SEN MANASTIR AÇMAYA, KİLİSE AÇMAYA, HEYBELİADA RUHBAN OKULUNU AÇMAYA DEVAM ET

SEN MANASTIR AÇMAYA, KİLİSE AÇMAYA, HEYBELİADA RUHBAN OKULUNU AÇMAYA DEVAM ET SEN MANASTIR AÇMAYA, KİLİSE AÇMAYA, HEYBELİADA RUHBAN OKULUNU AÇMAYA DEVAM ET BAŞÖRTÜSÜNÜ İSTİSMAR ETME! AKP kurulduğu günden bu yana CHP’nin milli ve manevi konulardaki gafletlerini medya üzerinden çok iyi kullanarak ayakta durmayı, kitlelerin milli ve manevi değerlerini istismar ederek kendisine oy olarak dönüşmesini sağlamaktadır. AKP, PKK ile referandum görüşmeleri yapıyor ve bu konuda anlaşma sağlanıyor. Bunun açığa çıkması ile birlikte köşeye sıkışıyor, nefes alamaz hale geliyor. Bir bakıyorsunuz CHP imdada yetişiyor ve “PKK’ya Genel Af” önerisini ortaya atarak, AKP’nin nefes almasını sağlıyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasağından dolayı muhtar olmayı bırakın, muhtar azası bile olması mümkün değilken, CHP tarafından siyasi yasağı kaldırılarak Başbakan yapıldığını hatırlıyoruz.....

Devamı Okunma : 321 8-Eylül-2010 Çarsamba

REKLAMMARKET ALMANYA
 
YILDIRAY ÇİÇEK ARŞİVİ ARA
GENÇ SESLENİŞ ARŞİVİ ARA


ARAMIZDAN BİR BAŞBAKAN ÇIKARTAMAMAK HEPİMİZİN AYBIDIR!

Süleyman ÇELİK suleymancelik9@gmail.com Okunma : 8093



09.03.2010

ATP’nin, doğru bir kararla, MHP’ye katılmasının ardından, Türk Milliyetçilerinin bir araya gelmesinden endişelen kimi mihraklar aramızdaki ayrılığı daha da derinleştirme hamleleri başlattı. Bu hamlelerin, Türk düşmanlarından gelen kısmı ile ilgili söyleyecek bir şey yok. Yüreklerini saran korku dağları, kâbuslar, onları böyle davranmaya, Türk Milliyetçileri arasına nifak sokmaya zorluyor. Lakin ayrılığın derinleşmesi ve birleşmenin önüne engel çıkartan Milliyetçilere(!) birkaç laf etmek farz oldu.

Bunlardan kimisi, Türk Milliyetçilerinin bir siyasi çatı altında toplanmasını, Yazıcıoğlu’nun aziz hatırasına saygısızlık addediyor, kimisi üç beş millet vekilliğine pazarlanmak olarak algılıyor. Böyle düşünenler ya çok duygusal davranıyor veya cehaletlerinin cesareti ile saçmalıyor.

Kimisi de, yazı yazdığı gazetenin Milliyetçilik düşmanlığını, o gazetenin Milliyetçi(!) kadrosunda istihdam edilerek ifa ediyor.

Türk-İslam davasını yüreklerinde hisseden ve mantıklı düşünenler ise, saçmalayanların tesiri ile içlerindeki “bir araya gelmek” arzusunu bastırıyorlar. Birlik olmak taleplerini yüksek sesle dillendiremiyorlar.

Bilmeyen, duymayan varsa buradan bir kez daha hatırlatıyorum.

Türk Milleti’nin tartışmasız son Başbuğu Alparslan Türkeş ve bütün ülkücülerin tartışmasız gençlik lideri Başkan Muhsin Yazıcıoğlu, hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Davalar baki, kişiler fanidir. Türk Milleti, içinden yeni başbuğlar, yeni başkanlar, yeni liderler çıkartacak kadar büyük bir millettir. Yeni Başbuğlar, yeni başkanlar çıkması, öncekilerin büyüklüğüne zeval vermez, aksine milletimizin asaletini, büyüklüğünü gösterir.

Türk Milliyetçiliğine liderlik yapmış, hizmet etmiş kişileri yaşatmak isteyen, onların aziz hatırlarına saygı duyan herkesin öncelikli vazifesi; onların teslim ettiği noktadan bayrağı daha yükseklere, onların ideallerindeki ufuklara taşımaktır.

Onları yaşatmak, resimlerini duvarlara asıp miraslarını bir kravüze koyarak premeture kavanozunda muhafaza etmek değildir. Eğer öyle olsaydı, Başbuğ Türkeş, kendisinden önceki liderlerden devraldığı bayrağı daha yükseklere taşımak için onca ezaya cefaya katlanmazdı. Eğer öyle olsaydı Muhsin Başkan, kimileri gibi, “bunca bedel ödemek yeter, artık tahsilât zamanı” derdi. Her ikisi de, son nefeslerine kadar Türk Milletinin istiklali ve istikbali için bütün güçleri ile çalıştı. Allah onlardan razı olsun.

Bir şiir okuduğu için 2 ay hapis yatanın, bunun bedelini sürekli milletten tahsil etmeye çalıştığını biliyoruz. Onca zulüm, işkence ve haksızlığa rağmen Başbuğ’dan da, Başkan’dan da tek bir kez olsun “sitayiş” ifadesi duymadıysak, bu, onların Türk-İslam davasına olan inançları, Türk Milletine olan muhabbetleri sebebiyle değil midir? Bu husus bile onların, Türk Milleti ve vatanı için yapmayacakları fedakârlığın olmadığına delalet değil midir?

Bugün yaşasalardı, bir an bile tereddüt etmeden aynı çatı altında bir araya gelmeyeceklerini mi sanıyorsunuz? Böyle sananlar asıl onların aziz hatıralarına saygısızlık ediyorlar. Dava adamlığı, liderlik, ”mevzubahis vatansa, gerisi teferruattır” ifadesini şahsında yaşamaktır. “Yaşasalardı, Ülkemizin içinde bulunduğu şartlarda bile bir araya gelmezlerdi” demek, onların liderliğinden, dava adamlığından şüphe etmektir.

Bilen çok iyi bilir ki, Başbuğumuz hepimize “Evladım” derdi. Fakat Muhsin Başkan’a bir başka derdi. “Evladım” derken, bir “evladım” deyişi daha çıkardı yüreğinden.

Aralarında oluşan itilaf, bu gün Türk Milliyetçilerini farklı yerlerde bulunmasına vesile olamaz. Bugün hayatta olsalardı eminim bir araya gelmek için bir an bile tereddüt etmez, hiçbir ön şart olmadan kucaklaşırlardı. Çünkü her ikisi de mevcudiyetlerini Türk Milleti’nin birlik ve beraberliğine adamıştı.

Kucaklaşacaklarını gönül rahatlığı ile söylememin sebebi de yine kendileridir. Çünkü ülkemizin bugün içinde bulunduğu nahoş şartlar karşısında birlik ve beraberliğin tek ilaç olduğunu onlar öğretmişti bize.

Her kim ki bu ayrılığa daha fazla tahammül gösteriyor ve bir araya gelmenin önüne rahmetlilerin itilaflarını koyarak ayrılığı körüklüyorsa, bilinsin ki o Türk Milliyetçiliğinden zerre nasiplenmemiştir.

Dava adamı olmak elbette rahmete kavuşanların ardından ağlamakla olmuyor.

Dava adamı olmak, “Kurt Kaya elini çöz” emrini duyar duymaz bir an bile tereddüt etmeden elini çözmektir. Dava adamlığı, “kim var” denildiğinde ardına bakmadan öne çıkmak demektir. Dava adamlığı, itilafları derinleştirmekle değil, müşterekleri öne çıkartmakla mümkündür.

Muhsin Başkan’ın şahadetinin ardından bütün Türk Milliyetçileri kan ağlamıştır. Hiç bir Türk Milliyetçisinin aklına “ayrıldı, gitti, bana ne ondan” filan gibi bir fitne gelmemiştir. Her Türk Milliyetçisi, en az Başkan’ın evlatları kadar üzülmüştür. Bazı cahiller köşelerinde “ağlayarak” dava adamı olunmuyor, “birlik olunursa işte o zaman buyurun Yazıcıoğlu’nun cenaze namazına” filan diyerek saçmalıyor. Evet, ufak tefek adamcıklar, büyük dava adamlarının ardından ağlayarak dava adamı olamaz. Bunu yazan nereden bilsin ki, her Türk Milliyetçisi o gün bir büyük dava adamına ağlıyor ve akıtılan her bir gözyaşı Başkan’ın manevi şahsında Kürşad’a, Atsız’a, Başbuğa, dünyadan birer hediye olarak gönderiliyordu.

Başbuğ da, Başkan da bugün Hakk’ın huzurunda. Aralarındaki (kaldıysa eğer) itilaf, Mutlak Yüce Divan huzurunda şaşmaz adalet terazisinde tartılarak halledilmiştir mutlaka.

Ve ben eminim ki Başbuğumuz, Başkan’a yine kollarını açıp “Hoş geldin evladım” demiştir. Tıpkı, Kürşad’ın “Hoş geldin oğlum Atsız” dediği gibi.

Türk Milliyetçilerine düşen, onların itilaflarını sürdürmek, derinleştirmek değil, aksine davalarının takipçisi olmak, onlardan teslim alınan bayrağı daha yükseklere taşımaktır.

Türk-İslam ülküsü bayrağını daha yükseklere taşımak için de, Türk Milliyetçilerinin aynı çatı altında güçlerini birleştirmelerinden başka çare yok. Çünkü başka Türkiye yok. Çünkü ülke semalarını paçavralar sararken, bölücü, BOP’cu, Ermenici, liboş… yağlı peynir bulmuş fareler gibi ülkemizin üzerine çöreklenirken, Türk Milliyetçiliğinin gücünü zayıflatmaya kimsenin hakkı yok. Tek bir ülküdaşımızın bile Türk Milliyetçiliğinin siyasi alandaki en güçlü temsilcisi MHP’den ayrı kalmasına gönlümüz razı değil artık.

Aksi durumda, etkili yetkili herkes tarih önünde sorumlu olacaktır.

Düşman karşısında mevzilerimizi zayıflatmanın adı her neyse, Türk Milliyetçilerinin gücünü zayıflatmanın adı da odur.

***

Her Türk Milliyetçisi gibi benim de tüm derdim ve bu yazıyı kaleme almaktaki maksadım; bunca ezaya, cefaya, fedakârlığa rağmen bir Türk Milliyetçisini Başbakan yapamamaktır. Bu, biz Türk Milliyetçilerinin büyük ayıbıdır. Bu ayıp altında kendimi eziliyor hissettiğimden, başta BBP ve onun sayın genel Başkanı Yalçın Topçu beyin ve değerli BBP yöneticilerinin “birlik ve beraberlik” konusunu, yabancı hiçbir tesir altında kalmadan bir kez daha düşünmelerini talep ediyorum.

Şayet siz de, bunca yıldır aramızdan bir Türk Milliyetçisini başbakan yapamamak ayıbını yüreğinizde hissediyorsanız, Türk Milliyetçilerinin tek çatı altında güçlerini birleştirmelerine katkıda bulunursunuz.

Eminim ki, 40 yıllık emeğin ardından bir Türk Milliyetçisini başbakan yapamamanın ızdırabı sizlerin de beyninizi zonklatıyor, yüreğinizi sızlatıyordur.

Gelin bu ayıbı hep birlikte ortadan kaldıralım.


Adınız Soyadınız
E-Mail Adresiniz
Yorumunuz