

MHP KADIN KOLLARI GENEL BAŞKANI DR.ŞENNUR ŞENEL İLE SÖYLEŞİ
Gizem Yaşar Okunma : 1586
—Sayın Şennur Şenel öncelikle MHP Kadın Kolları Genel Başkanlığı görevinizin hayırlı olmasını diliyorum. Kamuoyuna ve dergimiz okuyucularına biraz kendinizi tanıtır mısınız?
Sevgili Gizem, öncelikle senin şahsında Kutlu Sesleniş’in yeni görevim ve sorumluluk alanıma dair iyi dilekleriniz için teşekkür ederim. Sanırım en kolay gibi görünen ama gerçekte kişi için en zor soru, kendi kendini tanıtmasıdır. Tarihçiyim ve uzun yıllardır üniversite öğretim üyeliği görevimi sürdürüyorum. Türk tarihinin bilhassa dış ilişkilere bağlı iç siyaset ve ekonomi anlamında en buhranlı dönemini ihtiva eden ondokuzuncu yüzyıla ilişkin çalışmalarım var. Akademik anlamda Osmanlı modernleşmesi ve Osmanlı ekonomisi temel ilgi alanlarım. Bu çerçevede Türk modernleşmesi denildiğinde akla gelen ilk hususlardan biri modernliğin sembolü olan kadınlardır. Hemen her toplumun modernlik/çağdaşlık kriteri, kadınların siyasi ve sosyal hayattaki yerleri ve etkinlik oranlarıdır. Dolayısıyla gerek Osmanlı dönemi gerekse Türkiye Cumhuriyeti devleti sürecinde siyasi ve sosyal alana dair kadın faaliyetleri, modernleşme çerçevesinde ilgi alanlarım ve araştırma konularım arasında. Tarih disiplininin toplum ve devlet inşasında ve milli kimliğin gençlere ve gelecek kuşaklara aktarılmasında fevkalade önemi var. Bilhassa yirminci yüzyılın başlarında bize yaşatılan ve Türk’e ölüm – kalım mücadelesi verdiren emperyalizmi, yegane dayanağı millet iradesi olan Türk İstiklal Harbi’ni ve Türkiye Cumhuriyeti devletini anlatmayı kendine misyon edinmiş bir milliyetçi olarak uzun bir süredir bu gayretin ve çabanın bir parçası oldum ve olmaya da devam ediyorum.
—Çok önemli bir sorumluluk üstlendiniz. Bu sorumluluk dahilinde hedefleriniz nelerdir, hedeflerinize ulaşmak için yapacağınız çalışmalar ne yönde olacaktır, bu konuda bilgi verir misiniz?
Bu önemli görev şahsım için büyük bir onur ve şeref payesidir. Bu yüzden ben ve yönetim kurulumuzdaki arkadaşlarım sorumluluğumuzun ciddiyetiyle birlikte bu onura layık görülmenin gururuyla üzerimize düşen görevi hakkıyla yerine getirme gayreti içindeyiz. Takdir edersiniz ki, Ülkemiz halihazırdaki iktidar partisinin ortaya koyduğu siyasi ve sosyal politikalarıyla bir süredir ağır bir travma geçirmektedir. Yaratılan ve yaşanılan krizi sonlandırmak yine demokrasinin sunduğu imkânları bilinçli kullanmakla mümkün olacaktır. Bu da temel olarak seçmen kitlesinin kadın ve erkek olarak bilinçlendirilmesi ve yapılan yanlışları milli duyarlılıkları artırarak göstermekle mümkündür. Milliyetçi Hareket Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı olarak, seçmenlerin yarısını oluşturan kadınlarımızın siyasete ve dolayısıyla ülkemiz meselelerine duyarlılıklarını artırmak ve sorumluluklarının bilincinde olmalarını sağlayarak doğru siyasi tercihler yapmalarını temin etmek ve hatta kadınların siyasi bir aktivist olarak siyasi hayatta yer alma yarışı içine cesaretle girmelerini sağlamak olacaktır. Bugün ülkemizin toplam nüfusu 72.561.312’dir. Bu rakamın 36.098.842’sini kadınlar oluşturmaktadır. Genel nüfusun yaklaşık 40.000.000’unu seçmen kitleye dâhildir ve bunun da yarısı doğal olarak kadınlarımızdır. Ülkemizde son yapılan genel seçimlerde kadın seçmenin tercihi, iktidarı belirlemede önemli rol oynamıştır, bu herkesin malumudur. Ancak kadınlar üzerinden yapılan siyasetin ne kadar doğru olduğu tartışılır. Kadınlarımızın oyları, adeta oy avcılığı yapılarak maneviyatı istismar edilerek, cahilleştirilerek, yoksullaştırılarak mı alınıyor, yoksa ülke meseleleri gerçek manada anlatılarak kandırma ve aldatma olmadan mı kazanılıyor bunu iyi tespit etmek gerek... Bizim siyaset mantığımızda aslolan, ülke gerçeklerini ve samimi hedefleri ortaya koyabilmektir. Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkılarak milletin ve devletin güçlendirilmesidir. Kadın olsun erkek olsun bireyi yalnız bırakmak değil, tıpkı Oğuz Kağan Destanı’nda olduğu gibi birlikten kuvvet doğacağının idrakiyle lider Türkiye’nin mimarları olarak kadınlarımıza sahip çıkmaktır.
Türkiye’de kadınların siyasette erkeklerin çok gerisinde kalmalarının 'size göre' nedenleri nelerdir?
Bugüne kadar siyaset, maalesef salt erkeklere özgü bir alan olarak değerlendirilmiş ve öyle algılanmıştır. Pratikte de öyle olmuştur. Fakat bu durum sadece siyasi alana hasredilecek bir durum da değildir. Kadınlarımız, hemen her sektörde erkeklerin gösterdikleri performanstan çok daha fazlasını göstererek en iyi ihtimalle ve nadiren erkeklere eşit bir pozisyon edinebilmektedir. Çoğu durumda bu da mümkün olmamaktadır. Değil siyaset, memuriyette dahi bir kadının yükselmesi için ne kadar çalışması ve ne zorlukları aşması gerektiği düşünüldüğünde siyasette arzu ettiğimiz kadar çok sayıda kadının olmamasına şaşmamak gerekir.
Öte yandan siyasetin işleyiş ve yapılış tarzı, mesela çalışma saatleri, kadınların daha çok fedakârlık yapmalarını gerektirmektedir. Bu durumda da kadın, kendi istese bile birinci derecede yakın çevresi tarafından desteklenmemekte ve bu bir süre sonra aile içinde huzursuzlara sebep olabilmektedir. Dolayısıyla bu sorunuzda aslında, kadının siyasete katılımının desteklenmesinde erkeklerin ne kadar teşvik edici, anlayışlı ve kendi konforundan ne kadar fedakârlık edebileceğini sorgulamak gerekir. Yani kadınların siyasette erkeklerin çok gerisinde kalmalarının sebebi, bizatihi kadınların kendilerinden değil, onları çevreleyen erkeklerin davranış ve düşüncelerinden kaynaklanmaktadır. Fakat dünya değişiyor, Türkiye değişiyor. Demokrasi kavramının yerleşimindeki köklülüğe paralel olarak ülkelerin yönetiminde kadın sayısı artmakta ve hatta erkeklerinkine eşit oranlara yaklaşmaktadır. Ülkemiz kalkındıkça, refah seviyesi ve eğitim düzeyi yükseldikçe ve pek tabi vatandaşlık sorumluluğu ve hakları eşit düzeyde algılamanın ötesine geçip pratikte de uygulandığında kadınlarımız, siyasette en az erkekler kadar yer alacaktır.
—Türk milletini oluşturan kadınların temel sorunları size göre nelerdir? Bunların çözümü için neler öneriyorsunuz?
Aslında meseleye kadınların temel sorunları olarak değil de kadını ve erkeğiyle toplumumuzun temel meseleleri olarak bakmak gerekir. Kadınlar bu meselelerden daha çok zarar görmekte, daha çok taviz vermek durumunda kalmakta ve daha çok fedakârlık yapan taraf olmaktadır. O yüzden de toplum meseleleri, içinde en çok acıyı hisseden taraf olan kadınlarımızın meseleleri olarak algılanmaktadır. Bir toplum aynı amaca bütün kadınları ve erkekleri ile beraber yürümezse kalkınmak ve lider ülke olabilmek hiçbir şekilde mümkün olamaz. Geri kalmanın nedeni zihinlerdeki bu kopukluktan kaynaklanmaktadır. Keza bu çerçevede Atatürk’ün söylediği bir sözü çok sık hatırlar ve hatırlatırım, burada da zikretmeden geçemeyeceğim: Atatürk şöyle demiş, “Mümkün müdür ki, bir topluluğun yansı topraklara zincirle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin?” Gerçekten de ülkenin kalkınması ve ilerlemesi adına atılan her adımı kadın ve erkekler birlikte beraber attığında, birbirlerini destekledikleri ve tamamladıklarında ilerleme ve gelişme mümkün olabilecektir. Mesela “kadının eğitimini yükseltelim” diye bir söylem ve faaliyet içinde olsak, erkeğin eğitilmediği durumda kadının eğitilmesinin bir anlamı olur mu, pek tabi olmaz… Dolayısıyla eğitim, ekonomi, sağlık ve daha pek çok hizmetler tüm toplumu kucaklayacak ve herkesin ihtiyaçlarını karşılayacak yeterlilikte sağlanmalıdır. Bunların içinde güvenlik tedbirlerinin alınması, çocuklarımızın gelecek inşalarının modern ve güçlü bir devlet ve millet yapılanmasını sağlayacak yeterlilikte planlanması ve uygulanması da yer almaktadır. Güvensiz bir ortamda hiçbir şeyi sağlıklı yerine getirmeniz mümkün olmaz. Keza terörize edilmiş ve millî ve manevî değerlerden ayrışan bir toplum olmaktan şiddetle kaçınmak gerekir. İnançlarımızın ve mukaddes değerlerimizin siyasete alet edilerek çıkar sağlama anlayışından bir an önce vazgeçmek zorunluluğu çağdaş toplum olmanın gerekliliklerindendir. Kaldı ki devlet geleneğimizde mukaddes değerlerimizin siyasete alet edilmesi buhran dönemleri haricinde söz konusu olmuş değildir. Hal böyle olmakla birlikte son yıllarda giderek cahil ve yoksul bırakılan toplumun içinde kadınlarımız, belki de en savunmasız kesimi oluşturmaktadır: Sabahtan akşama kadar ekonomik darlık içinde boğuşurken bir yandan da hem kendisi hem eşi ve hem de çocuklarının maruz kaldığı kontrolsüz medya yönlendirmesi ile millî ve manevî değerleri yerle bir edilmekte, giderek kendi kültürüne yabancılaştırılmakta ve yalnız bırakılmaktadırlar.
Kadınlarımızın içinde bulunduğu meselelerin başında şiddet, istihdam, güvenlik meseleleri gelmektedir. Gün geçtikçe işsizlik çığ gibi büyümektedir. 2004 yılından itibaren Afyon, Kütahya, Manisa, Uşak, Denizli, Aydın, Muğla, Amasya, Samsun, Çorum, Tokat, Erzincan, Bayburt, Erzurum, Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt, Şırnak gibi illerimiz işsizliğin en çok yaşandığı illerimizin başında gelmektedirler. Türkiye gün geçtikçe dinamik ve genç nüfusuna rağmen işsizler ordusunun sayısının arttığı ülke haline gelmektedir. Sadece bu iller açısından değil ülkemizin büyük metropollerinde de işsizlik oranı gün geçtikçe artmakta ve bu artan oran içinde kadın işsizlerin oranı daha büyük bir rakamı göstermektedir. Çalışan kadınlar açısından da gerek çalışma şartları gerekse ücretlendirme açısından başka büyük sıkıntılar vardır. Kadınlarımız açısından bir başka büyük mesele, şiddet konusudur. Bu ekonomik şiddet olduğu kadar fiziksel ve diğer şiddet türlerini de içermektedir.
-MHP Kadın Kolları Genel Başkanı olarak kadınların siyasette aktif rol alması ve siyasi çalışmalara katılması konusunda ne gibi çalışmalarınız olacaktır?
Biz Milliyetçi Hareket Partisi Kadın Kolları olarak kadınlarımızın daima yanında olduk, bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Böylece onların ne bugünlerinin ne de kendileri ve çocukları için yarınlarının karartılmasına müsaade etmeyeceğiz. Biz objektif bir bakış açısıyla kadınlarımız için doğru ve tek adresin Milliyetçi Hareket Partisi olduğu inancındayız. Biz milletimiz ve ülkemiz için hizmet üretmek istiyoruz… Akılda, bilgide, bilimde, sanatta, kültürel değerlerimizde, sevgide, hoşgörüde, yardımlaşmada bir ve beraber olmak arzusundayız. Buna matuf olarak yapacağımız faaliyetlerde önceliğimiz, politikalarımızı, fikirlerimizi, duygu ve düşüncelerimizi paylaşacağımız ortak zeminler oluşturmaktır. Faaliyetlerimizi biçimlendirecek yegâne unsur, milletimizin ihtiyaçları ve demokrasinin gerekleridir… Ancak şöyle bir gerçeği söylemeden de geçemeyeceğim: Siyasetle uğraşmak ciddi ve fedakarlık isteyen zor bir iştir ancak ülkeye ve millete hizmet etme onurunu bahşettiği için bir o kadar da onur vericidir…. Siyasetle uğraşan milliyetçi kadın sayısının artması, siyasete kadın duyarlılığın kazandırılması ve var olanın arttırılması ülkemize büyük faydalar sağlayacaktır. Türkiye siyaseti, kadınlarımızın bilgisine, emeğine ve duyarlılığına ihtiyaç duyuyor. Ülkemiz ve milletimiz için hizmet üretmek isteyen, bilgisini, tecrübesini, emeğini ülkeye kazandırmak isteyen kadınlarımızı aramızda görmek istiyoruz.
meliha -
Tarihçi ve öğretim görevlisi gibi iki değerli kimliği ile MHP gibi bir partinin kadın kolların da olmanızdan dolayı tebrik ediyorum.Emekli öğretmenim bulunduğum ilçede kadın kolları var gibi ama ne faaliyet yapabilecek ne rapor yazabilecek ne de millete fikir aşılayabilecek kapasitede değil hepside yönetimde ki lerin eşleri anneleri orada niçin toplandıklarının bilincinde bile değiller ama asla aralarına başka bir kadını sokmak istemiyorlar başkan ol diyorlar dedim ki Başkan olmak için başkan olmam çalışacaksam varım.....Başkanım söylermisin bunlarla nereye varılır.....Yani kadınların kaderi yine erkeklerin elinde bilinçli ilçe başkanı olmadıktan sonra hiçbir şey yapamazsın .....
hüseyin şenel - bunancak61@hotmail.com
görevinde başarılar dilerim. inşallah size ve milliyetci harekete heyırlı olur.
Türk Türkoğlu -
Göreviniz hayırlı uğurlu olsun. Muvaffak olacağınızdan en ufak şüphemiz yoktur.
dilek tekin - yozgat_66@hotmail.co.uk
Sayin DRSenel Gorevinizde basarilar dilerim.
Ozan Sabit ÖZDEMİR YOZGAT -
GÖREVİNİZ HAYIRLI OLSUN
Dr.ŞENNUR ŞENEL HANIM.
Vucudu iyi gıda kalbi sözle besleyin
MHP. daima güzel sözle süsleyin
Çok yaşamak istiyen iyi arkadaş bulsun
Kuvvetli olmak için milletini savunsun
İnsanlar hizmetine göre kıymet bulurlar
Geçmişte aldananlar aldanmadan yaşarlar
Milletimiz hak yolda bu yol halk millet yolu
Bizi kimse yoıkamaz işte millet siyaset bu
Allah bilir yaptırmaz müslümana hiç zulum
Müslümanı bölmeye hak razı degil bilin
Birbirini sevene allahta yardım eder
İkilik çıkaranlar bilki ihanet eder
İhanetin cezası iki yerde verilir
Birini millet verir birini allah verir
Her kim devleti için gidiyorsa barışa
Onun başı en büyük mertebeye ulaşa
İnsan olur inanmaz mı türk islam devletine
Kıyamete kadar varız türkiye cumhuriyetiyle
Gel sende türkle yürü gel yiğit ol bizimle
Hain peşine gitme türk ol ögün bizimle
emir şenol - emir_senol77@mynet.com
ÜLKÜCÜ ROL YAPANLARIN OYUNLARINI BOZAR
Ülkücüler ;12 eylül 1980 de milletin ile buluşmanın önü kesildiği gibi,birkaç Türk düşmanının iradesiyle sıkıntılar çektin işkenceler gördün.Hatta TÜK MİLLETİNE adadığın hayatını verdin.Birileri bunları hiç görmedi.Hep zenginliğe özendi.Her zaman yabancı pahalı arabalara binmeyi tercih ettiler.Devamlı paralı işlerle uğraştılar.Avrupa da haç organizasyonları yaptılar.Para kazandılar.Mercimekler türedi.Deniz fenerleri türedi.Hep makamlara geldiler .
Ben hiç hatırlamıyorum bir ülkücünün avantadan yaşamak istediğini. Para kazanmanın her yolunun mübah olduğunu söylediğini. Para deyince gözlerinin ferinin arttığını. Ben gözlerinin parladığı ,hüzünlendiği ,derin derin ah of çektiği anları gördü.Bir ülkücünün yanında Vatan,Devlet, Bayrak,Millet denilince gözlerin parladığını eğer onları zorda görüyorsa ah’ladığını of’ ladığını çok gördüm.Siyasiler de bu konuları iyi bilirler.Devleti teslim etmede ÜLKÜCÜLERE güvenirler.Her siyasi kuruluş yönetimde ÜLKÜCÜLERİ görevlendirmek ister.Hep çıkarları için kullanma düşüncesindeler.Yeter ki bir siyasi partide buluşup tek başlarına iktidar olmasınlar.Paralı bölümleri hep kendi adamlarına verirler.Zaten Ülkücünün de para da pul da gözü yoktur.Hiç yolsuzluk işlerine karışmış bir ülkücü gören duyan var mı.Zaten olsa tefe korlar onları. Mercimek ve Deniz Fenerleri unutuldu gitti.Şu an da Mecliste 650 tane mahkemelere gidecek dosya var deniyor.Doğrudur.Bunlar dokunulmazlıktan dolayı yargılanamıyor.Bir kısmı Eski İstanbul Belediye Başkanının AKPİL davalarıymış.Zimmet davaları falanmış.
Kılıçdaroğlu’nun demesine göre de 5 tane villası varmış.Millet Vekilliği maaşı ile geçinemeyen sayın başbakanın. Bugünkü yöneticilerle aynı yaşta olan ÜLKÜCÜ arkadaşlar,senin böyle bir yatırımların oldu mu.Sen tüyü bitmemiş yetim hakkı yedin mi.Sen askerler şehit edilirken “Şehide Kelle;Caniye sayın “demeyi düşündün mü.Yolsuzlukların içinde yüzüp biryandan da insanlarla alay eder gibi tavırlar sergiledin mi.Sen bu ordu için canını vermeye hazırdın.Ordudan çıkan birkaç soylarından şüpheliler senin de canını yaktı ,TÜRK milletinin de.Şehit cenazelerinde hep oradaydın.Önce şehidin namazını kıldın sonra defnettin.Bağrın yandığı içinde PKK ya nefretini dile getirdin.Senin hiçbir hareketini görmeyen yöneticiler sadece slogan attığını zannetti ve seni istismar etti.İstismarına Meclis kürsüsünden devam etti.Bu güne kadar ağzına almadığı ülkücüler için ağlama numaraları yaptılar.Yalnız çok karışık bir kompozisyon vardı.Bir kısmı ağladı, sıralarda oturanlarda alkışladılar.Ben orada bir gariplik gördüm.Alkış sahnede ROL yapanadır.Dualar HUŞU içinde yapılır.Yani ölü evinde oynanmaz.Bunlar bunu da beceremediler.Ülküdaşım sen 12 eylül öncesi Şehitlerini kara toprağa yolcu ederken alkışladın mı.Senin üzerinde siyaset yapılmasına ses çıkarmayacak mısın. Ülken parsel parsel satıldı.
Fabrikalar yabancıların eline geçti.Liman işletmeleri,TÜRK TELEKOM,SEKA,ŞEKER,SİGARA fabrikaları hep yabancılara satıldı.Türk askerinin şehidine Kelle,cani başına sayın denildi.ABD den emir almadan hiçbir işlem yapılmayan ülkede yaşıyor oldun.Sen demiyor muydun,”Ne Amerika Ne Rusya,Ne Çin Her Şey TÜRKLÜK İçin”. Avrupa Birliği Bir Hıristiyan birliğidir onlarla birlik olmak yerine TÜRK BİRLİĞİ kuralım demiyor muydun.Habur’dan çapulcular Devlet eliyle getirildiklerinde.Ellerini kollarını sallayarak ve TÜRK mahkemesini ayaklarına getirerek,pişmanlık duymadıklarını söylemelerine rağmen salıverildiği anı gözünün önüne getirdin mi ?.
Sen TÜRK milletinin birlik ve beraberliğinden bahsederken hiç aklından 36 etnik kökenli bir Türkiye den bahsedileceğini düşündün mü.Yöneticilerinin çocuklarının fabrikaları,gemileri,gazeteleri,televizyonları olduğu bir ülkede TÜRK milletinin çocuklarını işsiz aşsız gezdiğini görmüyor musun ?.Bugüne kadar senin satılık hiçbir şeyin olmadı Ülküdaşım.Senin Bedelini ödeyecek kimse çıkmadı.Bedelini ne olduğu da tespit edilmedi.Sözüm sadece ÜLKÜCÜLEREDİR.Ülkücü geçinenlere değil.Ülkücüden geçinenlere de değil.Adam gibi DAVA adamlarınadır.Şimdi seni kandıracak bir tekerleme bulmuşlar. 12 Eylül.Kara 12 eylül. Bu kadar olumsuzlukları sergileyenlerin Mecliste Anayasa taslağını nasıl hazırladıklarını bir görseydin.Herkes uyuyordu.Birileri tarafından hazırlanmakta olan maddelere oy verip gidiyorlar yada uyumaya devam ediyorlardı.Böyle bir senaryo içinde senin olmayacağını biliyorum.Sadece biraz dertleşmek için yazdım. Ülküdaşım bilirsin fizik kanunudur.Her ,vaka battığı yerden çıkar.Bu 12 eylül senin tekrar dirilişinin günü olacaktır.TÜRK Milletinin de makus talihinin değiştiği takvim olacak.Bu sefer kurtuluş günün olacak ben inanıyorum. Biz, oturduğumuz koltuğa “Şeref” verenleriz, şerefimizi oturduğumuz koltuktan alanlardan değiliz. 12 eylülde batırmaya niyetlenenler her zaman birilerini de yeşerttiler.Sen aklını ve hafızanı kullanırsan göreceksin .12 eylül.28 Şubat.27 Nisan. Bu tarihler bir şeylerin temelinin atıldığı tarihler unutma.u tarihlerde görev alan tetikçilerin hepsi bu türedi devlet yöneticileri tarafından hep kollandılar.Yani maddi paylaşım.Al gülüm,ver gülüm.Ülküdaşım sen bu pazarlıklar içinde hiç olmadın.
Sen dosdoğru bir hayat yaşaya geldin.Birileri sana akıl danışıyordu.Şimdi sana akıl mı verecekler. Referandum Türk Milletinin bir miladı olacak.Varlığını yokluğunu, bu referandumda koyacağı tavırla yüzsüzlere ders verecek.
Kibir abidelerine,soygunculara,aldatıcılara bir şamar.Ötekilerine yani iktidara talip olanlara bir uyarılı destur çekecektir.Her şeyden önemlisi,kendi varlığını ya koruyacak yada ayaklar altında ezilmesine müsaade edecektir.Kim ne yaparsa kendisi için yapar.TÜRK zor günlerin ve zamanların insanıdır.TÜRK’ün bir çıkmazı var cahil ve yoksul bırakılması.Bir kilo bulgur alınca ona karşı vefasızlık düşünmüyor.Cahilliğinden ötürüde bir kilo bulgurun kendi bulguru olduğunun hesabını yapamıyor.TÜRK ün tek zayıf noktası bunlar.Anayasa değişikliğini ne olduğunu bilmeden.Konu hakkında hiçbir bilgisi yokken.Senin iyiliğin için sandığı önüne koydum denmesi ile sandığa gidecek yada götürülecek.Zaten ötekilerde anlatmıyor.Bir kısım tetikçi medya da bu konuda tuzu kuru olduğu için iktidarın peşinde gidiyor.Devletten devletin parası ile alınan gazetelerde televizyonlarda yazarak çizerek geçimlerini sürdürenler toplum mühendisliği yapıyorlar. Onlarında bir üst makamda olanları yaptırıyor onlara.
Sonuçta Türk Milleti kendi geleceğinin kararını kendisi verecek.Nasıl ki 2002 de erken seçim kararı alındıktan sonra kararını verdi.Şimdi de kurtulamıyor.Belki her şeye rağmen kurtulma reçetesini bulmuş olur. Kendini de vatanını da onurunu da kurtarır.Milletler müzesine girmeden önce iyi düşünmelidir.Okyanus ötesi buralardaki işbirlikçileriyle TÜK MİLLETİNİ müzeye kaldırma kararı almıştır.
Türk milletinin hayatını sürdürebilmesi için zaman zaman sahneye çıkan Türk Ülkücüleri ayağa kalkma vaktidir 12 eylülde büyümenin önüne geçildi .Türkün tarihiyle oynandı.Yine bir 12 eylül buda senin kurtuluş günün olacak.vatan hainliklerine ve din tacirlerine dur diyeceğin gün geldi.Mücadeleyi bıraktığın yerden alacaksın.Gün senin günün, gün birlik beraberlik günü.Gün milliyetçiliğin iktidarının kapısının açılacağı gündür.
Rahmetli Başbuğun davetine uyalım. "Mücadelemiz her ne pahasına olursa olsun siyasi kazanç mücadelesi değil, ahlak ve fazilet mücadelesidir. Bu mücadelenin karakteri yıkıcı değil, yapıcı olmaktır ve er geç Türk insanının elinde zaferlere ulaşacaktır. Büyük Türk Milletini, böylesine şerefli bir mücadeleye davet ediyorum."Alpaslan Türkeş Allaha emanet olunuz Türk milliyetçileri ÜLKÜCÜLER…
emir şenol - emir_senol77@mynet.com
sayın hocam göreviniz hayırlı olsun allah utanrdırmasın.sayın hocam illeri teker teker dolaşırmısın.her ildeki yapılanmaları gözlerinizle görürmüsünüz.
bende eğitimciyim.genel merkezin merkezden çıkıp taşraya inmesini istiyor gerçekten ülkücüler.bazı teşkilatlara oturmuş ve özel şirketi gibi davranan yöneticileri yerinde görürmüsünüz.
allah rızası için bu yazıyı görenler okuyanlar işi ciddiye alsın.