ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
ALLAH İLE ALDATAN BİR KEZ DAHA ALDATTI / Yıldıray Çiçek 22180 okunma - 14-Eylül-2010 Sali
Bayramın son günü bir arkadaş bayramlaşmak için aradı. Bayramın 2.günü komşularına bayramlaşma ziyaretine gittiklerini ve sohbet esnasında konunun referanduma geldiğini ve komşularının referandumda “Hangi yönde oy kullanacaksınız, Evet mi, Hayır mı?” şeklinde bir soru yönelttiğini ve kendilerinin “Hayır oyu kullanacağız.” dediğinde, komşusunun “ Aaa siz Müslüman değil misiniz?” tepkisi ile karşılaştıklarını söyledi. “Hayır” oyu vereceğini söyleyen arkadaşın kendisi de, hanımı da abdestli-namazlı birisidir. İslam dini ile uzaktan yakından hiçbir alakası olmayan AKP iktidarının, İslam dinini istismar ederek yarattığı sapık anlayışın yaklaşımı işte budur. “Evet- Hayır” oylamasını Müslüman sayımı olarak görüyor ve “Hayır” oyu vereceğini söyleyenleri Müslüman dahi görmüyor. Bu anlayışı yaratan kim? Yahudi Projelerine taşeronluk yapan, Fener Patriği 1.Bartholomeos’un sözcüsü Anagnostopulos tarafından “Hıristiyanlar için böyle çalışan bir Başbakan görmedim. Bu insan(RTE) tarihe geçecektir.” şeklinde övülen AKP iktidarıdır.

Yaşantıları, karakterleri, küresel ilişkileri, davranışları ile İslam’ın hiçbir ölçüsüne uymayan zihniyetin, bugün İslam dinini kullanarak bir hegemonya kurması Türkiye’nin acı bir gerçeğidir. İşte bu yüzden Yüce Allah bile “Aldatan, sizi Allah ile aldatmasın!”(Kur’an;Lukman 33 Fatır 5,Hadid 14) şeklinde kullarını uyarmıştır. Cenabı Allah, Kuran-ı Kerim aracılığı ile kullarını uyarırken, biz kullarının gördüğümüz manzarayı bu çerçevede değerlendirmemiz anlamlı bir ölçüdür.


Referandum sürecinde AKP iktidarı ve bizzat Recep Tayyip Erdoğan tarafından yalana, hileye, şantaja, tehdide dayalı bir propaganda yöntemi uygulanmıştır. Mübarek Ramazan ayı, AKP iktidarının “Yalan, İftira Ayı” olmuştur. AKP, kazanmak için her yolu mübah görmüş ve her şeyi istismar edebilmiştir.


AKP iktidarı referandum sürecinde sürekli “MHP, PKK’nın siyasi taşeronu BDP ile “Hayırcı” safında” şeklinde kara propaganda yaparak halkın iradesi üzerinde fitne-fesat yaymış ve bunda da etkili olmuştur. MHP Lideri Devlet Bahçeli bunun bir karanlık oyun olduğunu ve AKP-BDP arasında rol paylaşımı olduğunu miting meydanlarından ve televizyon ekranlarından defalarca vurgulamış ve referandum sonucu ile haklılığı ortaya çıkmıştır.


BDP’nin en etkili olduğu illerde “EVET” oyları rekor kırmıştır.


Referandum sonucunun açıklanmasından sonra Diyarbakır’da BDP il binasına PKK flamaları asılırken, marşlar çalınıp, havai fişek gösterileri yapılması ve “Biji Apo!” sloganları eşliğinde kutlamalar yapılması, önümüzdeki sürecin nereye doğru ilerlediğini göstermektedir.

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, referandum sonucundan memnun olduğunu belirterek “Halkımızı kutluyorum. Bu başarıyı demokratik özerklikle taçlandırana kadar mücadeleye devam diyoruz” demesi ve BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak’ın da “Bugün boykot tavrının arkasında Kürt kimliğine özgürlük vardır. Çoğulcu bir anayasa, eşitlikçi bir anayasa, ana dilde eğitim, demokratik özerklik ve demokratik özerk Kürdistan talebi vardır.” diyerek hedeflerine doğru mutlu bir şekilde koşması referandumun bundan sonra kimlere kazanç olarak döneceğini göstermektedir.


Zaten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan referandum süreci başlamadan önce 18 Nisan 2010 tarihinde yandaş Kanal 24 ekranlarından “Anayasa değişikliği sürecini de Milli Birlik ve Kardeşlik Projesinin (Kürt Açılımı, PKK açılımı) önemli bir adımı olarak da değerlendiriyoruz. Bununla orada uzun vadede atacağımız adımların önü açılıyor.'' diyerek siyasi yavrusu BDP’nin hedefleri için önünü açacağını duyurmuştu. AKP Grup Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı ise PKK’nın sesi olmayı hakkı ile yerine getiren Taraf Gazetesi’ne “Anayasayı değiştireceğiz ve vatandaşlıktaki Türklük tanımını kaldıracağız. Yoksa demokratikleşmeyi yapamayız.” açıklaması yaparak, siyasi yavruları BDP’yi eylem ve söylem olarak besleyeceklerini itiraf etmişlerdir.


Ülkücü olduğunu iddia eden ve “Evet” propagandası yapan AKP beslemesi kişilere hem Recep Tayyip Erdoğan’ın hem de Ayşenur Bahçekapılı’nın bu sözlerini, bizlere izah etmeleri adına, defalarca sorduk… Ama bu cümleleri bize izah etmeye ne kapasiteleri, ne karakterleri yetmedi… AKP’nin niyetinin ne olduğunu çok iyi biliyorlar ama besleme olmanın gereğini yerine getiriyorlar. Türk milliyetçisi-Ülkücü olduğunu söyleyen birisinin, sırf bu sözlerden dolayı bile AKP’nin açıkça niyetini belirttiği bu Anayasa Değişikliğine destek vermesi mümkün değildir? Çünkü Anayasa Değişikliğinin direkt “Kürt Açılımı” ile ilgili olduğunu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP Grup Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı kendileri açıklamıştır.


Habur Sınır kapısında PKK’lı teröristleri davul-zurnayla karşılama törenleri de direkt Anayasa Değişikliğini ilgilendiren bir durumdur. Çünkü daha yargıyı ele geçirmeden PKK’lı teröristlerin ayağına seyyar mahkeme kuran, oraya hâkim ve savcı ayarlayan AKP, yargıyı da tamamen ele geçirdikten sonra “uzun vadede” hangi adımları atacaklar göreceğiz? Çünkü mahkeme kayıtlarına geçen bilgiler, belgeler ve açıklamalar vardır.


Kapatılan DEP'in eski Milletvekili Hatip Dicle’nin, KCK davasından yargılandığı duruşmada, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın, kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk’e, Kandil ve Mahmur'dan gelen 34 PKK’lının bırakılacağı sözünü verdiğini ileri sürerek :“15 Ekim 2009 tarihinde DTP Genel Başkanı Ahmet Türk beraberindeki bir heyetle birlikte İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ı ziyaret etti. Ziyarette 4 gün sonra 19 Ekim'de Mahmur ve Kandil’den grupların geleceği, bunların tutuklanmayıp serbest bırakılması durumunda dağdan inişin hızlanacağı, dağa çıkışın da duracağı bildirildi. İçişleri Bakanı da bu heyete ‘Konuyla ilgileniyorum. Müsteşarımı Diyarbakır’a gönderdim. Hâkim ve savcılar ayarlandı, geldikleri gibi geçecekler.’ dedi. Bu aşamada 4 gün sonra Silopi’den gelen 8 kişi, ‘Biz gerillayız. Önder Abdullah Öcalan’ın çağrısı ile barış için geldik’ dedi ve bunlar sürecin olumlu sonuçlanması için tutuklanmayıp serbest bırakıldı.” açıklaması bunun en büyük örneğidir.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’da zaten Habur Sınır Kapısındaki PKK’lı terörist karşılamasını "Habur Sınır Kapısı'nda yaşanan manzara karşısında umutlanmamak mümkün mü? Bu bir umuttur. Türkiye'de iyi güzel şeyler, umut verici gelişmeler oluyor. Bunu son derece olumlu ve sevindirici bir gelişme olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum." şeklinde överek, Hatip Dicle’nin sözlerin doğruluğunu tescillemiştir.


BDP, referandum sonucunun açıklamasından sonra Diyarbakır’da PKK paçavralarını asarak, APO lehine sloganlar atarak ve havai fişekler patlatarak boşa kutlama yapmıyor yani…


Türk milliyetçisi ve Ülkücü olduğunu söyleyerek AKP beslemeliğini yapanlar bu yaşananlar sonrası nasıl “Evet” oyu verebiliyor, anlamak mümkün değildir?

AKP, Türk milletini her konuda aldatmış ve kandırmıştır. Millet iradesine saygı duyuyoruz, ama AKP millet iradesinden bunları saklamış ve gizlemiştir. AKP millet iradesine tehdit, şantaj, baskı ile ipotek koymuştur.


AKP’nin niyetleri, söylemleri ve eylemleri ile bellidir. MHP Lideri Devlet Bahçeli bu konuda bir kez daha haklı çıkmıştır.

Türkiye’nin yüzde 42’lik kesimi bu tehlikeyi görmüştür. Yüzde 58’lik kesim de göremediklerini görerek şuurlanacaktır.

Türk milliyetçileri için mücadele bundan sonra daha da önemli olmuştur. İhanete, satılmışlığa karşı çetin bir mücadele başlamıştır…

Allah adı ile kandıranlara karşı, Allah’ın verdiği kutsal bir mücadeledir bu…
Makaleyi Hemen Yorumla