ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
TAKKE DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ / İsmail Özdemir 37989 okunma -
Geçtiğimiz hafta birçok karanlık olaya şahit olduk. Ancak yaşadığımız trajedilerin günden güne ayyuka çıktığını da hep birlikte gördük.

Bu olaylar arasında toplumun her kesiminin “takke düştü, kel göründü” dedirten cinsten olanı ise 13 Ocak 2009 tarihinde TBMM’de gerçekleştirilen parti grup toplantılarında açık bir biçimde ortaya çıkmıştır. 

Türkiye Cumhuriyeti’ni önce kurtaran, sonra kuran ve şimdi de yaşatan iradenin adı olan Milliyetçi Hareket’in mensuplarının ve Lideri Sayın Devlet BAHÇELİ’nin defalarca kez yapmış oldukları çağrısında, İsrail’in, Gazze’de Filistinli kardeşlerimize karşı gerçekleştirdikleri insanlık vahşeti karşısında Başbakan Erdoğan’ın gereken hassasiyeti göstererek, yapılan saldırıların bir an önce durdurulmasının sağlanmasını istemişlerdir.

Tayip ERDOĞAN’ın daha önce kendi ağzıyla söylediği “Biz Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanlığını yürütüyoruz” sözüne bağlı olarak Sayın BAHÇELİ’nin “Sen BOP Eşbaşkanısın neden bu sorunu çözmüyorsun” yönünde ki eleştirilerini, Başbakan kendi grup toplantısında “Yavru Muhalefet” gibi bir kavramla, seviyeden yoksun bir biçimde cevaplandırmak istemiştir. 

O konuşmada Tayip ERDOĞAN “Yavru muhalefet şimdi bizi suçluyor BOP eşbaşkanı diye. Sen BOP'un ne olduğunu biliyor musun? Büyük Ortadoğu Projesi, bölgeye barışı, insan haklarını, kadın haklarını ve demokrasiyi getirmek için hayata geçirilmiş bir projeydi. Doğmadan ölmüş bir projedir. Biz bu konuda görev aldıysak, bölge barışı için görev aldık. Yavru muhalefet lideri, partisindeki dış işleri mensuplarından bunun ne olduğunu öğrensin" şeklinde açıklama yaparak aslında yeni bir itirafta bulunmuştur, ancak bu itirafı da gerçekleri gizleyerek yapmıştır.

“Sayın” Başbakan BOP’un bölgeye barışı getireceğini düşünüyormuş! Ancak bugün yedisinden yetmişine kadar ülkemizde hangi vatandaşımıza sorarsanız sorun “Büyük Ortadoğu Projesi Nedir?” diye her birinin vereceği cevap aynıdır. 

Büyük Ortadoğu Projesi, ismiyle anılan bu coğrafyada anavatanı olan topraklarda yaşayan Müslümanların katledilmesi, ülkelerinin parçalanması, milli birlik ve bütünlüklerinin yok olması ve sahip oldukları yer üstü-yeraltı kaynaklarının ABD ve yandaşlarınca sömürülmesi demektir. Bunu ABD’nin yaptığı Afganistan ve Irak harekâtlarından görebilmek mümkündür.

Başka bir boyutuyla Büyük Ortadoğu Projesi, İsrail’in bölgedeki konumunu güçlendirmek ve onun çıkarına olan her stratejiyi hayata sokmak olduğu da artık açık bir biçimde anlaşılmaktadır. 

Sevr Antlaşması ile bizler ilk defa vatanımızın parçalara ayrıldığı haritalara vakti zamanında tanıklık ettik. Bunu kabullenmeyerek İstiklal Harbi’ni gerçekleştirip bağımsızlığımızı koruduk. Sevr Antlaşması gibi milletimiz açısından bir kara leke olan olayların benzerlerinin cereyan edebileceğini Büyük Orta Doğu Projesi ile yeniden yaşadık. Ülkemizin sınırlarının nasıl parçalanmak istenildiğinin, aziz vatanımızın doğusunda yer alan toprakların sözde Kürdistan ve Ermenistan devletine nasıl bırakıldığının –BOP Patronu ABD tarafından- planlandığı haritalara hep birlikte şahit olduk.

Ülkemizi ve bölgemizi ve hatta tüm insanlığı tehdit eden bu vahim durum karşısında hangi akıl ve vicdan sahibi bir insan “Biz Büyük Ortadoğu Projesi’nde görev aldık” diyebilir. Milyonlarca Müslüman’ın katledilmesine, tecavüze uğramasına, fakirleşmesine ve geleceklerinin karmasına sebep olan bir projede görev aldık demek, yaşanılan tüm bu vahşetlere ortak olmak demektir.

Ancak artık takke düşmüş ve kel görünmüştür. “Sayın” Başbakan ise bu gerçekleri maalesef hala görememektedir. Zamanında İsrail’i yüceltme ve rahatlatma adına yürütülen bu projede bizzat görev aldığını övünerek anlatırken, bugün İsrail’in yaşattığı vahşetler karşısında televizyon ekranlarında gözyaşı döküyorsa bunu yaptığı yanlışları gizlercesine “Büyük Ortadoğu Projesi, bölgeye barışı, insan haklarını, kadın haklarını ve demokrasiyi getirmek için hayata geçirilmiş bir projeydi. Doğmadan ölmüş bir projedir. Biz bu konuda görev aldıysak, bölge barışı için görev aldık.” diye açıklamada bulunmak yerine erdemli bir insan gibi davranarak, gerçekte yaptığı hataların farkında olmalı ve BOP’un vahşetine uğramış her bir insandan teker teker özür dilemelidir.

Şimdi bizde “Sayın” Başbakan’a soruyoruz, tek gayesi milletinin ve vatanının bölünmez bütünlüğünü koruyarak onu her alanda hak ettiği konuma ulaştırmak için yıllardır mücadele veren Milliyetçi Hareket’in özündeki ve sözlerindeki gerçeklerini neden hala göremiyorsun?

Bu vahşeti bölgemize reva görerek, bizlerinde parçalanmasını amaçlayan küresel güçlerin yanlışlarına neden hala dur diyemiyorsun?

Bizler anlayamayacağını biliyoruz ancak yinede Ülkücü Hareket’in Lideri Sayın Devlet BAHÇELİ’nin sözleriyle sana ve küresel bozguncuların ortağı olan herkese şöyle sesleniyoruz “Biz ne başkalarının önünde diz çöker, deliğe süpürmeyin diye yalvarırız, ne de aziz şehidine hakaret eder, canilere sayın diye hitap ederiz. Yurdumuzu canımızdan aziz bilir, gereğinde gözümüzü kırpmadan kendimizi feda ederiz. Mağdur oluruz, ancak mağrur dururuz, istismarını asla yapmayız, aksi bize yakışmaz. Dik dururuz, eğilmeyiz, sözümüzün eriyiz, başka türlü olmak bize düşmez. 'Önce ülkem, sonra partim ve sonra ben' deriz ve yeri geldiğinde gereğini derhal yaparız. Düzenlerin, tertiplerin, komploların içinde olmayız, olduğumuz gibi görünür, göründüğümüz gibi de oluruz. 

Biz Milliyetçi Hareketiz. Dün ne isek bugün de oyuz”
Makaleyi Hemen Yorumla