ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
DENİZ FENERİ YOLSUZLUĞU BUMERANG GİBİDİR / Yıldıray Çiçek 24396 okunma - 8-Temmuz-2011 Cuma
Fenerbahçe Spor Kulübüne yapılan şike ve teşvik operasyonu sonrası, Almanya Bağlantılı Deniz Feneri e.V. yolsuzluğuna yönelik başlatılan operasyon, Türkiye’nin gündeminde siyasi krizlerden sonra ana gündem başlıklarından biri oldu.

Operasyonlar “Fener” üzerinden başladı ama sonunda karanlığa mı, aydınlığa mı kavuşturulacak belli değil.

Yapılan operasyonlar içinde en ilginç olanı Deniz Feneri yolsuzluğuyla alakalı olandır. Çünkü tamamının AKP’li ve yandaşlarının oluşturduğu ekibi ilgilendiren bir yolsuzluk dosyası söz konusudur. Öyle ki bu yolsuzluk dosyasında Başbakan Erdoğan’ın ve ailesinin adı bile geçmektedir. Bu operasyonun göstermelik olacağı her halinden bellidir.

Zaten 3 yıl sonra düğmeye basılması da bunun en bariz delilidir.
Yüzyılın en büyük soygunu olarak gösterilen Deniz Feneri yolsuzluğunda bir adım gidilmeyeceği bellidir. Çünkü gidilen her yerde bir AKP’li çıkacaktır.

Bu soruşturmanın sonunda ya kurban vererek bazıları kurtarılacak yada dosya basitleştirilip kapatılacaktır.

Ama topluma verilmeye çalışılan mesaj “Deniz Feneri yolsuzluğunun hesabı soruldu” olacaktır. 3 yıl sonra sözde soruluyor diye gösterilen hesap dostlar alış-verişte görsün halidir.

3 yıl içinde Atı alan Üsküdar’ı geçmiştir. Çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemleri bu işlerin şekillenmesini çoktan sağlamıştır.


Deniz Feneri yolsuzluğunun çıktığı ilk günlerde başta Başbakan olmak üzere AKP’li üst düzey yöneticilerin yapmış olduğu açıklamalar yargı üzerinde büyük bir baskı oluşturmuş ve hiçbir savcı bu konu üzerine gidememişti.

“3 yıl sonra gidildi daha ne olsun” diyenler olursa referandumdan sonra ortaya çıkan siyasallaştırılmış yargının manzarasını da göz önüne getirmelidir.Çünkü bazı haller çoktan garanti altına alınmıştır.

Yargının Bülent Arınç’ın “Kurban olduğum Allah, verdikçe veriyor' şeklinde tarif ettiği sınıf arkadaşlarıyla kadrolaştırılması sonucu hala Deniz Feneri yolsuzluğunda gerçek suçlularının ortaya çıkacağına dair beklentisi olan var mı?

Yargı her konuda AKP lehine bir karar verebilecek durumdadır.
Referandumun sonucunun en çok yol verdiği konu Kürt Açılımı ve yargının yandaş hale getirilmesi olmuştur. Referandumda hesap edilen özellikle bu iki konuydu. AKP bu hedefine ulaştı. Şimdi daha büyük bir Anayasa değişikliği hedefini de gerçekleştirilse AKP’nin politikaları tıkır tıkır işleyecek, yanlışlarının üzeri en uygun usullere (!) kapatılacaktır. AKP’den beklenen budur. Başka türlüsünü kimse hayal etmesin.


Deniz Feneri yolsuzluğu soruşturulmasının akışını bu çerçeve de izleyin yanılmadığımızı göreceksiniz.

Milletvekili seçilenler “delil karartma ve kaçırma” sebebiyle cezaevinde tutuluyor, yüzyılın en büyük soygunu olan Deniz Feneri yolsuzluğunda adı geçenlerin bazıları ise 3 yıl sonra ancak gözaltına alınıyor. Şimdi ortada bir delil kalmış mıdır sizce?

Almanya’da yürütülen soruşturmaya kayıtsız kalınmasının ve oradaki hızlı işleyişe ayak uydurulmayışının sebebi gayet açık ve nettir.

Bu dosya nereye fırlatılırsa fırlatılsın bumerang gibi gelip dokunacağı yer AKP iktidarıdır. Deniz Feneri dosyası aydınlık değil, karanlık ışıklar saçıyor.

Fener operasyonlarından giren yargı bakalım ipin ucunu kimde bulacak?
Makaleyi Hemen Yorumla