ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
AB'NİN ATTIĞI KAZIK VE VİZELERİN KALDIRILACAĞI MASALI / İsmail Özdemir 448 okunma - 30 Kasım 2015

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 2014 yılının ilk günlerinde bir anlaşma imzalandı.

Geri Kabul Anlaşması adı verilen bu anlaşma 1 Ocak 2014 tarihinde TBMM'ye gönderildi ve 25 Haziran 2014'te de özellikle "MHP'nin yoğun itirazlarına rağmen" meclisten geçti yürürlülüğe girdi.

Anlaşma hükümleri gereğince Türkiye, AB tarafından çok ciddi bir yükümlülüğe tabi tutuluyor.

Zira Avrupa ülkelerine göç eden ne kadar mülteci yada sığınmacı olarak tabir edilen insan varsa, hepsinin Türkiye tarafından geri alınması bu anlaşmayla zorunlu hale getiriliyor.

Adı da işte bu yüzden Geri Kabul Anlaşması!

Karşılığında ise şayet Türkiye'nin üzerine düşen yükümlülükler yerine getirilirse, Türk vatandaşlarına Avrupa'nın vize muafiyeti sağlayacağı belirtiliyor.

Yani işin içinde Avrupa ile vizelerin kaldırılacağına dair %100 kesin bir sonuç bulunmuyor.

Çünkü bu anlaşmaya göre Türkiye'nin üzerine düşen sorumluluğunu yerine getirip getirmediğini denetleyecek olan ise yine AB'nin kendisi olacak.

Bu zamana kadar AB'nin, diğer aday ülkelere nazaran Türkiye'ye karşı takındığı ikircikli tavır, Türkiye üzerine düşenleri yerine getirse dahi AB ile ilgili şüpheleri ortadan kaldırmaya yeterli olmuyor.

İşte bu nedenle 1 Kasım seçimlerinin yaklaşık 2 hafta öncesinden başlamak üzere AB, AKP'nin mutlaka desteklenmesi ve cesaretlendirilmesi gerektiğini önce basın yoluyla sürekli dile getirdi, ardından 18 Ekim günü Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Türkiye'ye yaptığı ziyaret ile üstelik seçimlerin hemen öncesinde olmasına rağmen AB'nin AKP'ye açıkça desteğini göstermiş oldu.

* * *

Sırf oltaya takılan ve AB'nin güvenliğini Türkiye'nin huzur ve güvenliğini tehlikeye atma uğruna son derece istekli olan AKP ürkmesin, türlü komplo teorileriyle ve özellikle de yandaş medyada seçim öncesi algı yaratıp "AB ve ABD bizi istemiyor masalları" ortaya çıkmasın diye AB'nin İlerleme Raporu'nun yayınlanması dahi yine aynı sebepten seçimin hemen sonrasına ertelenmişti.

Pazar günü bu yazının yazılmaya başladığı saatlerde ajanslara AB'nin, Brüksel'de Türkiye ile yapacağı zirvede Türk vatandaşlarına vize muafiyeti konusunun değerlendirileceği bilgisi yer aldı.

Olayın görünürdeki başlangıç ve gelişme bölümü yukarıda olduğu gibi.

Ancak birde buz dağının görünmeyen kısmı var.

Zira buraya dikkat edilmezse, Türkiye'nin ne derecede büyük bir külfetin ve kaosun altına sürükleneceği anlaşılmış olamaz.

Resmi rakamlara göre Türkiye'de bulunan Suriyeli sığınmacıların sayısının 2,5 milyona yaklaşıldığı belirtiliyor.

Yine resmi rakamlara göre Suriye haricinde diğer ülkelerden gelerek ülkemizde sığınmacı konumunda olanların sayısı ise 190 bini bulmuş durumda.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin 2 Ekim 2015'te yayınladığı bir rapora göre Türkiye'de bulunan kamplarda kalan Suriyelilerin sayısı ise 257 bin 531 kişi.

Bu iki rakamı kıyasladığınızda 2 milyonun çok üzerindeki bir sayıyla Suriyelilerin kampların dışında yaşadığı gerçeği karşımıza çıkıyor.

Yine herkesin ortak kabulü olduğu üzere, çoğu ülkenin nüfusundan dahi daha kalabalık olan Suriyeli sığınmacıların ülkemizde ekonomik, asayiş ve toplumsal huzur anlamında yarattığı problemler ortada.

Dahası bu masumların geleceğinin ne olacağı ise bundan çok daha vahim düşünceleri beraberinde doğuruyor.

* * *

Türkiye bu zamana kadar Suriyeli sığınmacılar için 7,5 milyar doların üzerinde kaynak harcadı, hala da harcamaya devam ediyor.

Ancak bu derecede sıkıntılı bir tablo karşımızda dururken, Türkiye şimdi sadece AB'den "geri iade edilecek" en az 562 bin 355 kişiye daha kapılarını açmak zorundadır.

Sebebi "AB'ye artık vizeler kaldırılacak" şeklinde sanki ortada bir başarı varmışçasına oluşturulan algıda gizlenen "Geri Kabul Anlaşması'nın" hükümleri!

Çünkü BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Ekim Ayında AB'deki Suriyeli sığınmacı sayısının 705 bini aştığını tespit etmiş ve bu rakamın 562 bin 355'i Türkiye üzerinden AB ülkelerine geçtiği belirtiliyor.

AB'nin Türkiye'ye ne derecede büyük bir kazık attığı ve AKP'yi pohpohlayıp nasıl oltasına takıldığı böylece ortaya çıkmış oluyor.

Suriye'de, Suriyeli sığınmacılar için kurulacağı söylenen güvenlikli bölge yada tampon bölge söyleminden, bir anda resmen AB'nin tampon bölgesi haline getirilmiş durumdayız.

Avrupa kendi iç huzuru için Türkiye'nin iç huzurunun ve dahası ekonomisinin bozulması için gözünü karartıp, ülkemizi yeni bir sorun yumağıyla daha yüz yüze bırakmış oluyor.

Ekonomik gücü ortada olan Avrupa'nın dahi üstesinden gelemediği yükü Türkiye'nin kaldırmasının mümkünatı yoktur.

Bu durum aynı zamanda güvenlik, asayiş ve toplumsal huzur içinde geçerlidir.

Ama millete öyle bir masa anlatılıyor ki, sanki yarın AB vizeleri kaldıracak ve isteyen elini kolunu sallayıp Avrupa'ya gidecekmişçesine şaşaları koparıyorlar.

Şimdiden söyleyelim, şayet Avrupa bu yükü omuzundan atmak istiyorsa, Türkiye'nin başı yakın zaman içerisinde çok daha ağrıyacak demektir…

Makaleyi Hemen Yorumla