ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
PYD'nin Oluşturduğu Tehdit Ortadan Kaldırılmalı / İsmail Özdemir 398 okunma - 16 Ekim 2015

Suriye'de yapılan yanlışların Türkiye'ye faturası çok ağır oldu.

Ülkemizde ağırladığımız 2 milyonu aşan Suriyeli sığınmacıların durumu, terör örgütlerinin Suriye'ye geçiş için bizim topraklarımızı kullanması ve en önemlisi de PKK'nın Suriye'deki kolu olan PYD'nin ilerleyişinin hem sınırın öbür ucunda, hem de içerisinde yarattığı son derece vahim durum…

Esas olarak bu meseleler etrafında şekillenen sorunların her biri son derece önemli ancak PYD'nin yaydığı olumsuz dalga belki de hepsinden daha büyük potansiyele sahiptir.

Neticede diğer meseleler için tedbirlerin alınması hususu, özellikle uluslararası camianın da ortak sorunu olduğundan daha kolay görünmektedir.

Kaldı ki AB ile Türkiye arasında son zamanlarda yapılan görüşmelerin ana gündem maddesinin başında Suriyeli sığınmacıların durumu gündeme geliyor. 

Yaklaşımlarda bazı farklılıklar olsa da en azından AB ülkelerinde, Türkiye ile beraber herkes bunun büyük bir sorun olduğu görüşünde hemfikir.

Aynı durum selefi ideolojiye sahip IŞİD gibi terör örgütleri için de geçerli.

Dolayısıyla sadece AB için değil aynı zamanda küresel çapta da sahip olunan bu ortak görüş işbirliği yollarını çeşitlendirdiğinden, şimdilik ortaya çıkan sorunun çözümü anlamında ümitli olunmasına yetiyor.

Pek ya PKK-PYD meselesi?

İşte burası Türkiye için en hayati sorunun bulunduğu yerdir.

PKK-PYD Türkiye için son derece büyük bir terör tehdidi olmakla beraber milli birliğine zarar verecek potansiyele de sahiptir.

Bu anlamda PKK'nın ne yaptığı, Türkiye dâhil dört ülkeden toprak alarak sözde bir "PKK devleti" kurmak istediği sır değildir.

* * *

Suriye'de yaşanan iç karışıklığı bu hedefi için fırsat bilen örgüt, PYD ile hayata geçirdiği kantonlaşma süreci ile amacına eskiye oranla daha da yaklaşmış hissetmektedir.

Hali hazırda Suriye sınırımızın çok büyük bir bölümü PKK-PYD tarafından kontrol edilmektedir.

Meseleyi Türkiye açısından daha sıkıntılı bir hale sokan durum ise PYD'nin ABD, AB ve Rusya tarafından "meşru" olarak görülmesidir.

Suriye meselesinde özellikle Esad'ın durumu ve ülkenin geleceğiyle alakalı konularda neredeyse tümüyle zıt fikirleri taşıyan bu ülkelerin tek ortak görüşü PYD'nin durumu ve yine PYD'ye bakış açısında kendisini gösteriyor.

Bu ülkelerin hepsinin savunduğu ortak görüş ise IŞİD'e karşı sahada en aktif ve başarılı mücadeleyi PYD'nin verdiği yönünde.

PYD'ye yönelik olarak beslenilen bu sempatik duruş, örgütün her alanda "muhatap" kabul edilmesine olanak sağlıyor.

Herkes PYD'nin, PKK'nın Suriye kolu olduğunu bilse de, öyle anlaşılıyor ki bunun çok da fazla mesele edinmiyorlar!

ABD gibi bir ülkenin PYD'nin PKK ile olan "organik bağını" bilmemesi gibi bir durum söz konusu olamayacağından, bölgesel hesapların sonuçları düşünülürken hangi neticeye varılacağı doru hesap edilmelidir.

En basit haliyle; PYD'nin kazanması demek, PKK'nın kazanması ve dolayısıyla Türkiye'nin kaybetmesi demektir.

Kaldı ki bugünlerde PKK'nın nasıl olup da binlerce ton patlayıcı ve yeni nesil silaha nasıl sahip olabildiği sorusunun tek cevabı Suriye ve PYD üzerinden anlamını buluyor.

PKK, IŞİD bahanesi ile ABD ve diğer ülkelerin PYD'ye verdiği silahların çok büyük bölümünü Türkiye'ye geçirerek bunu TSK ve Emniyet Güçleri'ne karşı kullanmıştır.

Bu durum tescil edilmiş bir hadisedir.

* * *

Şimdi PYD'ye ABD'nin havadan yaptığı harekâtla 50 ton civarında silah göndermesi, hiç şüphe yok ki yarınlar açısından Türkiye'yi çok daha büyük tehlikelerle yüz yüze bırakacaktır.

ABD'ye kalırsa bu silahlar PYD'ye değil, IŞİD'in merkezi haline gelen Suriye'nin Rakka kentinin geri alınması operasyonuna katılacak olan Araplara gönderilmiştir.

Ancak PYD terör örgütünün tepe noktasındaki ismi Salih Müslim, PKK'nın yayın organlarından birisine geride bıraktığımız gün verdiği demecinde "Bize (PYD) ve müttefik olduğumuz gruplara 50 ton silah gönderildi. Bu daha başlangıç, silahların devamı da gelecek." diyerek, ABD'den silah yardımı aldıklarını itiraf etmiştir.

Diğer açıdan Türkiye ile müttefik olduğu iddia edilen ABD bize karşı bu derecede sinsi ve samimiyetsizken, Rusya'nın tutumu farklı mıdır?

PYD'nin ABD'ye ne kadar güveniyorsa, Rusya'ya da o kadar çok güvendiğini belirtmek gerekir.

Çünkü PYD, her iki ülkenin de Türkiye'yi Suriye'de istemediklerini, güvenli bölge seçeneğine her iki ülkenin de onay vermediğinin kendileriyle paylaşıldığını söylüyor ve Türkiye'nin de bu iki ülkeye rağmen adım atamayacağına inanıyor!

ABD'ye yakınlığı ile bilinen Al Monitor'e 1 Ekim'de başka bir demeç veren Salih Müslim bunu açıkça itiraf ederken, özellikle Rusya'nın tutumuna ve Rusya ile giriştikleri ilişkiye dikkat çekiyor.

Türkiye güçlü bir ülkedir ancak bu gücünü yeri ve zamanı geldiğinde ortaya koymaktan çekinmediği kadar da uluslararası alanda kabul görür.

Dolayısıyla sınırın öte yanından ülkemize sülük gibi yapışıp, PKK'nın eylemlerinin artmasına neden olan PYD meselesi de mutlaka bir çözüme kavuşturulmalıdır.

Milli birlik ve bütünlüğümüz için yapılması gereken yapılmazsa, kaybedeceğimiz sadece prestijimiz olmaz…

Makaleyi Hemen Yorumla