ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
ESAD VE PYD ARASINDAKİ İŞBİRLİĞİ ABD-İRAN İŞBİLİĞİ İLE NEREYE VARACAK? / İsmail Özdemir 477 okunma - 24 Ağustos 2015

ABD'nin Türkiye'ye yerleştirilen Patriotları geri çekmesi yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

Ülkemiz koalisyon kurma ve erken seçim tartışmalarıyla beraber PKK'nın düzenlemeye başladığı menfur eylemlerine odaklanmışken, dış politik gelişmeler de aslında toplum nazarında pek hissedilmese de son derece hızlı manevralara sahne oluyor.

Bir taraftan TSK'nın Kandil'deki PKK kamplarını bombalamadan sadece on dakika önce, ABD'li askeri yetkilileri bilgilendirerek, Kandil'e yakın alanlarda bulunan (!) ve Barzani'ye bağlı peşmergelere eğitim verdiği söylenen ABD askerilerinin çekilmesi talebinde bulunulduğuna dair haber gündeme düşmüşken, bunu ABD'nin Patriotları geri çekme kararının izlemesi ve ABD medyasına göre Türk yetkililerin de bu durumu şaşkınlıkla karşıladığına yönelik haber izledi.

Başlangıçta Almanya'nın da Patriot füze savunma sistemini geri çekme kararının da olduğu dikkatlere takılsa ve bunun NATO'nun ortak kararı gibi görünse de aslında yakın zamanda yaşananlara bakıldığında kuşku uyandıran pek çok hadisenin varlığı Ortadoğu'da kurulmaya çalışılan yeni düzenin ve ilişki ağının ne olduğu yada olabileceğine dair ip uçlarını da sunuyor.

Bahse konu olan mevzu aslında İran ve ABD'nin yaklaşık olarak son bir aydır Türkiye'ye karşı aynı söylem ve neredeyse eylem birliği içerisinde olduğudur.

Alışılagelinmiş bir konu gibi gözükmese de aslında İran'ın, P5+1 ülkeleri ile vardığı nükleer mutabakatın, bölgesel işbirliği seviyesine de ulaşabileceğine yönelik yorumlar yapılmaktaydı.

Hele hele bölgede IŞİD gibi "ortak düşman" algılamasıyla oluşturulmaya çalışılan yeni denklemde Irak'ta olduğu gibi saha işbirliğinin ABD ve İran arasında sürmesi yeni düzen açısından neredeyse koçbaşı olma özelliğine sahip olduğunu kanıtlıyor.

Türkiye'nin IŞİD ve PKK'ya karşı başlattığı askeri operasyonlardan bu yana oldukça belirgin hale gelen bu konunun yakından takip edilmesi özellikle ülkemizin Ortadoğu'ya dair çıkarlarını korumak açısından son derece mühimdir.

Zira bahsettiğimiz gibi alışılagelmedik değişimler eski bölgesel paradigmanın yerine yeni denklemlerin kurgulanması anlamında da geleceğinden, Türkiye açısından doğru zamanda doğru karar almada hayati öneme haiz koşulların gerekliliğini oluşturuyor.

* * *

Yaşanan son gelişmeler ışığında ABD ve İran'ın Türkiye'ye karşı takındığı ortak tavrı andıran hadiselere ve bakıldığında dikkatlere takılan durumlar şunlar:

1- 30 Temmuz 2015 tarihinde Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Eric Schultz, Türkiye'de tansiyonun azaltılması ve "barışçıl çözüm sürecine" geri dönülmesi çağrısında bulundu.

2- Aynı gün İran Genel Kurmay Başkanı Hasan Firuzabadi, İran Devrim Muhafızları'nın resmi sitesinde yer alan açıklamasında, "Türkiye'nin 'IŞİD teröristlerine operasyon' adıyla bu örgüte karşı direnen PKK'yı hedef alması stratejik bir hata olmuştur. Bu hata, tekfiri teröristlerin Türkiye sınırlarına ulaşmasını kolaylaştıracaktır" dedi.

3- Ortadoğu ile ilgili yaptığı haberlerle son dönemlerde dikkatleri üzerine çeken ABD'li Huffington Post gazetesi 06 Ağustos 2015 tarihinde gündeme düşen haberinde, ABD Başkanı Obama'nın bazı gazetecilerle yaptığı toplantıda, Obama'ya "(Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan'ın IŞİD'e karşı kampanyayı PKK'yı hedef almak için bir bahane olarak kullanmasından endişe edip etmediğini" sorusunun sorulduğunu ve Obama'nın da buna "Bizim görüşümüze göre PKK, Türk hedeflerine yönelik saldırılara karıştığı sürece Türklerin kendilerini savunmaya çalışmaları meşrudur. Ancak üzerinde çalıştığımız anlaşma, dikkatlice şunlar etrafında: Suriye'ye geçmeye çalışan yabancı savaşçılar için o sınırları nasıl kapatırız? Yapacağımız her şey bu hususa dayanıyor." şeklinde cevap vererek Türkiye'nin gerçekleştirdiği operasyonlarda hedefin PKK değil, IŞİD olması gerektiğini söylediğini duyurdu.

Bu haberin 4 gün sonrasında 11 Ağustos 2015 günü Recep Tayyip Erdoğan, emekliye ayrılacak olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'in "Devlet Şeref Madalyası" ile onurlandırılması töreninde yaptığı konuşmasında sözde çözüm sürecinin bitmediğini açıkça ima ederek "sürecin buzdolabına alındığını" söylemiştir.

4- ABD'nin IŞİD'e karşı kurduğu koalisyonda ABD adına görevli olan ve aynı zamanda ABD Dış İşleri Müsteşar Yardımcılığı görevinde bulunan Brett Mc Gurk 15 Ağustos 2015 günü Hürriyet'e verdiği röportajında, Türkiye'nin kurmayı istediği güvenlikli bölge ilgili kendisine sorulan soruya "Sahada sadece Suriyelileri istiyoruz. ABD yada Türk askeri olmayacak." diyerek ABD'nin güvenlikli bölge planına çok da sıcak bakmadığını gözler önüne sermiştir.

5- Aynı gün basına yansıyan bir başka habere göreyse İran Dış İşleri Bakan Yardımcısı Emir Abdullahiyan, Suriye topraklarında güvenlikli bölge kurulmasına karşı olduklarını söylemiştir.

6- 17 Ağustos 2015 günü ABD'nin Patriot füze savunma sistemini Türkiye'den çekme kararı aldığı duyuruldu.

7- İngiltere'de yayımlanan Independent gazetesi 20 Ağustos 2015 tarihli sayısında İranlı diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde, İran'ın Irak-Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) karşı Suriye'de operasyonlar düzenlemek istediğini yazdı.

8- 21 Ağustos 2015 günü yayınlanan İran resmi haber ajansı IRNA'nın haberine göre, Türkiye'nin Tahran Büyükelçisi Rıza Hakan Tekin Çarşamba günü Dışişleri Bakanlığı'na çağrılarak, İran vatandaşları ve taşıtlarının Türkiye topraklarında saldırıya uğramasından dolayı duyulan endişe aktarıldı ve Ankara'dan daha ciddi tedbirler alması istendi.

* * *

Bu gelişmeler üst üste konulup beraberce değerlendirildiğinde karşımıza çıkan sonuç şudur:

a) ABD'nin sözde çözüm sürecinin bitirilmemesi ve önceliğin PKK'dan ziyade IŞİD'e verilmesi gerektiğini ilan eden sözlerinin ülkeyi yöneten AKP iktidarınca kabul edilmiştir. IŞİD'le mücadele kapsamında varılan anlaşma gereğince İncirlik'e ABD askerlerinin yerleşmesini öyle görünüyor ki Malatya, Diyarbakır ve Batman takip edecektir.

b) Malatya'ya yerleştirilen füze savunma sisteminin geri çekilmesi doğrudan İran ile ilgili bir gelişmedir ve bu duruma neden olan başlıca gelişme İran ile varılan nükleer mutabakattır. Bu durum aynı zamanda İsrail'in de güvenliğinin sağlanmış olduğunu işaret etmektedir.

c) Suriye'de Esad güçlerinin PYD ile birlikte hareket ettiğine dair çok sayıda örneğe son zamanlarda şahitlik edilirken, diğer yandan Esad'a desteğini açıkça sunan İran ile PYD'ye yine açıktan destek veren ABD'nin de Suriye üzerinde ortak yaklaşımları bulunmaktadır.

Dolayısıyla böylesine karmaşık hesapların içerisinde Türkiye kendisine sağlam bir rota çizmek istiyorsa bu gelişmeleri mutlaka doğru okumalıdır.

Makaleyi Hemen Yorumla