ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
NUMUNELİK BİR DAVRANIŞ BEKLİYORUZ! / Yıldıray Çiçek 23108 okunma - 28-Ocak-2011 Cuma
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı Türkiye’nin başına geçmiş en tehlikeli kişiler olarak görmekteyim. Özellikle bu ikilinin AKP’yi kurduktan sonraki uygulamalarına bakınca, Müslüman Türk’ün tüm değerlerinin tahribata uğradığını göreceksiniz. Bunlar zamanında milli birliğimiz, bütünlüğümüz ve manevi değerlerimizin hepsi tartışmaya açılmış ve yıpratılmıştır.

Ama şunu da söyleyeyim Abdullah Gül’ü Recep Tayyip Erdoğan’dan daha tehlikeli ve sinsi görmekteyim. Recep Tayyip Erdoğan sinirlerine hâkim olamayan ve böyle olunca çevirdiği dolapları kendiliğinden ayyuka çıkaran birisidir. Ama Abdullah Gül’ün, her olayda sinirleri alınmış gibi tebessüm dağıtması onu daha tehlikeli kılmaktadır.

Türkiye’de yaşanan ve milli değerlere darbe olarak görülen birçok olayın arkasında ana beyin olarak Abdullah Gül vardır. Bunları Recep Tayyip Erdoğan’ı aklamak için söylemiyorum, yanlış anlaşılmasın… Milli ve manevi değerlere zarar verme konusunda birbirleri ile uyumlu bir şekilde, adeta yarışmaktadırlar.

Bu ülkede bu kişileri nasıl muhafazakâr görebildiklerini anlamak mümkün değildir. Milletin değer yargılarını korumayan, korumadıkları gibi düşmanlık edenlere her türlü desteği verenler neyin muhafazakârı olmaktadır?

ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde, Ermeni ve Kıbrıs meselesinde, Barzani ve Talabani’ye sözde Kürdistan’ı kurmalarına destek verme konusunda ve Kürt açılımının her karesinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün akıl hocalığı ve yönlendirmesi söz konusudur.

“Türkiye’de güzel şeyler olacak…” diye Kürt açılımının startını verenin Abdullah Gül olduğu hatırlanırsa, Türkiye’nin bugün hangi modelle bölünmesi gerektiğinin tartışılmasında ana kaynağın kim olduğu daha iyi anlaşılır.

Kürt açılımının Türkiye’yi hangi noktaya getirdiği ortada iken bu süreci meşru kılmak için hala sinsi sinsi adımlar atması, gözlerden kaçmamaktadır.

Güneydoğu Bölgesi’nde her yerde Türkçe tabelaların indirildiği yada yanlarına Kürtçe tabelaların asıldığı bir ortamda Diyarbakır’a gidip bölücüleri cesaretlendiren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, halen kendisine çeki-düzen vermemekte ısrar etmektedir.

Gazetemiz Ortadoğu’nun dün “Gül, Bildiğiniz Gibi” manşeti ile duyurduğu haberde Abdullah Gül’ün PKK’lıların Kürtçe savunma yapabilmesinin gerektiğini söyleyen açıklaması vardı. Diyarbakır’a ziyaretinde Kürtçe pankart ve tabelalarla karşılanan, PKK’lı Osman Baydemir’in elinden Kürtçe sözlük alan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bu konularda hiçbir hassasiyet taşımadığı zaten ortadadır.

Ama acı olan tek konu, bu kişinin Cumhurbaşkanı olması ve Başkomutan sıfatını taşıyor olmasıdır.

Türkiye’nin resmi dili Türkçe konusunda en hassas olması gereken makamda oturan Abdullah Gül’ün bu konuda bir hassasiyet taşımaması Türk milletine yapılabilecek en büyük darbedir.

MGK’ya başkanlık edeceksin, oradan “Tek dil, tek vatan, tek bayrak, tek millet” konusunda kararlı olunduğuna dair açıklama çıkacak ve karardan bir gün sonra Diyarbakır’da Kürtçe tabela ve pankartlarla karşılanacaksın ve bu çelişkiyi soranlara “Beni üzüyorsunuz” diye sitem edecek ve suçlamaları kabul etmeyip, yine aynı yolda yürümeye devam edeceksin.

PKK’lıların Kürtçe savunma yapabilmesini savunmak bir Cumhurbaşkanı’na yakışıyor mu? Zaten onların ana hedefi bu meşrulaşmayı sağlamak değil midir? Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu tür meşrulaştırmalarda niçin hep rol almaktadır? Kürt Açılımı zaten PKK’yı yeterince meşrulaştırmaya yetmedi mi? PKK bugün her yerde Kürt kökenli vatandaşlarımızın adına konuşur hale getirilmedi mi?

Daha ne yapmaya çalışıyorsunuz Sayın Gül?

Türkiye’nin başında şimdi sizin gibi bir Cumhurbaşkanı’nın olmasından hem üzülüyoruz, hem utanç duyuyoruz.

Ne zaman milli bir konuda hassasiyetinizin olacağını merak ediyoruz. Bu merakımız arttıkça da sizi tehlikeli bulmaya devam edeceğiz. Numunelik bir milli davranış bekliyoruz Sayın Gül. Bilmem, anlatabiliyor muyuz?
Makaleyi Hemen Yorumla