyar metreküplük kısmı ise Avrupa'ya gönderilecektir. 

Azeri gazı başlangıç ve Rusya'ya alternatif güzergâh oluşturması açısından son derece önemli, hayati ve mutlaka devreye alınması gereken bir seçenek olsa da, temin edilecek miktar açısından Türkiye'nin taleplerini en azından ilk etapta karşılamaya yetecek seviyede değildir.

 

İran Tehdidi ve Türkiye'nin Yapması Gerekenler

Diğer yandan görülmeyen bir başka tehlike ise Rusya ile aynı paydada bulunan ve son dönemde ilişkilerini bu ülkeyle hiç olmadığı kadar yükselten İran ile ilgilidir. Ne yazık ki kamuoyu İran'ın böylesi bir süreçte takınacağı tavra dikkat çekmemektedir.

Yıllık 8-10 milyar metreküp civarında doğalgaz aldığımız ve toplam tüketimimizdeki oranı %18,08 olan İran'ın Rusya ile benzer zamanlama ile "teknik arıza" nedeniyle Türkiye'ye doğalgaz tedarik etmeyişi çok daha büyük sıkıntılara yol açabilecektir. Bu ihtimal kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Zira İran'dan alınan doğalgazla ilgili olarak geçmiş dönemde çoğu kez kesintiler yaşanmış ve Türkiye bunun sıkıntısını çekmiştir.

Bölgesel gelişmeler ve kendisini Türkiye'ye rakip olarak görmesi sebebiyle İran'ın da Rusya ile beraber enerji kartını Türkiye'ye karşı kullanmak isteyeceği açıktır.

Dolayısıyla Türkiye'nin bir yandan doğalgaz depolama ünitelerini genişletmesi, yeni doğalgaz hatlarını mümkün olduğu kadar çeşitlendirerek acilen hayata geçirmesi ve özellikle de elektrik üretimindeki doğalgazın payını acilen düşürmesi son derece elzemdir.

Alınacak öncelikli tedbirlerde buna dikkat edilmeli, yerli kaynak arayışlarına, "kaya gazı dâhil olmak üzere" durmaksızın devam edilmelidir. Sağlıklı bir planlama yapılırsa, kısa sürede bu anlamda yaşanılan tehdit bertaraf edilebilecektir.

Ancak AKP gibi "ranttan beslenmeyi adet haline getiren" bir siyasi iktidarın bunu ne derecede başarabileceği sorusu ne yazık ki belirsizdir. Hele ki Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nda Berat Albayrak gibi bu meselelerde hiçbir tecrübesi olmayan, ismi kimi çevrelerce farklı meselelerle anılmaya başlanan "damat" olarak anılan birisi varken!

Yine de umudu kaybetmemek gerekir…

Başa dönersek, soğuk iklimin çocukları olarak Ruslar kendi karakterinde olanı yansıtabilirler. Ancak unutulmasın ki dünyanın 3 kıta, 7 ikliminde var olduğu gibi gittiği her yere kendi nizamını taşımış bir milleti kimse karşısına almak istemez.

Yani bu millet için imkânsız olan bir şey yoktur. İmkânsızı başarmak, sıkıntıları aşmak ve problem çözmek, Türk Milleti'nin sahip olduğu ve Allah'ın verdiği eşsiz bir yetenektir. Yeter ki milli kültürümüze, inancımıza ve tarihimizden edindiğimiz tecrübelere sımsıkı sarılabilelim…

Makaleyi Hemen Yorumla