ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
BEBEK KATİLİ SEVDASI DEPREŞENLER PKK'NIN OLTASINDAN KURTULAMIYOR / İsmail Özdemir 478 okunma - 04 Eylül 2015

24 Temmuz'dan bu yana PKK'ya yönelik gerçekleştirilen operasyonlar sürüyor.

Güvenlik güçlerinin verdiği bilgiye göre bu süre içerisinde çok sayıda terörist imha edilmiş durumda.

Bununla beraber örgütün tıpkı bir virüs gibi kendisini koşullara göre ama özellikle de sözde çözüm süreci boyunca yeni alanlarda geliştirdiği de gözlerden kaçmıyor.

Örneğin artık sadece kırsalda güvenlik güçlerimize pusu kuran, el yapımı patlayıcılarla kurulmuş düzeneklerle eylem yapan bir örgüt yok, aynı zamanda il ve ilçe merkezlerinde de eylem yapan, çatışmaya giren bir görüntü söz konusu.

Hatta sözde özerklik ilanlarına paralel olarak 22 Temmuz'da 2 polisimizin evlerinde uyurken şehit edilmesinden bu yana geçen süreye bakılırsa, PKK'nın eylem sahasını daha çok il ve ilçe merkezlerine kaydırmış olduğunu da görüyoruz.

Sözde çözüm sürecinde Türkiye için terörle mücadele alanında israf edilen zamanı, PKK fırsata çevirmiş, yeni yapılanmalar, militan ve silah takviyesi ile beraber özellikle Suriye'de edindiği iç savaş deneyimini Türkiye'ye taşımak istemiştir.

Bu örgütün silahlı stratejisinin mevcut dönemdeki en önemli ayağı.

Ancak fotoğrafın geneline bakıldığında PKK'nın siyasal anlamdaki stratejisinin dayanağının da dikkatlerde bulundurulması gerekir.

Zira PKK "Savaşa biz, barışa öcalan karar verir" diyerek 22 Temmuz öncesindeki dönemlerde zihninde olanı gözler önüne sermiştir.

Bunun açıklaması "Biz ne kadar yakıp yıkar, saldırılarımızı artırırsak, İmralı'nın eli o derecede güçlenir" olarak tercüme edilmelidir.

Nitekim bu zamana kadar da böyle olmamış mıdır?

Terörist başı "demokratik ulus" demiş, PKK ise "devrimci halk savaşı" demeyi sürdürmüştür, fakat bununla beraber ikisi arasında birbirini besleyen bir yol ortaya çıkmıştır ve bunu AKP sağlamıştır.

Sanki İmralı ve Kandil aynı şeyleri düşünmüyormuşçasına değerlendirme yapmış, faka basmıştır. Zararı ise Türkiye'ye ödetmeye hala devam etmektedir.

* * *

Hatırlayalım, 2012 yılının son bahar aylarında PKK Kandil'den verdiği talimatla cezaevlerinde bulunan örgüt tutuklu haldeki örgüt mensuplarına gönderdiği talimatla açlık grevleri başlatmış, buna paralel olarak yine o dönem eylemlerini artırmıştı.

Ardından eylemleri önlemede ve cezaevlerindeki durumu kontrol etmede güçlük çeken AKP, çareyi dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ağzından "İmralı ile görüşmelerin başlaması" aradığını duyurmuş, terörist başının devreye girmesiyle eylemler kısa sürede sonlandırılmıştı!

Bu tarihten sonra bebek katili için özellikle AKP'nin oluşturduğu algı "barış elçisi" tanımlamalarının yapıldığı ve terörle müzakere sürecinin başladığı bir döneme kapı aralamıştı.

Bir anda terörist başı aşığı kesilenler, 2013 Mart ayında Nevruz Bayramı'nda yapılan çağrı ile İmralı canisinin süreci çok iyi okuduğunu, mesajlarının kendilerinin de düşüncesi olduğunu söylemeye başlamışlardı.

Ancak işlerin hiçte göründüğü, topluma anlatıldığı şekliyle gitmediği çok değil birkaç ay sonra anlaşılmış ve PKK, 2013'ün yaz aylarında AKP'nin "sınır dışına çıkacaklar, silah bırakacaklar" söylemine rağmen bunun tam tersini yaptığını gözler önüne sermişti.

Aradan geçen zaman içerisinde AKP sözde çözüm sürecine dair hiçbir geçerliliği ve dayanağı olmayan, hakikatten uzak söylemler kullanarak terörün bitirileceği iddiasını sürdürse de PKK'nın 6-8 Ekim 2014'te başlattığı ayaklanma provası sonucunda tabir yerindeyse duvara toslamıştır.

50'ye yakın vatandaşımızın hayatını kaybettiği olaylar sonrasında çareyi yine İmralı'nın yolunu tutmakta bulan AKP, gerçekleri yine bir yana bırakıp, PKK'nın şehir içi yapılanmalarının oluşturduğu tehdidin üzerine gitmemiş, bilindik yüzünü göstererek terörist başından medet ummayı sürdürmüştür.

6-8 Ekim'in acı ve ağır bilançosunu sonraki günlerde İmralı'nın yaptığı çağrıların ardından "süreç rayına girdi, öcalan çok önemli bir sorumluluk üstlendi" sözleriyle değerlendirenler bununla da yetinmeyip, "öcalanın koşulları artık düşünülmesi" ifadeleriyle de zihinlerindeki kirli yönünü kendi ağızlarıyla deşifre etmişlerdir.

Sonraki dönemde Dolmabahçe'de terörist başının 10 maddelik metnini PKK'nın siyasi uzantısı HDP ile beraber okuyanlar araya giren seçim atmosferi ve kaybettikleri oyları geri alabilmenin telaşıyla inkar etmenin, kendi kendilerini göstermelik olarak eleştirmenin yolunu aramışlardır.

* * *

Şimdi yeni bir terör dalgası ile karşı karşıya bulunurken AKP'deki bebek katili sevdası da depreşmişe benziyor.

Sözde çözüm süreci boyunca terörist başına toz kondurmayan hatta övgüler dizenler, bu kez daha coşkulu bir şekilde İmralı'nın yolunu tutmuş vaziyetteler.

Durumu yaklaşan erken seçim nedeniyle tam olarak açıklayamasalar da "özel temsilciler" vasıtasıyla İmralı canisi ile yaşadıkları görüşme trafiğinin de arttığı gözlemleniyor.

Erdoğan'ın "süreç buzdolabına alındı" ifadesinin üzerinden çok geçmeden, Yalçın Akdoğan'ın 7 Haziran seçimlerinin hemen ardından "artık HDP bundan sonra çözüm sürecinin anca filmini çeker" demesine karşın şimdi "süreci ciddiye alıyoruz, süreç bitmedi" ifadesini kullanması yeni ihanet oyunlarının planlanmış olduğunu gözler önüne seriyor.

PKK'nın bir üst yapılanması olan KCK'lıların yaptığı son açıklamalarda, sürece yeniden dönülmesi için İmralı'nın sesinin daha gür çıkmasını talep ettikleri açıklamalara bakıldığında AKP'nin PKK'nın oltasına takılmış halinden kurtulamadığı, kurtulamayacağı kesinlik kazanıyor.

Böylesi bir dönemde planlanan sinsi tezgâhlar da yok değil.

Örneğin tıpkı AKP-PKK arasındaki Oslo görüşmelerinden öğrenildiği gibi bazı üst düzey PKK'lıların yakalanmış görüntüsü altında Türkiye'ye getirileceği propagandası birkaç gündür iktidar yandaşı medya tarafından yapılıyor.

Burada dikkatlere takılan en temel mesele, böylesi bir haberi köşelerine konu alanların, durumu 1999 yılına ve aynı yıl yapılmış olan seçimlere dayandırmalarıdır.

Yani meselenin özü samimice terörle mücadele etmek değil, yaklaşan 1 Kasım seçimlerinde oylarını artırmaya yönelik arayışlardır.

Sinsice Türkiye'nin bölünmesi fikrinde buluşanlar ve bir tarafı başkanlık sistemi üzerinden, diğer tarafıysa sözde özerklik ilanları üzerinden "fiili durum" yaratma arayışı içerisinde bulunanlar, ülkenin başına yeni çoraplar örmeye gayret ediyorlar.

Terörle mücadeleyi bırakıp, müzakereye dönüştüren, İmralı'daki caniyi besleyip büyüten AKP bakalım başka hangi PKK'lıyı koynuna alıp, besleyip, büyütmenin arayışı içerisinde olacak.

Ancak ne kadar farkındadır bilinmez, sözde çözüm süreci kapsamında besleyip büyüttükleri PKK adım adım ülkeyi iç savaşın içerisine taşımaya zorluyor…

Milletse bu ihanet oyunu çoktan gördü ve 7 Haziran'da yaptığı gibi 1 Kasım'da da AKP ihanetine son verdiğini yeniden tescil etmeyi bekliyor!

Makaleyi Hemen Yorumla