

Ülkücü İrade
Gülperi MESKİT Okunma : 9042
Millet olarak demokratikleşiyoruz! Her ne kadar ülkemizin başbakanı davalar hakkındaki hükmünü meclis kürsüsünden haykırsa da!
Millet olarak özgürleşiyoruz! Her ne kadar ülkemizin başbakan yardımcısı Meclis Başkanvekili’nin odasını basıp, nasıl yöneteceği konusunda emir verse de!
Millet olarak laikleşiyoruz! Her ne kadar ülkemizin başbakanının eşi türbanıyla Gata’ya girmediyse de Cumhurbaşkanımızın eşi başındaki örtüsüyle defalarca Gata’ya girmiş olsa da!
Fakat ‘taraf’lar tarafından da terbiyesizleştiriliyoruz. Mhp’ ye bitmez tükenmez öfkeli, sonuna kadar kuyruk acılı yazarlar, her gün köşelerinde Mhp’ye sonsuz nefretlerini kusup, akp’yi aklamaya çalışmaktalar. Hele içlerinden bir tanesi var ki Mhp’yi bir kaşık suda bağozlayacak türden. Türünün niteliği nedir biliyor musunuz? Anne-oğul, baba-kız ilişkisi hakkında ne düşünüyorsunuz sorusuna: “İki kardeş arasındaki cinsel ilişki Mısır’da, Roma’da var. Birbirini çok seven insanların, sevişmeye ulaşmamasında yanlışlık olduğunu iddia ediyorlar. Cesaretimi mi deniyorsunuz. Sekste sınıra inanmıyorum. Evet. İki insan istiyorsa her şey olur.” cevabını verir. Dahası da var tabi, hayvanlarla olan ilişkiler sorulduğunda ise:
“-Eğer insan istiyorsa... Eğer insan istediğini yaşamıyorsa çok acıklı.” cevabını verir.
Ne acıklı bir durum… Ruh hastası kişiler, çıkmış Mhp’ye akıl vermekte, Devlet Bahçeli’nin politikalarını eleştirmekteler. Hangi ruh halleriyle yapıyorlar bunu? Deli saçması fikirlerini neden kendilerine saklamayıp, Avrupa birliği fonundan para alıp, ‘taraf’lı bir gazete çıkarıp, bozuk psikolojileriyle millete akıl hocalığı yapıyorlar?
Sayın Devlet Bahçeli, grup konuşmasında artık sabrımızın zorlandığını ve sabrımızın taşma noktasına geldiğini söylemişti. Bakın bu anne-oğul ilişkisine normal gözle bakan zat ne demiş:
“milliyetçi ülkücü iradenin” sabrı taşarsa daha fazla şeyler olabileceğini biz geçmişten biliyoruz.
Biz o “iradenin” içinde silah, ölüm, kan, cinayet gördük.
Bahçeli’nin sözleri, kendi partisinin içinde o günleri özleyenlere de bir yeşil ışık yakma tehlikesini taşıyor elbet.
Tabii, şunu da unutmamalılar.
12 Eylül’den önce işlenen cinayetler “derin devletin” himayesindeydi.
Katiller de, onları kışkırtanlar da yakalanmıyordu.
Eğer bugün “milliyetçi ülkücü irade” eskiye tevessül ederse bu kez bambaşka bir gerçekle karşılaşırlar, bir iki kişi sokaklarda ölür belki ama öldürenler de, onları kışkırtanlar da, makamları, unvanları ne olursa olsun bir daha gün yüzü görmemek üzere zindanı boylarlar.”
Bakın, tarafınıza düşman olduğumuz Ahmet Altan;
Siz “Ülkücü İrade”nin bu ülke için sabrı taştığı vakit, neler yapacağını bilemezsiniz.
Elbette siz bu vatanın geleceği uğruna dar ağacına korkusuz yürüyen yiğitlerimize katil diyeceksiniz, ayıplamıyoruz. Sizin ruhsal zekanıza da bu yakışır zaten. Siz ancak yandaşlarınızla birlikte dağdaki it sürülerinin ziyaretine gidip, hallerine üzülür, onları terorist olarak değil de sizden, kendinizden biri olarak görürsünüz, haklısınız. Siz tarafsınız. Türk askerinin karşı tarafındasınız. Pkk’nın eğitim yaptığı yerlere “akademi” ünvanı verip, cesaretlerinden dolayı onları översiniz. Oradan ayrılırken de bir baba-oğul sıcaklığıyla sarıldığınızı (insanın aklına farklı şeyler de geliyor tabi) ve hiç ayrılmak istemediğinizi, her o bölgedeki çatışmada aklınızın onlarda olacağını söylersiniz. Peki Türk askeri? O aklınıza gelmiyor değil mi? Elbette gelmeyecek.Çünkü siz tarafsınız!!
Şunu da unutmayın ki Milliyetçi Hareket Partisi, sizin tarafınızda asla olmayacaktır. İstediğiniz suçlamaları yapın. Tarihi lekelemekten başka bir şey yapamayacaksınız…