ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
CEMAATİN GERÇEK DÜŞMANLARI,CEMAATE YALAKALIK YAPMA KUYRUĞUNA GİRENLERDİR. / Yıldıray Çiçek 25656 okunma - 3-Nisan-2011 Pazar
Türkiye’de 2007 yılından bu yana, adına “Ergenekon Terör Örgütü” adı verilen bir örgütle ilgili yargı süreci devam ediyor. Bu çerçevede tutuklanmalar oluyor, gözaltılar yapılıyor, bazı kişilerin evleri ve işyerleri aranıyor, telefonlar, ortamlar dinleniyor. Bütün bunlar yapılırken Türkiye’de en çok tartışılan konu “adalet ve hukuk”oluyor. Bu yargı süreci başladığı günden bu yana Türkiye’nin en popüler kavramının “Adalet ve Hukuk” olmasının yegâne sebebi AKP iktidarının bu süreci iktidar muhaliflerine doğru silah gibi doğrultmasıdır.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz yıllarda bu yargı süreci ile ilgili yapmış olduğu bir açıklamada “Ben bu davanın savcısıyım.” ifadesini kullanmıştı. Bu sözün tepki çekmesi sonucu birçok konuda olduğu gibi yine inkâr yolunu tercih etmişti.

Bu süreç başladığında ortaya atılan iddialar darbeler, karanlıkta kalan cinayetler, toprağa gömülü silahlar üzerine idi, şimdi getirildiği nokta henüz basıma bile verilmemiş kitapların yazarlarına ve yayınevlerine yapılan baskılardır.

Bu durum bile karikatür dergilerinde alay konusu olmuş, AKP iktidarının bazı yöneticilerinin ve kalemşorlarının eleştirisine muhatap olmuştur.

Bu sürecin işleyişi ile ilgili en tuhaf durum ise “Ben bu davanın savcısıyım.” diyen Recep Tayyip Erdoğan’dan çok, cemaat üzerinden Fethullah Gülen’in tartışılmasıdır. Bu süreç başlatıldığı günden bu yana tüm konular dönüp dolaşıp adeta bumerang gibi Fetullah Gülen’e getirilmektedir. Özellikle bu yargı sürecinde son yapılan tutuklama ve aramalarda Fethullah Gülen ile ilgili olduğu söylenen ve henüz basılmamış kitapların ön plana çıkması buna bir örnektir. Bu dava süreciyle ilgili tüm ciddiyeti, son yapılan hamleler ve tartışmalar sulandırmaktadır. Türkiye’yi yönetmek şu an resmiyette AKP iktidarının elinde iken, kurumların işleyişi adına yapılan tüm tartışmaların Fethullah Gülen cemaati üzerinden yapılması üzerine MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli,“Bazı dava süreçleri kapsamında Fethullah Gülen cemaati etrafındaki tartışmalar" başlıklı bir açıklama yapma ihtiyacı hissetmiştir. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamanın her bir cümlesi çok özenle hazırlanmış ve algısı güçlü olanlara ölçülü bir sesleniş olmuştur.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Fethullah Gülen cemaatine yönelik yapmış olduğu açıklamanın içindeki uyarılar ve tespitler, nedense en önce “Kral’dan çok Kralcı” konumu kapmaya çalışan yalakaları harekete geçirmiştir.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Fethullah Gülen cemaati ile ilgili açıklamasını, beyin dışında bir organlarıyla okudukları belli olanlar, bu durumu MHP ve Devlet Bahçeli düşmanlığına çevirmek için harekete geçtiler. Tam bir zavallılık hali, tam bir Sırtlan taktiği…

Eğer Fethullah Gülen cemaati bu adamların görüşlerine ihtiyaç duyuyorsa, cemaatin kalitesini gerçekten gözden geçirmelidirler.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin her yönden ölçülü tespit ve uyarılarını başka alanlara çekmek için, ancak görüşü alınan o adamlardaki zekaya sahip olmak gerekiyor.

Fethullah Gülen ve cemaatine, MHP Lideri Devlet Bahçeli tarafından yapılan tavsiyeyi bunların en yakınında bulunan dostları bile yapmamışken, yapılan açıklamayı bir düşmanlık algılamasına dönüştürmeye çalışmak cemaatin gerçek düşmanlarını aslında açık etmiştir.

Şu an Türkiye’de yaşanan bazı dava süreçleriyle ilgili tutuklama ve gözaltı kararlarında, ev, işyeri ve kurum aramalarında, yasa dışı telefon dinlemelerde, baskılarda, şantajlarda, tehditlerde, yasaklarda, demokrasi ihlallerinde hep Fethullah Gülen ismi kamuoyunun karşısına çıkartılıyor mu? Çıkartılıyor! O zaman bu meselenin netliğe kavuşturulmasını isteyenlere bu saldırı nedendir?
Türkiye’de böyle bir gerçek varken MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Bu uygulamaların kasıtlı ve bilinçli bir şekilde bir merkezden yönetildiği, Fethullah Gülen Hoca ve cemaatinin bunların arkasında olduğu düşüncesi yaygınlaşmıştır. Bu gelişmeler Fethullah Gülen Hocaefendi’yi ve cemaatini zan ve töhmet altında bırakmaktadır. Bu konudaki gerçeklerin biran önce inandırıcı biçimde ortaya konulması ve kamuoyundaki endişe ve tereddütlerin giderilmesi bu bakımdan önem taşımaktadır. Hiç kimseyi haksız yere suçlamak veya şaibe altında bırakmak niyetinde olmadığımızı herkes çok iyi bilmelidir. Ancak, süregelen olaylarda Fethullah Gülen cemaatinin rolü olduğu kanaatinin giderek kök salması karşısında herkes şu hususlar üzerinde çok iyi düşünmelidir.” şeklinde başlayan uyarılarını gerek AKP’li yöneticilerin, gerek cemaate yalakalık yapmaya çalışan MHP düşmanlarının sağduyulu bir şekilde yorumlamasını beklemiyoruz. Ama Zaman Gazetesi, her ortamın bu rolcülerini, figüranlarını MHP düşmanlığı için kullanarak sadece cemaatin yapısına zarar vermektedir.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, Fetullah Gülen’e bir kez daha seslenerek "Sayın Fettullah Gülen Bey'in bugünkü Zaman Gazetesini görmesini isterim." demesi de kalite yoksunu kişilerin cemaate yalakalık yapmak için sıraya duruşunu görmesini istemesinden kaynaklanmaktadır.

Türkiye’nin gerçekleri üzerinden değerlendirme yapan Sayın Bahçeli bir tarafta, cemaate yalakalık sırasına girmiş MHP düşmanları diğer tarafta…

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamaları cemaatin sağduyulu fertleri nazarında çok olumlu karşılanmıştır. Çünkü suçlama değil uyarı, düşmanlık değil gerçekler üzerinden tespit yapılmaktadır. Cemaatin özellikle AKP iktidarı zamanında yaptığı yanlışları da çok net vurgulayan, cemaatin kendine çeki-düzen vermesini de isteyen MHP Lideri olmuştur. Diğer siyasiler cemaate yalakalık kuyruğuna girerken, Sayın Bahçeli dava adamı olarak dik bir duruş sergilemektedir.

Türkiye’yi yöneten AKP iktidarından çok, bazı dava süreçleri Fethullah Gülen cemaati üzerinden değerlendiriliyor, her taşın altında bu cemaat aranıyorsa bu durumu netliğe kavuşturacak Fethullah Gülen’in kendisidir. Fethullah Gülen cemaatine bu süreçlerde iradesi ya da iradesi dışı rol verildiği bir gerçektir.

MHP Lideri Devlet Bahçeli bu durumu da yaptığı açıklama içinde “Eğer bu iddialarda bir hakikat payı varsa, bu durumda şu iki husus akla gelmektedir: Fethullah Gülen Hocaefendi yurtdışındadır. Türkiye’deki cemaatin bu konuda bir dahli varsa, Hocaefendi’nin cemaat üzerinde tam olarak etki ve kontrol icra edemediği, bilgisi ve iradesi dışında bazı unsurların bu işlere karışmış olacağı bir ihtimal olarak karşımızdadır. Diğer akla gelen husus ise Türkiye’deki cemaatin başka odaklar tarafından yönlendiriliyor olabileceğidir. Her iki ihtimal de çok vahimdir.” şeklinde değerlendirmiştir. Türkiye’de gün geçtikçe cemaate yönelik alerji ve şüphelerin artmasının temel sebebi bu hususlardan kaynaklanmaktadır. Son yıllarda her türlü olumsuzluğun cemaate fatura edilmesinin yegâne sebebi budur. Fethullah Gülen cemaati ANAP, DYP, DSP’den sonra en büyük desteği AKP’ye vermiştir ama en çok yıprandığı, şüpheyle bakıldığı dönem AKP iktidarı zamanı olmuştur.
Yalakalık için kuyruk oluşturanlar, cemaati “MHP dostu, Alparslan Türkeş dostu” gibi gösterip, MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye düşmanlık için çığırtkanlık yapmaya çalışsalar da, kendilerine hiçbir kötülük yapmamış MHP’nin ve Başbuğ Alparslan Türkeş’in de hiçbir zaman dostu olmamıştır bu cemaat. Başbuğ Alparslan Türkeş, Fethullah Gülen’in mağdur edilmeye çalıştığı günlerde bile kendisine sahip çıkmış, cemaatin açılışlarına katılmış; ama Fethullah Gülen bunun karşılığı olarak bir konuşmasında Başbuğ Türkeş’e yönelik “Adnan Menderes milletin sevdiği bir adamdı. Affetmem ben Menderes’i asmalarını, düşünün 33 sene geçmiş, affedemedim ve asılmasının % 50 vebali Türkeş’in boynunda."suçlamasında bulunmuştur.

Yine Fethullah Gülen bir söyleşinde “Türkiye'de az insan öldürülmedi ki. O grup onu öldürttü, öbür grup diğerini. 12 Mart'ta da millet kanlı bıçaklıydı. Asker geldi müdahale etti. 12 Eylül'de yine millet kanlı bıçaklıydı. Millet birbirini öldürüyordu. Birbirini öldürerek bir yere varmaya çalışılıyordu. Bunların hepsi teröristti. O taraf da teröristti, bu taraf da. Ama ad koyuyorlardı. Biri diyor ki: "Ben Müslümanlık için yapıyorum." Öbürü de diyor ki: "Ben toprağım için, milletim için yapıyorum." Diğeri de diyordu ki: "Ben kapitalizme, sömürüye karşı savaşıyorum." Onların hepsi bir kısım laflardı. Kur'an-ı Kerim aynen "laf" diyor. Hiçbir kıymet-i harbiyesi olmayan şeylerdi. Ama öldüren öldürene. Ve herkes bir mefkûre uğruna öldürüyordu.” (Fethullah Gülen ile röportaj /Nuriye Akman, Zaman, 23.03.2004) sözleri ile 12 Eylül 1980 öncesi vatan, millet, bayrak ve din için mücadele eden Ülkücüleri “terörist” diye tarif etmiştir.
09. 04. 2007 tarihinde de kendi web sitesinde yer alan “Kaos, Kadrolaşma, Ordu ve Okullar” başlıklı yazısında da "Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder.” Evet, artık, “Türk Milleti” diyen, “vatan, ülke, ülkü, bayrak” sözlerini dilinden hiç düşürmeyen ve hatta “din, iman, Kur’an” fedaisiymiş gibi arz-ı endâm eden bir sürü eli kanlı insan bozması var meydanlarda. Bunlar “millî ruh” diye diye milletin önüne kuyular kazıyorlar, ‘ruh kökü’nden bahsederken milletin kökünü kesiyorlar ve toplumu ruhsuzlaştırarak, kalbsizleştirerek kimseye sezdirmeden en sinsi planlarını uygulayabiliyorlar." cümleleri ile Ülkücülere büyük hakaretlerde bulunmuştur. Oysa ne Başbuğ Alparslan Türkeş’in, ne de MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin cemaate yönelik bir kötü sözünü duyan olmamıştır.

Ama cemaat şimdi olduğu gibi her dönem Ülkücü ve MHP düşmanlığı yapmıştır. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarını kendi menfaatleri ve Türkiye’nin huzuru için satır satır anlamaları ve uygulamaları gerekirken, bir de yalakaların stratejik desteği ile MHP düşmanlığına dönüştürmeye çalışmaktadırlar. Şimdi Ülkücülük kimliğini kullanarak Zaman Gazetesi’nde yalakalık kuyruğu oluşturanlar, Ülkücülere bu hakaretler edildiğinde ve Başbuğ Türkeş’e iftira atıldığında çıkıp tepki gösterirken gören olmuş mudur?

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Bu durum karşısında Türkiye’nin geleceği bakımından ve Fethullah Gülen Hocaefendi ve Cemaatinin zan altında kalmaması ve yıpranmaması düşüncesiyle Hocaefendi’nin bu konuda sessiz kalmayarak insiyatif almasının ve net ve kararlı bir tavır koymasının gerekli olacağı düşünülmektedir.” sözündeki asaleti ve ölçüyü göremeyenler, kim olursa olsun idrak özürlüdür. Cemaate yaranmak için bunu ve benzeri sözleri farklı farklı yorumlayan kimler varsa, cemaatin en büyük düşmanı da onlardır. Şu an MHP’ye saldırarak cemaate destek açıklaması yapıyor gözüken kim varsa, cemaat o kişiye tekmeyi basmalı ve Ülkücülere, MHP’ye bugüne kadar yapmış oldukları düşmanlık adına özür dilemelidirler.

Cemaat ve önderi Fethullah Gülen yıpranmıştır. Yanlış yoldan yürüme ısrarlarını sürdürmektedirler. Türk-İslam düşmanı projelerde aktif rol alan AKP ile yol yürüdükçe bu yıpranma daha da artarak devam edecektir. Onlar daha çok MHP düşmanlığı yaptıkça, MHP tabanının Fethullah Gülen cemaatine olan bakışı netleşecektir.

Cemaatin yayın organlarında ve cemaate yalakalık için sıraya girenlerin ağzından MHP’nin CHP’leştiğine dair yorumlar çıkmaktadır. Böyle bir yorum artık cahilliğin bir yansıması olmaktan ziyade ahlaki değerleri yitirmenin göstergesidir. Çünkü bu dünyada AKP ile aynı çizgide yürümekten başka bir büyük utanç yoktur?

Özü-sözü bir olan MHP Lideri Devlet Bahçeli açıklamasında “Bu görüş ve düşüncelerimizin iyi niyet ve samimiyetinden hiç kimse şüphe duymamalıdır.” diyerek son noktayı koymuştur ve şimdi sadece cemaate yalakalık kuyruğuna girenleri izlemektedir.

YILDIRAY ÇİÇEK











Makaleyi Hemen Yorumla