ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
BAYIRBUCAK DÜŞERSE TÜRKİYE'NİN SAVUNMASI ZARAR GÖRÜR / İsmail Özdemir 416 okunma - 23 Kasım 2015

Bayırbucak Türkmenleri günlerdir Rusya'nın havadan, İran'a bağlı ve çoğu Afganistan, Irak'tan getirilen Şii milisler, Hizbullah ve Esad'a bağlı olan güçlerin karadan saldırmasıyla ateş altında.

Hatay'ın güneyinde kalan ve Akdeniz sahillerinden içeri doğru uzanan bu Türkmen coğrafyası şimdi varlık ve yokluk mücadelesi veriyor.

Vatanlarını savunan Türkmenler bu derecede büyük bir askeri harekât karşısında ellerindeki son derece kısıtlı imkânlarla yukarıda saydığımız tüm güçlere kahramanca, Türk'e yakışır bir eda, kararlılık ve vakurla karşı koymaya çalışıyor.

Uçağa, tanka ve topa karşı ellerinde sadece silahları ve belirli sayıda bulunan havan toplarıyla direnen Türkmenlerin yürek yakan hali diğer haliyle Türkiye'nin onları nasıl sahipsiz bıraktığını da gözler önüne seriyor.

"Biz namaza durduğumuzda arkamızı Türkiye'ye dönüyor, önümüzü Kabe'ye yönlendiriyoruz" diyecek kadar büyük bir iman ve şuur sahibi olan Türkmenleri, AKP'nin ne derecede vahim hale düşürmüş olduğu ortadadır.

Yıllardır "Türklükle hesaplaşmanın vakti geldi, Türklük ayaklarımızın altında, Türk diye bir ırk yoktur" diyenlerin iş PKK-PYD'ye gelince silah yardımının yapılması için ABD ve peşmergeye kara ve hava sahasını açmasına karşın, Türkmenlerin içine düştüğü bu vahim hale karşı adım atmamaları gayet normaldir!

Oysa orada kendi vatanını savunan Türkmenlerin içerisinde bulundukları mücadelenin açık bir "Gaza" olduğu gerçeği ortada mevcutken, sözde İslamcı geçinen AKP iktidarı olanı biteni umursamamakta, PYD ve mesela Ayn el Arap (Kobani) için attığı adımların hiçbirisini Bayırbucak Türkmenleri için atmamaktadır.

* * *

Diğer yandan yakın zaman öncesinde 224 vatandaşının Mısır'da düşen uçakta ölmeleri sebebiyle, eylemin IŞİD tarafından üstlenilmesine karşın, Suriye'de IŞİD'den çok Türkmenleri hedef almaya başlayan Rusya'nın tutumu ise son derece manidardır.

Rusya, Suriye'de yaşayan Türkmenlerin vatanı olan Bayırbucak bölgesine düzenlediği kapsamlı harekâtla aslında şunları hedefliyor:

1-Akdeniz sahil şeridini tümüyle kontrol altına almak.

2-Esad rejiminin kontrol sahasını güçlendirip, genişletmek.

3-Suriye krizi ile ilgili olarak nihai sonuca dair yapılan görüşmelerde kendi savunduğu tezleri güçlendirmek.

Bu üç meseleden özellikle de sonuncusu Rusya'nın, Suriye krizinde masanın karşı tarafında bulunan bloğa karşı sağlamak istediği en temel üstünlük meselesidir.

Neticede Esad'ın geleceğine gelip dayanan Suriye krizi, Esad'ın Rusya desteği ile ilerlemesi ve kontrol sahasını genişletmesiyle batının ve özelliklede Türkiye'nin savunduğu tezlerin çözülmesi ve çökmesi anlamına gelecektir.

Israrla Suriye'nin sadece %15'lik bir kısmının kontrol edildiği tezini savunanlar, Esad'ın Rusya ve İran desteği ile sağladığı ilerleme karşılığında bu söyleme dayalı politikalarında sıkıntıya düşecektir.

Görülüyor ki Rusya'da bu planın üzerine oynuyor.

Böylelikle Suriye üzerindeki tasarrufunu artırdığı gibi Esad'sız geçiş formüllerinin de tedavülden kaldırılmasını amaçlıyor.

Ayrıca yandan bugün Türkmenleri hedef alan saldırıların önümüzdeki zamanda daha da yoğunlaşacağı kesindir.

Türkiye ve ABD Cerablus ve Azez arasında güvenlikli bölge yaratma isteğini resmi ağızlardan duyurmuşken ve Türkiye üzerinde büyük bir askeri yığınak başlatmışken (ABD'nin İncirlik'teki uçak sayısı 42 oldu, Türkiye sınıra 20 bin civarında askeri personel yığdı) Rusya'nın bu hamleye de karşılık verdiği görülüyor.

15 Eylük-30 Ekim tarihleri arasında Suriye'ye 36 gemiyle 8000 asker ve aralarında tankların da olduğu 600 zırhlı araç taşıdığı tespit edilen Rusya'nın böylesi büyük bir askeri yığınak yapmış olması son derece manidardır.

* * *

Bununla beraber Çin'in bazı savaş gemilerinin Süveyş Kanalı rotasıyla Suriye'ye doğru hareket ettiği ve yakın dönem içerisinde tıpkı Rusya gibi Çin'in de savaş uçaklarıyla Suriye'de yaşanan savaşa aktif bir şekilde dahil olacağı ifade ediliyor.

Açık ki Suriye krizi günden güne derinleşiyor ve tabir yerindeyse bir patlama noktasına doğru evriliyor görüntüsü veriyor.

Görünürde herkesin ortak düşmanı IŞİD gibi bir izlenim doğuyor ancak gerçekte dünyanın iki kutbunun birbirlerine meydan okumakla kalmayıp, daha fazlasını göze alabildiği durumu ortaya çıkıyor.

Türkiye'nin güney sınırlarının aynı zamanda NATO sınırları olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Suriye'ye yönelik Rusya ve Çin'in bu derecede kara, hava ve deniz güçleriyle yoğun bir yığınak yapmasına karşın, NATO'nun da buna cevap verici adımlar atacağı açık bir şekilde karşımıza çıkıyor.

Suriye'de git gide ateşle barut arasındaki mesafe kısalırken Türkiye yaşananlardan ve yaşanacaklardan en fazla etkilenecek ülke olacaktır.

Başından beri yanlış olan Suriye politikası şimdi daha vahim sonuçlar doğuracak ve kendi inisiyatifimizden de çıkmaya başlayan sonuçlara doğru hem bölgeyi hem de ülkemizi sürüklüyor.

Meselenin en başında yaşananlar doğru okunsa ve PKK-PYD yerine AKP, Türkiye'nin desteğini Türkmenler üzerinde yoğunlaştırsaydı durum belki de çok daha farklı olabilirdi.

Neden mi?

Çünkü Türkiye'nin "görülmeyen sınırları" Hatay, Osmaniye, Gaziantep gibi yerlerden değil çok daha ilerisinden başlar da ondan.

Dolayısıyla bu saatten sonra atılacak adımlara dikkat edilirken, Bayırbucağın 81 vilayetimizin hiçbirinden farkı bulunmadığı mutlaka dikkate alınmalıdır.

Bir avuç yiğit Türkmenin verdiği kahramanca direnişe sahip çıkılmalı ve mutlaka topraklarında tutunmaları sağlanmalıdır.

Bu Türkiye'nin en öncelikli sorumluluğudur.

Makaleyi Hemen Yorumla