ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
VEFASIZ YAZAR: EMİN ÇÖLAŞAN / Yıldıray Çiçek 22968 okunma - 18-Aralik-2011 Pazar
''Sayın Başbakanım, bu hastalık durumunda ne olacak? Bundan sonrası nasıl gelecek? Koalisyonda ve partinizde olaylar nasıl gelişecek? Hükümet ortaklarınız daha ne kadar sabır gösterecek? Onlardan şu anda bile görmekte olduğunuz saygı ve bağlılık ne zamana kadar sürecek? Hastalığınız ülkeyi olumsuz etkilemeye başladı. Bu durumda sizin dışınızda birileri, soruna çözüm aramaya başlayabilir. İnsanlara kurt kocayınca kuzuların maskarası olur dedirtmeyiniz. Unutmayınız ki, hoşgörünün üst sınırına yavaş yavaş yaklaşılıyor. Bir süre için görevi hiç değilse vekaleten başkasına devretmeniz iyi olacaktır.'' (26 Mayıs 2002. Ecevit'e Açık Mektup)

''Hanımefendi, evlilik yaşamınız boyunca kocanızı siz yoğurdunuz, üzerinde etkili oldunuz, dünya ile ilişkisini kestiniz... Bülent Bey'in artık o görevde kalması mümkün değildir. Aksi takdirde sizi çok fazla üzecek olaylar yaşarsınız. Birileri yeter artık deyiverir. Lütfen buna fırsat vermeyin. Gerçekleri artık görün ve eşinize anlatın. Başkalarının zorlamasına, incitmesine, sizin dışınızda çözüm aramasına fırsat vermeyin. Gücünüzü bu kez olumlu doğrultuda kullanın ve lütfen eşinizi ikna edin. Bu terazinin bu sıkleti çekmediğini artık anlayın.'' (31 Mayıs 2002. Rahşan Hanım'a Açık Mektup)

''Ecevit'in sağlığı gibi, Türkiye de ekonomik ve siyasal belirsizliğe doğru yöneliyor. Yazıktır, ayıptır. Bir başbakan ve onun yerine iş gören hanımefendinin bu kadar duyarsız ve bencil olmaları, gerçekten hayret verici bir şey.'' (18 Haziran 2002. Yeter Artık Bay Ecevit)

''Ortada bir başbakan yok ve Türkiye bunun sancılarını çekiyor. Peki bu nereye kadar böyle sürüp gidecek? Birileri buna dur demeyecek mi?'' (21 Haziran 2002. Sezer Rapor İstesin)

''Ecevit ailesi büyük yanlış yaptı. Israrla, inatla direndi ve direnmeyi sürdürüyor. Belli konularda inat, zarar getirir. İnsanlar bir süre sabırla bekler. Sonra ise yeter artık sesleri yükselmeye başlar. Sorumlu devlet adamı olarak bildiğimiz Ecevit'in böyle olduğunu, bir gün gelip makama ve koltuğa böylesine yapışacağını ben doğrusu düşünemezdim. Kendi kendini harcamaya, Türkiye'ye yazık etmeye, zarar vermeye başladı.'' (26 Haziran 2002. Ecevit ve Hakan Şükür)

''Dikkat ediniz (Ecevit'e karşı) üsluplar giderek sertleşiyor. Bir süre sonra saygısızlığa dönüşmesinden endişe ediyorum. Ecevit'in ne yaptığını, ne söylediğini, neyi amaçladığını bilmiyorum ve anlamıyorum. Şu anda kafamdaki tek görüntü, koltuğa zamkla yapışmış, kendisini her gün bitirip tüketen, saygınlığını da giderek yitiren bir başbakan. Ecevit ciddi bir sorun olmaya başladı. Olan kendisine değil, Türk milletine oluyor.'' (28 Haziran 2002. Ecevit Sorun Olmaya Başladı)


Bu yukarıda tarihi ve başlığı ile verdiğim yazılar kime ait? Kime olacak takıntıları ve kalemiyle medyada AKP'ye sürekli baston olan Sözcü Gazetesi yazarı Emin Çölaşan'a aittir.

Küresel güçler 57.Hükümete operasyon yapıp, DSP'yi bir gece de ikiye bölerken Emin Çölaşan da merhum Bülent Ecevit'in hastalığı üzerinden bu operasyonlara propaganda desteği veriyordu.

Emin Çölaşan, Bülent Ecevit'e hastalığı üzerinden bunları yazarken , Emin Çölaşan gibi konuşan biri daha vardı. O kim mi diyorsunuz? O da, o dönem AKP'yi yeni kurmuş olan Recep Tayyip Erdoğan'dı…

Artık, Emin Çölaşan mı Recep Tayyip Erdoğan'dan etkileniyordu, yoksa Recep Tayyip Erdoğan mı Emin Çölaşan'dan etkileniyordu bilmiyoruz ama Recep Tayyip Erdoğan diliyle, Emin Çölaşan kalemi aynı noktada buluşuyordu.

Recep Tayyip Erdoğan Bülent Ecevit'in hastalığı üzerinden saldırıyor ve hükümetin hemen istifasını isteyerek "Haftalardır bu hükümet hasta diyoruz. Ecevit için hastane raporları bile adeta zoraki veriliyor. Artık fiziken çökmüş, bitmiş bir insan var karşımızda. Bakın her tarafı kırılıp dökülmeye başladı. Bu neyi gösteriyor? Artık çelik korselerle duruyorsun." sözlerini gittiği her yerde kullanıyordu.

Bu sözlerin Emin Çölaşan'ın yazılarındaki sözlerden zerre bir farkı var mı? İşte o günlerde Bülent Ecevit'i hastalığı üzerinden aşağılayarak istifaya davet eden Emin Çölaşan'ın, bugün Recep Tayyip Erdoğan'ın geçirdiği ameliyat üzerine siyasi ahlak örneği göstererek , hastalık üzerinden politika geliştirmeyen MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'yi eleştirmeye kalkması onun insani ve vicdani halinin ne boyutlarda olduğunu göstermektedir(!)

Allah, Emin Çölaşan'a sağlıklı bir ömür nasip etsin…Ama kendi de bir gün hastalandığında hiç şüphesi olmasın ona da dualarımızı esirgemeyeceğiz.

Hasta Başbakanların hali karşısında, herkesi kendi gibi nezaketsiz, ölçüsüz, dalga geçen ve aşağılayan şekilde görmek isteyen Emin Çölaşan, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin siyasi ahlak duruşundan taviz vermeden davranması karşısında çok rahatsız olmuş olmalı ki, Sözcü Gazetesi'nde "Vefasız Genel Başkan: Bahçeli" başlığı ile çıldırmış tarzda bir yazı kaleme aldı.

Emin Çölaşan, görevden alınan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak ve Balyoz sanığı olarak Silivri'de yatmakta olan MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan üzerinden MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye köşesinden saldırmıştır.

Emin Çölaşan'ın MHP alerjisini tetikleyen konu da, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin Başbakan'a sağlık dilemesi ve bölgesinde komşu ülkelerden tehdit alan Türkiye'yi yöneten AKP içindeki "saklı planların" harekete geçmesi noktasında ülkenin geleceği adına uyarılarda bulunması olmuştur.

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin ne yapması gerekiyordu Emin Çölaşan? Senin ve Recep Tayyip Erdoğan'ın bir zamanlar Bülent Ecevit'in hastalığı ile ilgili yaptığınız gibi dalga mı geçmesi gerekiyordu?

MHP Lideri Devlet Bahçeli, devlet adamlığı duruşu ile sorumlu bir muhalefet anlayışını ortaya koyarak, bir şike yasasından dolayı kaos yaratacak adımlara yönelik uyarı yapıyor, Emin Çölaşan ise bunu AKP'ye bastonluk yapmakla suçluyor. Emin Çölaşan'ın bakışı MHP'yi olduğu gibi görmek değil, kendi istediği tarzda görme anlayışı ile şekillenmektedir. O yüzden MHP'ye takıntısı çeşitli aralıklarla nüksetmektedir.

Emin Çölaşan daha öncede buna benzer yazılar yazmış ve bu köşeden gereken cevabı almıştı.

Emin Çölaşan'ın yazısı içinde ismi zikredilen, görevden alınan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak'a söz hakkı doğmuştur kendisi yazı içinde geçen konularla ilgili gerekli bilgilendirmeyi yapacaktır umarım…

MHP, Engin Alan konusunda ise her türlü kara propagandayı yaşamasına rağmen ona sahip çıkarak İstanbul'da birinci sıradan milletvekili adayı göstermiş ve milletvekili olmasını sağlamıştır.

Engin Alan üzerinden MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'ye köşesinden "Acaba arada sırada ona Ankara'dan partili milletvekillerini gönderdi mi? Hiç değilse birileriyle selam gönderiyor mu?" sorusunu yönelten Emin Çölaşan'a bizde sormak isteriz kendisi bir zamanlar televizyon programlarında MHP'ye beraber saldırdığı Mustafa Balbay'ı yattığı Silivri'de hiç ziyaret etmiş midir yahut bir selam yollamış mıdır?

Birçok MHP milletvekili Engin Alan'ı ziyaret etmiş ve MHP'de her türlü desteğini sürdürmektedir. Bu hassas konuyu siyasi şov haline dönüştürmeden, çözüme ulaştırmaya çalışmaktadır.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin düzenlediği kahvaltılı basın sohbet toplantısında kendisine Engin Alan'ın sorulması üzerine "Acaba aynı durum iktidar partisinin milletvekillerinde olsaydı tavrı ne olurdu, onu da sormak lazımdır. Bize göre bu konuyu siyasetin malzemesi yapmadan çözmenin bir yolunu bulmalıyız. Bizim değerli milletvekilimiz bugün Silivri'de bulunmaktadır. Halen gönlümüzde milletvekilidir. Faaliyetlerimize katılmak arzusunu taşıdığını bilmekteyiz. Ama çok sabırlı bir şahsiyettir. Türkiye için her riske göğüs germiş bir kişinin bu kısıtlamayı da sabırla aşacağını ve bir gün mutlaka aramıza geleceğini de, diğer vekiller gibi umut etmekteyiz." sahiplenişini göstermiştir.

Emin Çölaşan, yol ve kader arkadaşı olan Mustafa Balbay CHP'den milletvekili seçildiği halde Silivri'de yatması karşısında hangi hassasiyeti göstermiştir? MHP'nin Engin Alan'a gösterdiği vefayı sorgulayabilecek bir kişi midir?

Yol ve kader arkadaşı Silivri'de yatarken, kendisi dışarıda muhalefeti tahrik eden yazılarına devam ediyor. Bir gün olsun MHP'nin hayrına kalemini oynatmamış Emin Çölaşan, kendi takıntıları ile MHP'ye rol biçmeye çalışıyor.

Emin Çölaşan'ın yol arkadaşı ile beraber Silivri'de olmayışının sebebi de herhalde 57.Hükümet zamanı Başbakan Ecevit'in hastalığına yönelik Recep Tayyip Erdoğan'la aynı çizgide kara propaganda yapmış olmasıdır. O günlerin ödülünü bugünlerde almaktadır.

Emin Çölaşan ve benzerlerinin varlığı AKP'nin sigortasıdır. Milletin değer yargılarına yönelik alerjili tutumları ve laikliği dine karşıtlık gibi yorumlamaları, kompleksli takıntı halleri zaten halkı AKP'nin kucağına itmeye yetmektedir. Emin Çölaşan bu manada AKP'ye baston arıyorsa kendi kalemi bunun en iyi fotoğrafı olacaktır.

Emin Çölaşan'ın MHP'nin fikrini, siyasi duruşunu, vefasını sorgulaması ters mantıkla değerlendirdiğimizde, AKP'ye çok şahane hizmet olmaktadır.

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin Başbakan Erdoğan'a sağlık dilemesini Engin Alan'a ve Aytaç Durak'a bağlayarak üstün başarı gösteren (!) Emin Çölaşan yazısı içinde utanmadan Sayın Bahçeli'nin "Cumhurbaşkanlığı Tayyip bey'in hakkıdır." dediğini de yazabilmektedir. Bu MHP takıntısı Emin Çölaşan'da iflah olmaz bir haldedir.

57.Hükümet zamanı oynanan küresel oyunlar karşısındaki her tespitinde ve uyarısında haklı çıkan MHP Lideri Devlet Bahçeli'yi bu takıntılı zihniyetin anlaması mümkün değildir. Zaten anlasaydı, o günlerden bugünlere ders çıkarmasını bilirdi.

Haydi vefasız Emin Çölaşan, Silivri'ye bir yol alda endamını görelim... 
Makaleyi Hemen Yorumla